YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8040
KARAR NO : 2017/7465
KARAR TARİHİ : 12.10.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak
Hüküm : CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması ile;
TCK’nın 179/3-2, 62/1, 50/1-a, 52/1-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3-2, 62/1. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tâbi tutulmasına dair İzmir (Kapatılan) 13. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/03/2014 tarihli ve 2013/953 esas, 2014/202 karar sayılı kararının 28.03.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın deneme süresi içerisinde 15/04/2014 tarihinde “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak” suçunu işlediği ve İzmir 24.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/11/2014 tarihli ve 2014/313-2014/151 sayılı kararı ile bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği ve hükmün 25/12/2014 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2015 tarihli ve 2015/42 esas, 2015/202 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca ancak, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında durumunun değerlendirilerek, kısmi infaz veya koşulların varlığı halinde TCK’nın 50. ve 51. maddelerinin uygulanması suretiyle yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabileceği gözetilmeksizin, yeniden suç işleyen sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi yerine, yükümlülük belirlenmeyen sanık hakkında zorunluluk hali de bulunmadığı halde, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yeniden yargılamasının yapılarak cezasında indirim yapılması gerektiğine ve sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığa hükmedilen 3 ay 10 gün hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2-Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin hüküm fıkrasının devamında, TCK’nın 52/4. maddesinin son cümlesi uyarınca taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ile birlikte, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmesi gerekirken, infaz yetkisini kısıtlar biçimde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün 6.bendindeki “3 ay 10 gün hapis cezasının” ibaresinden sonra gelmek üzere, “adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 100 gün olarak belirlenmesine” ibaresinin eklenmesi, hükmün 7.bendindeki “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine” ibaresinin “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresi olarak değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.