YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2316
KARAR NO : 2017/6718
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince
mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii, katılan vekili ve müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davaya konu kazada ölenin babası olan müştekinin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 18/09/2014 ve yargılama aşamasında mahkemeye sunduğu 23/10/2014 tarihli dilekçeleri ile sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılma talebi olduğunu beyan ettiği ancak mahkemenin 16/10/2014 ve 11/11/2014 tarihli celselerde verdiği ara kararı ile “ölenin babası olduğu anlaşılan …’in ölen üzerine velayet hakkı bulunmaması ve ceza evinde hükümlü olması dolayısıyla suçtan zarar görme ihtimali bulunmadığından dilekçe ile yapmış olduğu katılma talebinin reddine” karar verildiği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere ölenin annesi katılan ile müştekinin boşandığı, velayetin mahkeme kararı ile katılan anneye verildiği, ayrıca müştekinin hükümlü olduğunun görüldüğü, açıklanan sebeplerle mahkemenin 16/10/2014 ve 11/11/2014 tarihli celselerde müşteki …’in katılma talebinin reddine ilişkin ara kararlarının kaldırılması ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik incelemeye, kusur durumuna, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan … vekilinin ceza miktarına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına ve paraya çevirmeye ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.