YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3066
KARAR NO : 2017/8616
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : İftira, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hükümler : 1- Sanıklar hakkında iftira suçundan dolayı ayrı ayrı beraat
2- Sanık … hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan dolayı TCK’nın 277/1, 62/1, 51/1-3, 53/1-a-b-d-e maddeleri gereğince mahkumiyet
İftira suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık … müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanıklar hakkında iftira suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanıkların kastlarının bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanıklara yüklenen iftira suçunun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığa atılı adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi …’in sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin bu suç açısından davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
C) Sanık … hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık …’ın genel müdür olarak görev yaptığı Kocaeli Gazetesinde, 05.06.2013 tarihli “Kocaeli’de ‘yılın davası’ Bugün Başlıyor!” başlıklı haberle başlayan ve 6’sı tutuklu 14 şüpheli hakkında açılıp, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/151 esasına kayden görülmekte olan davanın konusu, tarafları ve duruşmanın seyri ile ilgili yapılan haberlerin devamı niteliğindeki aynı gazetenin 08.06.2013 tarihli nüshasında “İlginç bir dolandırıcılık olayı…”, “… Market’in sahibi … Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki beyanı çelişkili ifadelerle dolu:” başlıklarıyla yayımlanan, çalışanları ve müşterileri tarafından dolandırıldığı iddia edilen şikayetçi … hakkında; “…ifadesinde ‘Vatandaşa ileride geldiklerinde ödemede kolaylık olması açısından aldıkları altının gramını yazan kartlar verilir. Ancak üzerinde para yazılı kart uygulaması yoktur’ derken, piyasada, üzerinde alınan para miktarının belirtildiği yığınla kart dolaşıyor…” ibarelerinin yer aldığı ve bu ibarelerin delili olarak şikayetçinin kuyumculuk firmasına ait mühür ve imzanın yer aldığı kartların görüntüsünün “O halde bu kartlar kimin … Bey?” ara başlığı altında okuyucunun görgüsüne sunulduğu haberde, haberin başlığı ve haber içeriğinin tamamı göz önüne alındığında, kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılmasında ve dolandırıldığı iddia edilen şikayetçi Hüseyin’in mahkemedeki ifadesinde çelişkiler olduğuna dair açıklamalara yer verilmesinde, TCK’nın 277/1. madde ve fıkrasındaki yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, anılan suç açısından “yargı görevi yapana, bilirkişiye veya tanığa emir verme, baskı yapma, nüfuz icra etme, her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etme” unsurunun ne şekilde gerçekleştiği de irdelenmeksizin, “…Kocaeli Gazetesinin 08/06/2013 tarihli gazetesindeki manşet haberinde yargılaması yapılan Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası esas alınarak katılanın mahkemedeki ifadesinin bir cümlesi yazılıp, bunun çelişkili olduğu ve çelişkiyi ifade etmek kapsamında yine gazetenin manşetinde 2 adet kart basmak suretiyle kartların kime ait olduğu katılana hitaben sorulduğu, yapılan bu işlemin yargılaması devam eden Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyayı etkileme mahiyetinde olduğu…” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığın adının ve soyadının sıralamasına dikkate edilmeksizin yerleri değiştirilip yanlış yazılması suretiyle karışıklığa neden olunması,
b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğuna, aynı Kanun’un 53/3. madde ve fıkrası da nazara alınarak hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının dikkate alınmasında zorunluluk bulunması,
c) Sanığa atılı adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi …’in sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin bu suçu kapsar şekilde davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
d) Hüküm tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 69. maddesi ile TCK’nın 277. maddesinin birinci fıkrasının sonuna “Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” cümlesinin eklenmesi karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrasındaki, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.