YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1111
KARAR NO : 2017/2435
KARAR TARİHİ : 28.03.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle yaralama, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 1-Taksirle yaralama suçundan; beraat
2- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan; TCK’nın
179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, sanık müdafiinin suçun oluşmadığına, katılan vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, anılan suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu olmaları kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu durumlarda sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi yada şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı durumlarda ise sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının kabul edilmesi karşısında, somut olayda sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanan mağdur …’in aşamalarda sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmesi nedeniyle, sanığın bilinçli taksirle yaralama suçundan aynı Kanunun 89/1, 22/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, unsurları oluşan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise “hüküm verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.