YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/295
KARAR NO : 2017/2798
KARAR TARİHİ : 04.04.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/4, 62, 51/1-3-6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kusura, sanığın beraatine karar verilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 23.10.2013 günü saat 18:45 sıralarında katılan sürücü …’in yönetimindeki otobüs ile yerleşim yeri içinde, aydınlatmanın olduğu, iki yönlü, düz, kuru, eğimsiz, asfalt kaplama yolda seyir halinde iken, dört yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde, kendisine hitaben DUR levhasına rağmen seyrine devam ederek yolun sağ tarafından kavşağa giren sanık … yönetimindeki otobüsün ön tampon kısımları ile kendi aracının sağ arka yan kaporta kısımlarının çarpışması sonucu katılan sürücü idaresindeki otobüste yolcu olarak bulunan …’un basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde, …’in ise hayati tehlikeye, 3. derece kemik kırığına ve işlev kaybına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, her ne kadar sanık tali kusurlu ise de, kaza neticesinde biri nitelikli şekilde olmak üzere iki kişinin yaralandığı gözetilerek, alt sınırdan bir miktar daha uzaklaşılmak suretiyle hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, asgari hadden ceza tayin edilmesi,
2- TCK’nın 50/1. maddesinde kısa süreli hapis cezasının suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrileceği belirtilmiş olmasına karşın, dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan, duruşmalara düzenli olarak katılan ve dosyaya herhangi bir olumsuz davranışı yansımayan ve lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep eden sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi ve kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine ve TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 04/04/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Tartışılacak olan husus hapis cezasının, öncelikle paraya mı çevrileceği veya erteleme hükümlerinin mi uygulanacağı hususudur.
Yasa koyucu, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin her iki kurum yönünden bir öncelik sıralaması belirlememiş, gözetilecek ölçütleri göstermekle yetinerek hangisinin uygulanacağı hususunu hakimin takdirine bırakmıştır. Cezanın kişiselleştirilmesinde hakim, sanığın durumunu dosyadaki bilgi ve belgelere ya duruşmada edindiği izlenime göre değerlendirecek ve bu kurumlardan hangisinin uygulanacağını ya da uygulanmasının gerekmediğini kanunda öngörülen ölçütlere göre takdir edecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/12/2013 tarih 2012/12-1519 -2013/613 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir. Bu bağlamda ödeme gücü bulunmayan bir sanık için ertelemenin, ödeme gücü yerinde olan ve bu yönde talepte bulunan bir sanık için ise adli para cezasına çevirmenin daha lehe olduğunun kabulü mümkündür. Her somut olayda sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kişiliğine göre bir belirleme yapmak gerekir.
Somut olayda, şöfor olup aylık geliri 820-tl olan, bakmakla yükümlü 5 çocuğu bulunan sanığın adli para cezasını ödeyemeyeceği, erteleme hükümlerinin uygulanmasının sanığın durumu itibariyle daha lehine olacağı açıktır. Sanık tarafın, lehe hükümlerin uygulanması talebinde bulunduğu ancak ne yargılama aşamasında ne de temyiz itirazlarında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi yönünde taleplerinin de bulunmadığı görülmekle,
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, sanık tarafın lehe hüküm talebinin bulunduğundan bahisle kararda adli para cezasına çevrilme hükümlerinin tartışılmaması hususunu 2 numaralı bozma nedeni olarak kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.