Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/686 E. 2017/2844 K. 06.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/686
KARAR NO : 2017/2844
KARAR TARİHİ : 06.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 2007 olarak gösterilmesi mahalinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak değerlendirilmiştir.
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 21/07/1993 tarih ve 6005 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli taşınmazda 08/09/2006 tarihinde yapılan incelemeler sonunda, restorasyon projesinden farklı olarak iç planlamada değişiklikler ile arka aydınlık olarak tanımlanan kısma ek yapıldığının, zemin katta mutfak, üst katta banyo olarak kullanıldığının, zemin kat dükkanlarda pencere bölüntülerinde değişiklik yapıldığının tespit edilmesi üzerine, anılan kurulun 02/05/2007 tarih ve 2468 sayılı kararı ile restorasyon projesine aykırı yapılan uygulamaların 6 ay içerisinde giderilmesine karar verildiği, Kurulun 14/07/2009 tarih ve 3799 sayılı kararında, kurul uzmanlarınca yerinde yapılan incelemede aykırılıkların giderilmediğinin belirlendiği, taşınmaz kaydı incelendiğinde, korunması gerekli eski eser olduğuna dair 18/03/1993, 03/11/1995 ve 08/01/1997 tarihli şerhlerin bulunduğu, sanıkların taşınmazı 1997, 2002 ve 2006 yıllarında edindikleri, sanıklar tarafından taşınmazın edinildiği tarihlerde tapu kaydında mevcut olan taşınmazın kültür varlığı olduğuna dair şerhlerin sanıklar tarafından görüldüğü, bu itibarla taşınmazın özelliğinin sanıklar tarafından bilindiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda, dava konusu aykırılıkların hangi sanık tarafından ne zaman yapıldığının tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşılmakla, mahkemece, mahallinde konusunda uzman inşaat ve sanat tarihçi bilirkişiler refakatinde yeniden keşif icra edilerek, öncelikle, kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları gibi teknik verilerden yararlanılmak suretiyle, suça konu taşınmazda gerçekleştirilen davaya konu inşai faaliyetlerin yapım tarihi belirlenip, müdahalelerin hangi sanık/sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin tereddütsüz şekilde tespit edilmesi ile, tescilli binanın mevcut durumunun, onaylı projelere uygun olup olmadığının, projelere aykırılık saptanması halinde, aykırılık/lar nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, tescilli binanın son halinin kurul onaylı projelere uygun olduğunun tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanıkların beraatlerine; aksi takdirde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi uyarınca sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.