YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1239
KARAR NO : 2017/5807
KARAR TARİHİ : 04.07.2017
Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Taksirle yaralama suçundan şüpheliler ……………. ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/06/2016 tarihli ve 2014/79345 soruşturma, 2016/45253 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/08/2016 tarihli ve 2016/3404 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1- Taksirle yaralama iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda mağdur….’ın dizine takılan protezin enfekte olması nedeniyle şüphelilerce operasyon yapılması amacıyla öncelikle mağdura belden iğne yapıldığı (spinal anestezi) esnada, mağdurun belden aşağının felç olduğu, mağdurun kullandığı iddia olunan “Coumadin” adlı ilacın spinal anesteziden 10 gün öncesinden bırakılması gerektiği ancak söz konusu ilacın ameliyattan sadece 4 gün önce bıraktırıldığı, müşteki vekilinin bu yöndeki iddiası üzerine herhangi bir araştırma yapılmadığı, söz konusu ilacın ameliyattan ne kadar süre önce terk edilmesi gerektiği ve spinal anesteziye herhangi bir etkisinin olup olmadığı yönünde rapor aldırılması gerektiği ve sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2- 1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, Mahkemesince, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın herhangi bir gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 26.12.2016 gün ve 94660652-105-34-12975-2016 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/08/2016 tarihli ve 2016/3404 karar sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.