Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/12820 E. 2017/3447 K. 26.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12820
KARAR NO : 2017/3447
KARAR TARİHİ : 26.04.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği

Hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.04.2016 tarihli ve 2014/50206 soruşturma, 2016/31676 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilmesi üzerine, hakaret suçu yönünden itirazın reddine, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/2507 değişik iş sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; yabancı ülke vatandaşı olan şüphelinin ikamet ettiği Amerika ülkesinde, internet üzerinden açtığı web sitesinden şikayetçinin telefon, elektronik posta ve adres bilgilerini paylaşmasından ibaret somut olayda; şüpheliye isnad edilen suçun yabancı tarafından yabancı bir ülkede Türk vatandaşı aleyhine işlenen suç niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yer bakımından uygulanmasına dair 12. maddesinde “(1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır. (2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması hâlinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.” şeklinde hükme yer verildiği, 12/2. maddesindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere bu nitelikteki suç yönüyle Türk Ceza Kanunlarına göre yargılamanın yapılabilmesinin failin Türkiye’de bulunması şartına bağlandığı, dosya kapsamına göre Türkiye’de bulunmayan şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kaldı ki merciince savcılık tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin neler olduğu belirtilmeksizin tahkikatın genişletilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 15.11.2016 gün ve 94660652-105-06-10181-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2016 gün ve 2016/392595 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Yabancı tarafından işlenen suç” başlıklı 12. maddesinde; “(1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır. (2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması halinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, yurt dışında Türk vatandaşının aleyhine 13. maddede yazılı suçlar dışında suç işleyen yabancı uyruklu şüpheli hakkında kovuşturma yapılabilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir:
a) Suçun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik sahası dışında işlenmiş olması,
b) Türk vatandaşı olmayan bir kimse, yani yabancı tarafından işlenmiş olması,
c) Yurt dışında işlenen suçun, “Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suç” olması,
d) Yabancı ülkede işlenen suçun “bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına” işlenmesi,
e) Failin Türkiye’de bulunması,
f) İşlenen suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması”.
Bütün bu koşulların gerçekleşmesi halinde, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine Türkiye’de yargılama yapılabilecektir.
İncelenen dosyada; yurt dışında Türk vatandaşının aleyhine hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını işlediği iddia olunan yabancı uyruklu şüphelinin Türkiye’de bulunmaması karşısında şüpheli hakkında Türkiye’de yargılama yapılması için gerekli koşulların gerçekleşmemesinden dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.04.2016 tarihli ve 2014/50206 soruşturma, 2016/31676 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu açısından da reddine karar verilmesi gerekirken, anılan suçun cezasının suç tarihi itibariyle asgari bir yıl hapis cezası olması nedeniyle soruşturma yapılabilmesi için şüphelinin Türkiye’de bulunmasının zorunlu olmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen kabulü ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin neler olduğu da belirtilmeksizin soruşturmanın genişletilmesine ilişkin Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/2507 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.04.2016 tarihli ve 2014/50206 soruşturma, 2016/31676 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kısmen kabulü ile anılan kararın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu açısından kaldırılmasına ilişkin Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/2507 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.