YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8074
KARAR NO : 2017/3876
KARAR TARİHİ : 11.05.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : CMK’nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK’nın 179/3-2, 62/1,50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle;
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK’nın 179/3-2, 62/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Boğazlıyan Sulh Ceza Mahkemesinin 28/02/2013 tarih, 2013/54 esas, 2013/72 karar sayılı kararının 02/04/2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde işlediği aynı suçtan Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/496 esas, 2013/675 karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın 24/12/2014 tarihinde kesinleşmesiyle, 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın kasten suç işlediği gerekçesiyle yapılan ihbar üzerine CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına ilişkin Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2015 tarih ve 2015/83 esas, 2015/2010 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
01/01/2013 tarih saat 22:15 sıralarında, sevk ve idaresinde araç ile seyir halinde olan sanığın, kolluk birimlerince durdurulduğu ve alkolmetre ile yapılan ölçümde 84 promil alkollü olduğunun tespit edildiği somut olayda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel olarak kabulü gerektiği, olay saati itibarıyla sanıkta tespit edilen alkol mikatrının 100 promilden düşük olduğu, sanığın almış olduğu alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair dosya kapsamında da bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olduğu, gerekçede, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanması, Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtiltildiği, yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağı, bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunduğu, hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesinin 1412 sayılı Kanun’un 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacağı; incelenen dosya kapsamından, daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonucu verilen hükümde gerekçe bulunmadığı gibi deliller değerlendirilmeden ve atılı suçun sübutu da tartışılmadan yalnızca önceki hükme atıf yapılarak yazılı şekilde gerekçesiz olarak hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanıığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.