YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2250
KARAR NO : 2017/5588
KARAR TARİHİ : 28.06.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hakaret, tehdit, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hükümler : 1- Hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/2, 43, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK’nın 136/1, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Hakaret, tehdit ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İddianamedeki anlatım ve uygulanması istenen sevk maddelerine göre; sanık …’ın, mağdur …’ya yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddiasıyla da dava açılmasına rağmen mahkemece mağdur …’ya yönelik bu suçlara ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, dava konusu edilen bu eylemlerle ilgili olarak zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın sübutu kabul edilen hakaret suçunun yasal unsurlarının tarif edildiği TCK’nın 125/2. madde ve fıkrasının, yaptırım yönünden aynı maddenin birinci fıkrasına atıfta bulunmasından dolayı sanık hakkında temel ceza belirlenirken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK’nın 125/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 125/1. madde ve fıkrası” şeklinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi,
2- Sanığın telefonla aramak ve mesaj göndermek suretiyle mağdur …’e hakaret ettiği kabul edilmesine ve sanık tarafından mağdur …’ye hakaret edildiğine dair iddianamede bir anlatım bulunmamasına rağmen sanığın hakaret suçunu “aynı suç işleme iradesi ile birden fazla kişiye karşı” işlediğinden bahisle hakaret suçundan hükmedilen cezada TCK’nın 43. maddesi gereğince ¼ oranında artırım yapılarak sanığa fazla ceza tayini,
3- Sanığın, daha önce mağdur … tarafından tehdit edildiğini ve bu iddiasına ilişkin Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatıldığını ifade etmesi karşısında, sanığın savunmasında geçen dosyanın akıbeti araştırılıp incelenerek, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespit edilmesi, bu hususun belirlenememesi durumunda da sanık lehine tehdit suçu yönünden TCK’nın 29 ve hakaret suçu yönünden aynı Kanun’un 129. maddelerindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK’nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5- Mağdur …’ün, …com elektronik posta hesabının kullanıcısı tarafından kızı olan diğer mağdur …’nin ev ve cep telefonu numaralarının internette yayımlandığına ve kızının rahatsız edildiğine dair beyanı üzerine yapılan soruşturma sonunda, ….com elektronik posta hesabına, kimliği taspit edilemeyen kişi ya da kişilerce internet kafelerdeki bilgisayarlardan erişim sağlandığının belirlenmesi ve söz konusu elektronik posta hesabının sanığa ait olduğuna dair bir tespit bulunmaması karşısında, sanığın üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanığın, mağdur …’nin kişisel veri niteliğindeki telefon numaralarını, onun bilgisi dışında, internetteki arkadaşlık siteleri üzerinden 2009 yılı Ağustos ayına kadar yayımlayarak, üst sınırı 4 yıl hapis cezasını gerektiren TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında, karar tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
6- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında vurgulandığı üzere, CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi gereğince nazara alınacak “zarar”ın, kanaat verici, basit bir araştırma ile belirlenebilir maddi zarar olması ve sübutu kabul edilen tehdit, hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından dolayı mağdurların maddi bir zararlarının bulunmaması karşısında, 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle CMK’nın 231. maddesinin altıncı fıkrasına eklenen, “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” hükmü de nazara alınıp, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle takdiri indirim maddesi uygulanarak cezalarında indirim yapılan, geçmiş hali olumlu değerlendirilip, hükmedilen hapis cezaları ertelenen ve adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, CMK’nın 231/6. madde ve fıkrasında gösterilen objektif ve sübjektif koşullar değerlendirilmeksizin, “müştekilerin uğradığı zararın giderilmediği” biçimindeki, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.