YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1820
KARAR NO : 2017/3452
KARAR TARİHİ : 26.04.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Suç Tarihleri : 01/08/2005-02/05/2006
Hüküm : TCK’nın 134/1-2; 134/2-1, 43, 1412 sayılı CMUK’un 326/son, TCK’nın 51, 53/1-a-b-c-d-e, 53/2, 53/3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 28.12.2016 tarihli tevdi kararı uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından katılan vekilinin temyizi ile ilgili olarak ek tebliğname düzenlendiği belirlenerek yapılan incelemede:
Sanık savunması, katılanın beyanı, şikayet tarihi ve dosya kapsamındaki delil durumuna göre; “01/08/2005-02/05/2006” olan suçların işlendiği tarihin, gerekçeli karar başlığına, “01/01/2005” olarak yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı kabul edilmiştir.
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın, katılanın bilgisi ve rızası dışında kaydettiği fiziksel mahremiyetine ilişkin görüntülerini, … elektronik posta adresini kullanıp, MSN aracılığıyla iletişime geçtiği tanıklar Aliye’ye ve Osman’a internet üzerinden; ayrıca, tanıklar Selçuk’a ve Şeyma’ya dizüstü bilgisayarında bulunan kaydı izleterek göstermesi eylemlerinin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve zincirleme şekilde görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturduğuna ve her iki suçtan dolayı ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmasına dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta, katılan vekilinin erteleme hükümlerinin uygulanmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığa görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı 1 yıl 6 ay hapis cezası ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hükmedildikten, hükmedilen hapis cezaları ertelendikten ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün uygulanmasından sonra, 1412 saylı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezanın 1 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç cezanın 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilmesi ve sonuç ceza 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edildikten sonra erteleme hükümlerinin ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün uygulanması,
2- TCK’nın 51/7. maddesinde, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen hükümlünün, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin düzenlendiği gözetilmeden, hükmolunan hapis cezası ertelenen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezasının “AYNEN İNFAZ EDİLECEĞİ” şeklinde, infazı kısıtlar biçimde ihtarda bulunulması, kanuna aykırı,
3- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun kendi alt soyu bakımından uygulanmamasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı uyarınca TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; gerekçeli kararın son paragrafındaki, “ancak sanığın daha önce TCK 134 maddesi açısından aldığı toplam cezanın 1 yıl 6 ay olması nedeniyle ve önceki kararı sadece sanığın temyiz etmesi CMK 326/son maddesi gereğince kazanılmış hak olarak değerlendirildiğinden sanığa TCK 134/1 ve 2 maddelerinden verilen toplam cezaların önceki verilen cezaya indirilmesi suretiyle ceza tayin edilmesine karar verilmekle” ibarelerinin ve hüküm fıkrasının 3 numaralı bölümünün 1, 3, 4 ve 5. paragraflarının hüküm fıkrasından çıkarılarak, hüküm fıkrasından çıkarılan paragrafların yerlerine, “3- Sanığa hükmedilen ceza miktarları, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve suçları işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaat oluşması nedeniyle; ayrıca, bozma kararı öncesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı hükmedilen erteli hapis cezasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiği gözetilerek, sanığa hükmedilen hapis cezalarının TCK nun 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, hapis cezaları ertelenen sanık hakkında TCK’nın 51/3. maddesi gereğince takdiren 2 yıl denetim süreleri belirlenmesine, sanığın kişiliği ve sosyal durumu dikkate alınarak TCK’nın 51/6. maddesi gereğince denetim sürelerinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine, TCK’nın 51/7. maddesi gereğince sanığın denetim süreleri içerisinde kasten suç işlemesi durumunda ertelenen hapis cezalarının kısmen veya tamamen infaz edileceği, aynı Kanun’un 51/8. maddesi gereğince denetim sürelerini iyi halli olarak geçirmesi durumunda cezalarının infaz edilmiş sayılacağı hususunun sanığa bildirilmesine, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun’un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına ve TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun kendi alt soyu bakımından uygulanmamasına, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine, Bozma kararı öncesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı hükmedilen 1 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin ilk hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sonuç ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden, 1412 saylı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca infazın 1 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.