Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3240 E. 2017/8228 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3240
KARAR NO : 2017/8228
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hüküm : TCK’nın 277/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli, 2016/434-2016/580 sayılı direnme kararının, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 09.02.2011 tarih ve 6110 sayılı Kanun’la değişik 14. maddesi uyarınca Başkanlar Kurulu tarafından kabul edilip Büyük Genel Kurulca onaylandıktan sonra 27.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren iş bölümü kararı gereğince verilen ve Daire Başkanı tarafından imzalanan 23.03.2017 tarihli, 2017/736-2017/3372 sayılı tevdii kararıyla dosya Dairemize gönderilmekle; gereği düşünüldü:
Sanığın, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan dolayı TCK’nın 277/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin 03.12.2013 tarihli, 2013/318-2013/594 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 31.05.2016 tarihli, 2016/1298-2016/3799 sayılı ilamı ile;
“…1- Yargı görevi yapanları etkilemek suçunun maddi unsuru, yargı görevi yapanları emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek suretiyle veya her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye kalkışmaktır. Somut olayda ihtiyati haczin kaldırılması için noter vasıtasıyla hakime ihtar çekme şeklinde gerçekleşen davranışta hakime emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek şeklindeki seçimli hareketlerden herhangi birinin gerçekleşmediği açıktır. Hukuka aykırılık ise genel bir ifadeyle hukuka (hakka) karşı gelmek onunla çatışma halinde olmak demektir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık, işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunulması anlamına gelmektedir. Hakime ihtarname çekmek usul hukuku açısından uygulamada rastlanan davranışlardan değil ise de, dava sırasında iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında hukuk düzeninin kesinlikle yasakladığı bir durum olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2- TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 K. sayılı iptal kararının gözetilmesi lüzumu…” nedenlerine dayalı olarak bozulduğu ve mahkemece önceki verilen kararda direnildiği belirtilerek 17.11.2016 tarihli mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.07.2017 tarihli, 2017/Bşk-150-2017/170 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 12.07.2007 gün ve 23-23 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıklandığı üzere bir işin Özel Dairece incelenip muktezaya bağlanmasından sonra artık müteakip işlere de aynı Özel Dairece bakılması esastır.
Öte yandan 02.12.2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 36. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilerek belirtilen fıkraya;
“Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.” cümleleri eklenmiş, aynı Kanun’un 38. maddesi ile de 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir.
…(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.” biçiminde Geçici 10. madde eklenmiştir.
Buna göre, yerel mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine dosya kararına direnilen daireye gönderilecek, dairece mümkün olan en kısa sürede direnmenin yerinde olup olmadığı konusunda inceleme yapılacak ve direnmenin yerinde olduğu kabul edilirse karar düzeltilecektir.
Dairece direnmenin yerinde olmadığına karar verilmesi durumunda değerlendirme yapılmak üzere dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilecektir.
İncelemeye konu dosyada Yargıtay 16. Ceza Dairesince temyiz incelemesi yapılarak bozma kararı verildiği, bu hükme yönelik yerel mahkemece direnme kararı verildiği anlaşılmakla, CMK’nın 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 307. maddesinin amir hükmü gereğince direnme üzerine dosyayı inceleme görevi, kararına direnilen Yargıtay 16. Ceza Dairesine ait bulunduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye GÖNDERİLMESİNE, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.