Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/12964 E. 2017/3514 K. 26.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12964
KARAR NO : 2017/3514
KARAR TARİHİ : 26.04.2017

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 89.066,79 TL maddi ve 650.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, objektif bir ölçü olmamakla birlikte, manevi tazminat miktarının davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, adalet ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 1084 gün süreyle tutuklu kalan davacı lehine bu ölçülere uymayacak ve faizi ile aylık 26.983 TL’ye tekabül edecek, emsal uygulamaların da oldukça üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması,
2- Davacı tarafça sunulan Jandarma Genel Komutanlığı’nın yazı içeriklerinde, tutuklandığı tarihte Jandarma kurmay albay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli olan davacının, ancak beraat etmesinden sonra 08.06.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, nasbının 30.08.2012 tarihine götürülerek kıdemli kurmay albaylığa terfi ettirildiği, kıdemli kurmay albay rütbesine emsallerinden geç terfi etmesi nedeniyle albay ile kıdemli albay rütbeleri arasındaki maaş farkının geriye dönük olarak ödemesinin 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33. maddesindeki düzenleme nedeniyle yapılamadığının belirtildiği dikkate alındığında, anılan maaş farkının ödenmesine ilişkin olarak davacının bağlı bulunduğu kuruma yaptığı bir başvuru olup olmadığı, davacı tarafından bu konuda açılmış idari bir dava bulunup bulunmadığı, davadan sonra bile olsa herhangi bir idari tasarrufla ödenmesine karar verilip verilmediği ve bu konudaki yasal mevzuat araştırılarak, ancak maaş farkının başka bir yolla ödenmesinin de mümkün olmadığının belirlenmesi halinde, bu miktarın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Tutuklandığı tarihte Giresun J. Bölge K.lığı Kurmay Başkanlığı görevini yürüten davacının bu görevinden sonra J.Komd.Eğt.A.K.lığı, bunu müteakiben de İl J.K.lığı görevine atanabilmesi için gerekli şartları taşımış olsa bile, bu atamanın mutlak suretle yapılacağı varsayılarak oluşacak muhtemel maaş kayıplarının maddi tazminata eklenemeyeceğinin gözetilmemesi,
4- Davacının bağlı olduğu kurum tarafından makamı, mevkisi ve yetkisi olmayan bir göreve atanması nedeniyle ailesinin lojmandan çıkarak ev kiralamak zorunda kaldığından bahisle ödenen kira bedelleri, Oyak üyesi olan davacının maaşından eksik ödenen aidatlar nedeniyle mahrum kaldığı nema miktarı, görev başında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına her ay, 2155 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre ödenen tayın (yemek yardımı) bedeli, davacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru nedeniyle ödediği kargo bedelleri ile çeşitli kurum ve kuruluşlara yaptığı bilgi edinme başvuruları, şikayet, itiraz ve benzeri nedeniyle ödediği posta giderleri ve temyize konu tazminat davası için avukata vekalet vermesi nedeniyle ödediği noter masrafının CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması,
5- Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının vekaletnameli bir müdafi tarafından mı, yoksa Baro tarafından atanan müdafi tarafından mı temsil edildiği belirlenerek, davacının vekaletnameli bir müdafi tarafından temsil edildiğinin tespit edilmesi halinde, davacı tarafça sunulan 13.01.2015 tarih, 17.600 TL bedelli ödeme makbuzuna ilişkin olarak beraat karar tarihinden önce düzenlenmiş ve anılan ceza dava dosyasına ilişkin olduğu anlaşılan serbest meslek makbuzu bulunup bulunmadığı araştırılarak, ancak böyle bir serbest meslek makbuzunun bulunması halinde, serbest meslek makbuzunun üzerindeki bedelden beraat kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 3.000 TL maktu vekalet ücretinin düşülmesinden sonra kalan vekalet ücreti miktarının maddi zarar kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
6- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmedilen toplam tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bir kez nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.