Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3282 E. 2017/7369 K. 11.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3282
KARAR NO : 2017/7369
KARAR TARİHİ : 11.10.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi

Dairemizce verilen 10.03.2014 gün ve 2013/551 esas, 2014/199 sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, olaya ilişkin düzenlenen raporlar arasında çelişki olduğu, hüküm kesinleştikten sonra sanık müdafinin itiraz yasa yoluna başvurulması talepli dilekçesine ekli Hacettepe Üniversitesi Kadın Doğum Uzmanları tarafından hazırlanan raporun, Dairemizin kabul ettiği Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 28.12.2009 tarihli raporu ile çeliştiğinin bu nedenle maddi gerçekliğin kuşkusuz olarak ortaya çıkarılabilmesi bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilerek rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gerekçesiyle itiraz edilmekle, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca itiraz konusu değerlendirildi;
İncelenen dosyada, sanık doktorun 27/09/2005-25/02/2006 tarihleri arasında katılanın gebelik takiplerini yaptığı, katılanın sanık doktor tarafından yönlendirildiği Sono Nükleer Özel Teşhis Merkezince tanzim edilen 24.12.2005 tarihli renkli doppler inceleme evrakında asemptomik kordon dolanması mevcut olduğunun tespit edildiği, katılanın, 15.03.2006 tarihinde uteroplasental yetmezlik nedeniyle karnında ölen bebeğinin doğurtulduğu olayda, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28/12/2009 tarihli raporunda bebeğin ölümünün uteroplasental yetmezlik nedeniyle olduğunun, doğumun gerçekleştiği 15/03/2006 tarihinde ölü muayenesi sırasında 1535 gr. olarak tartılan fetusun dosyada mevcut USG’lerinin incelenmesinde gelişme geriliğinin görüldüğünün, sanık tarafından 27/09/2005-25/02/2006 tarihleri arasında yapılan gebelik takiplerinde bu hususun tespit edilemediğinin, bunun riskli doğumu öngörememek şeklinde eksikliğe yol açtığının bildirilmesi karşısında; sanığın, kordon dolanması nedeniyle uteroplasental yetmezlik gelişebileceğini öngörmesi gerekirken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak katılanın takip ve tedavisinde taksirle hareket ederek yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve hükmün Dairemizce düzeltilerek onandığı görülmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- 10.03.2014 gün ve 2013/551 esas, 2014/199 sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA,
3-Yapılan yargılamaya, toplanıp yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yukarıda izah edilen olaya ilişkin 28.12.2009 tarihli Adli Tıp 3.İhtisas Daire raporunda sanığın kusurlu olduğunun, 15-16.09.2010 tarihli Yüksek Sağlık Şurası kararında ise sanığın kusursuz olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, sanığın kusur durumunun tespiti ve katılanın ölü bebek doğurması suretiyle yaralanmasının mümkün olup olmayacağı hususlarında rapor aldırılması için dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.