Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/2875 E. 2017/9306 K. 23.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2875
KARAR NO : 2017/9306
KARAR TARİHİ : 23.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : 1-Katılan Sanık … hakkında TCK’nın 89/4, 62, 50/1-a, 50/6, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Katılan Sanık … hakkında TCK nın 89/1, 62, 52, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan katılan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler katılan sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Katılan sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre katılan sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırım” ibaresinin 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 26.02.2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım ,diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu,TCK nın 50/6. maddesinde hükmün kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlendiği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi, yine ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususuna hükümde yer verilmemek suretiyle TCK’nın 52/4. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, sanık … hakkındaki hüküm fıkrasının TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümü hükümden çıkarılarak yerine ”TCK’nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2-Katılan sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre katılan sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Olay gecesi katılan sanık …’in sevk ve idaresindeki otomobille hafif eğimli, bölünmemiş, iki yönlü, aydınlatması bulunan caddede üzerinde Zonguldak istikametine seyir halinde iken, karşı yönden gelen sanık … idaresindeki otomobil ile çarpışması şeklinde meydana gelen olayda; dosya kapsamı ve tanıklar …, …, …’ın bütün aşamalardaki değişmeyen beyanları göz önüne alındığında, sanık …’ın, sollama yasağı düz çizgisi bulunan eğimli yol bölümünde hatalı bir şekilde önünde seyreden araçları sollamak için karşı şeride geçtiği sırada, karşı yönden gelen sanık …’in, şerit ihlali yapan araç ile çarpışmamak için, yolun sağında park halinde araçların bulunması nedeni ile sol şeride geçmeye çalıştığı, ancak sanık …’ın da önündeki araçları geçişini tamamlayıp tekrar şeridine döndüğü sırada, her iki aracın da sağ ön yan kesimlerinin, sanık … idaresindeki aracın seyir şeridinde çarpıştıkları, nitekim kaza tespit tutanağında da çarpma noktasının sanık …’ın seyir şeridi içinde gösterildiği anlaşılmış olup; hatalı sollama yapıp karşı şeride geçmek suretiyle şerit ihlali yapan sanık … hakkında TCK’nın 22/3. maddesinde anlatımını bulan bilinçli taksir hükmü uygulanarak sanığın cezasından artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceği ihtarı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;
Kanuna aykırı olup, katılan sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.