Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/6732 E. 2017/2066 K. 16.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6732
KARAR NO : 2017/2066
KARAR TARİHİ : 16.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
“Kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapma” suçunun, sit alanı veya 2863 sayılı Kanuna göre korunması gerekli başka bir yerde işlenmesi halinde, aynı Kanunun 74/1-1. cümlesinin; belirtilen niteliği haiz olmayan bir yerde işlenmesi halinde ise, ilaveten 74/1-2. cümlesinin uygulama alanı bulacağı, Dairemizin 12/03/2015 tarih, 2014/5029 – 2015/4617 E. K. sayılı ilamı ile, sanıkların atılı suçu işledikleri sabit kabul edilmekle birlikte, olay yerinin niteliği tereddütsüz biçimde saptanarak, sonucuna göre sanıklar hakkında uygulama yapılması gerekliliğinden dolayı bozma kararı verildiği, bozma ilamına uyularak icra edilen keşfe dayalı 02/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda, kazı fiilinin gerçekleştirildiği bölgenin, 2863 sayılı Kanunun kapsamı dışında kaldığının belirtildiği anlaşılmakla; sanıkların, anılan Kanunun 74/1-1. cümlesi uyarınca tayin edilecek temel cezadan, 74/1-2. cümlesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı” şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile beraatlerine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23/11/2010 tarih ve 7/191 – 227 sayılı kararında, “Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 326 ve 5271 sayılı TCK’nın 307/2. maddeleri uyarınca zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanan bu zorunluluk uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır” hususlarına yer verilmiş olup; somut olayda, davaya yeniden bakan mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada, Dairemizin 12/03/2015 tarih, 2014/5029 – 2015/4617 sayılı bozma ilamı, 20/03/2013 tarihli karar ile beraatine hükmedilen

sanık …’in aleyhine olmasına rağmen, adı geçen sanığın, yakalama emrine istinaden 21/09/2015 tarihinde alınan savunmasından önce bozma ilamının okunmaması ve bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde, 1412 sayılı CMUK’un 326 ve 5271 sayılı CMK’nın 307. maddelerinin ihlal edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.