YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3353
KARAR NO : 2017/5330
KARAR TARİHİ : 19.06.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesine göre haksız tutuklamadan dolayı tazminat talep eden davacı …’ün, davalı Maliye Hazinesi aleyhine açtığı davada, davacı vekiline yapılan bildirime rağmen 1 ay içerisinde dilekçesindeki eksiklikleri gidermediğinden bahisle dava dilekçesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142/4. maddesi uyarınca reddine dair, İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 14/10/2016 tarihli ve 2016/238 esas, 2016/263 sayılı kararına yapılan itirazın kabulü ile bahse konu kararın kaldırılmasına ilişkin İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2016/1030 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, davacı vekiline dilekçesindeki eksiklikleri gidermesi için çıkarılan meşruhatlı davetiyenin tebliğini müteakip, 1 aylık yasal süre içerisinde eksikliklerin giderilmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142/4. maddesine dayanılarak dava dilekçesinin reddine karar verildiği, ancak itiraz merci tarafından, mahkemesince re’sen araştırma yapılması gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin olarak verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/12/2010 tarihli ve 2010/6-212 esas, 2010/263 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6. fıkrada yer alan ‘istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya yetkilidir’ biçimdeki ifadenin, davacının 5271 sayılı Kanun’un 142/4. maddesine göre üzerine düşen görevi yaparak, belirtilen eksiklikleri gidermesinden sonra, mahkemenin kararını vermek için ihtiyaç duyacağı diğer bilgi ve belgeler için re’sen araştırma yapması şeklinde yorumlanması gerektiği, aksi halde 4. fıkranın bir öneminin kalmayacağı, mahkemenin başvuru üzerine re’sen araştırmaya başlaması gerekeceği anlamına geleceği, oysa talebin tazminat hukukuna ilişkin şahsi bir hakka dayandığı, önce talep edenin kanunda öngörüldüğü şekliyle kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği, mahkemece verilen 1 aylık yasal süre içerisinde eksikliğin giderilmemiş olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13/04/2017 gün ve 94660652-105-35-2884-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26/04/2017 gün ve 2017/26017 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/1030 sayılı kararının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereğince, KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.