Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/8189 E. 2017/3492 K. 26.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8189
KARAR NO : 2017/3492
KARAR TARİHİ : 26.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanan TCK’nın 179/3-2, 62, 50, 52/2, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Kınık Sulh Ceza Mahkemesinin 05/02/2011 tarih ve 2011/215 E. 2012/32 K. sayılı, 15/03/2012 tarihinde kesinleşmiş bulunan ilamı ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip, 5 yıl denetim süresi belirlenen sanığın denetim süresi içinde 19/03/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde kabul etmek veya bulundurmak suçu nedeniyle Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2014 tarih ve 2014/432 E. 2014/640 K. sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verildiği ve bu hükmün 13/02/2015 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair dosya kendisine devredilen Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2015 tarihli ve 2015/78 Esas, 2015/204 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
1-)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediği ihbarı üzerine yeniden yapılan yargılamada, sanığa usulüne uygun çağrı kağıdı çıkarılıp, hükmün açıklanmasını gerektiren koşulların oluşup oluşmadığının duruşma açılarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK’nın 231/11. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde evrak üzerinden duruşma açılmadan karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının ihlal edilmesi,
Kabule göre ise;
2-)Mahkeme kararlarında tarafların anlayabileceği ve Yargıtay denetimini mümkün kılacak şekilde suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, savunmada ileri sürülen hususlar ile hükme esas alınan ve ret edilen delillerin tartışılıp değerlendirilmesi, yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğu ve sonuca nasıl ulaşıldığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve suç oluşturduğu kabul edilen eylem ve işleniş şekli gösterilmeyerek, yasal gerekçeden yoksun şekilde hüküm kurularak Anayasanın 141, CMK’nın 34. ve 230. maddelerine aykırı davranılması,
3-)TCK.nun 53/6. maddesinde yazılı sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin ancak taksirle işlenen suçtan mahkumiyet halinde uygulanmasının mümkün olduğu gözetilmeden, kasten işlenen atılı suçtan cezalandırılan sanık hakkında tedbirin uygulanmasına karar verilmesi,
4-Sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmesi sonrasında, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtarın TCK’nın 52/4. maddesi yerine, infaz aşamasına ilişkin 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince yapılması suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.