Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/12684 E. 2017/4897 K. 08.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12684
KARAR NO : 2017/4897
KARAR TARİHİ : 08.06.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık suçundan sanık …’ın beraatına dair Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2012 tarihli ve 2011/222 esas, 2012/670 sayılı kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/11/2014 tarihli ve 2013/26208 esas, 2014/22933 sayılı ilamı ile eksik inceleme nedeniyle bozulmasını müteakip, adı geçen sanığın 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2015 tarihli ve 2014/732 esas, 2015/538 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/08/2015 tarihli ve 2015/1093 değişik iş sayılı kararını müteakip, sanığın 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/04/2016 tarihli ve 2015/462 esas, 2016/245 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olan suça konu tescilli binada 18/02/2009 tarihinde belediye görevlilerince yapılan kontrolde izinsiz ve projeye aykırı inşai ve fiziki müdahale yapıldığının tespit edilmesi üzerine, tespit edilen aykırılıkların düzeltilmesi için 6 aylık süre verildiği, ancak sanığın gerekli düzeltmeyi yapmadığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan yargılama sonucunda 19/07/2012 tarihli ilk karar ile sanığın izinsiz inşaat yapılması ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği, ancak beraat kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/11/2014 tarihli ve 2013/26208 esas, 2014/22933 sayılı ilamı ile suç teşkil eden inşai ve fiziki müdahale tarihinin, yapan kişilerin ve müdahalenin niteliğinin şüpheye yer verilmeksizin tespit edilerek sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verildiği, bunun üzerine mahkeme tarafından sanat tarihçisi ve inşaat mühendisi bilirkişilere düzenlettirilen 30/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda izinsiz uygulamaların 2000 yılında yapıldığının tespit edildiği cihetle,
1- Her ne kadar belediye görevlilerince 18/02/2009 tarihinde tutanak tutulmuş ise de, bilirkişi raporuna göre eylem tarihinin 2000 yılı içinde olması karşısında, sanık lehine değerlendirme yapılarak suç tarihinin 2000 yılı olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna göre suç tarihinde yürürlükte olup zamanaşımı bakımından lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde yer alan 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolmuş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Kabule göre de, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65/b maddesinde, 27/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yapılan değişiklikten önce “Sit şartlarına ve korunma planlarında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurullarınca belirlenen alanlarda öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaat yapan veya yaptıranlar bir yıldan üç yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar” şeklinde düzenleme bulunduğu cihetle, suç tarihi itibari ile hapis cezasının alt sınırının 1 yıl olması karşısında daha lehe olduğundan sanık lehine uygulanması gerektiği gözetilmeden, anılan değişiklikten sonraki ceza miktarının uygulanmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 14/11/2016 gün ve 94660652-105-34-10668-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24/11/2016 gün ve 2016/391128 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2016 tarihli ve 2015/462 Esas – 2016/245 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMK’nın 309/4-d maddeleri gereğince bozma nedenine göre uygulama yapılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/06/2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.