Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3331 E. 2017/9118 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3331
KARAR NO : 2017/9118
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Gizliliğin ihlali, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Sanıklar hakkında gizliliğin ihlali suçundan dolayı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat
2- Sanıklar hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/1-1, 43/1-2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet

Gizliliğin ihlali suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Gizliliğin ihlali suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklara atılı adliyeye karşı işlenen gizliliğin ihlali suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle gizliliği ihlal edildiği iddia olunan soruşturmada şüpheli sıfatı bulunan şikayetçi Türker’in sanıklara yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin bu suç açısından davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükümleri temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine göre hakkında verilen tedbir kararına aykırı davrandığı iddiasıyla Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adli soruşturma kapsamında kolluk görevlilerince şüpheli sıfatıyla beyanı alınan katılan …’e ait ifade tutanağını ele geçiren sanıkların, katılanın cinsel yaşantısı ve eşinin başka erkeklerle olan gayriresmi ilişkileri ile ilgili açıklamalarının da yer aldığı bu ifade tutanağını ve/veya ifade tutanağının içeriğini ifşa etmek suretiyle TCK’nın 134/1-1. madde, fıkra ve cümlesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediklerine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, temel cezaların asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesine, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, katılana karşı aynı suçu birden fazla işleyen sanıklar hakkında hükmedilen cezalarda zincirleme suç hükümleri gereğince artırım yapılırken, TCK’nın 43. maddesinin 1. fıkrasının yanında uygulama alanı bulunmayan aynı maddenin 2. fıkrasının da yazılması,
2- Hükümlerin esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, CMK’nın 324. maddesine aykırı şekilde, katılan lehine takdir edilen vekalet ücretinin sanıklardan nasıl tahsil edileceğinin ve hangi sanığa ne miktarda yargılama gideri yükletildiğinin gösterilmemesi,
3- Sanıklar hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının B harfiyle gösterilen bölümünün 43. maddenin uygulanmasına ilişkin 2. paragrafındaki “TCK 43/1-2” ibarelerinin, “TCK’nın 43/1.” ibareleri ile değiştirilmesi, aynı bölümün 53. maddenin uygulanmasına ilişkin 4. paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, “Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetlerinin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun’un 53/2. maddesi gereğince hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun’un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK’nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” ibarelerinin eklenmesi, aynı bölümün vekalet ücretinin tahsiline ilişkin 5. paragrafındaki “sanıklardan” ibaresinden sonra “eşit olarak” ibarelerinin eklenmesi, aynı bölümün yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin 6. paragrafındaki “sanıktan” ibaresinin, “sanıklardan sebebiyet verdikleri miktarda” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.