YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9497
KARAR NO : 2017/605
KARAR TARİHİ : 31.01.2017
Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Karar Tarihi : 04/01/2016
Taksirle öldürme suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/12/2014 tarihli ve 2014/17957 soruşturma, 2014/19607 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 04/01/2016 tarihli ve 2016/33 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, soruşturma dosyası kapsamına göre: Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 17/12/2014 tarihli ve 4813 karar sayılı raporunda maktülün ölümünün kalp damar hastalığı ve gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu ve anılan raporda maktülün tedavisine katılan Dr. …’a atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, somut olayda müteveffa …’ın 11/02/2013 tarihinde saat 21:00 civarında şüpheli … tarafından koroner anjiyo ameliyatının yapıldığı, gece koroner yoğun bakımda kalıp ertesi gün sabah saat 11:00 sıralarında taburcu edildiği, yakınları tarafından evine götürüldüğünde fenalaşarak tekrar hastaneye kaldırıldığı, aynı gün 12/02/2013 tarihinde saat 13:30 sıralarında vefat ettiği, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada müteveffanın tedavisine ilişkin tıbbi belgelerin gönderilerek Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulununda rapor alındığı, söz konusu bu raporda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 23/6. maddesinde, “Konu İhtisas kurullarından hangisini ilgilendiriyor ise Başkan ve üyeleri o oturuma çoğunlukla iştirak etmek zorundadır. İncelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça bu konuda müzakere açılamaz.” şeklindeki düzenlemesine muhalefet edilerek incelenecek konunun uzman üyesi olarak aralarında kalp damar uzmanı bulunmayan üyeler tarafından yapılan değerlendirme sonucunda şüphelinin kusurunun olmadığının belirtildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402, esas, 2013/19286 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinde dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlı olacağı, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu, bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, müteveffanın ölümü konusunda aralarında kalp damar uzmanı bulunacak şekilde Yüksek Sağlık Şurası da dahil olmak üzere üniversitelerin tıp fakülteleri veya eğitim veren devlet hastanelerinden de görüş alınarak soruşturmanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği gözetilemeden, yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü, yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle,5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 21.06.2016 gün ve 94660652-105-34-6016-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 04/01/2016 tarihli ve 2016/33 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.