Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3499 E. 2020/4196 K. 01.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3499
KARAR NO : 2020/4196
KARAR TARİHİ : 01.07.2020

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 6831 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 6831 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; TCK’nın 44. maddesi gereğince hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK’nın 62, 52/2, 51, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet

6831 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin hüküm katılan vekili, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- 6831 sayılı Kanuna aykırılık suçu ile ilgili olarak verilen hükmün katılan vekili tarafından müsadereye hasren temyiz edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunun, ani hareketli suç tiplerinden olmasına karşılık, 6831 sayılı Kanunun 93. maddesinde düzenlenen işgal ve faydalanma suçunun temadi eden suç tiplerinden olduğu, bu nedenle, 3. derece doğal sit alanı ve aynı zamanda orman sahası içerisinde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahalelerin, yapıldığı anda 2863 sayılı Kanuna aykırılık; varlığını devam ettirdiği sürece de 6831 sayılı Kanuna aykırılık suçunun oluşumuna sebebiyet verdiği, dolayısıyla, bahse konu suç tipleri arasında “fikri içtima” yerine “gerçek içtima” hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmış ise de aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın … Mahallesi … nolu bölümde kalan ve Kemer Kadastro Mahkemesi’nin 1994/1085 esas 2002/16 karar sayılı kararı ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/4122 esas 2005/7361 karar sayılı onama kararına göre devlet orman niteliğini haiz yerde çeşitli meyve ve narenciye ağaçları dikip kapalı tesis inşa ederek işgal ve faydalanmada bulunduğu anlaşılmakla;
Dava konusu yerde bulunan tesis ve ağaçların 6831 sayılı Kanun’un 93/3. maddesi delaletiyle TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün (B) fıkrasına “Dava konusu yerde bulunan tesis ve ağaçların 6831 sayılı Kanun’un 93/3. maddesi delaletiyle TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine” cümlesinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
II- Sanık müdafinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın 3. derece doğal sit alanında yer alan … Köyü … Mahallesi … nolu bölümde çeşitli meyve ve narenciye ağaçları dikip kapalı tesis inşa ederek inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu, sanık savunmasında suça konu müdahaleleri kendisinin yapmadığını, kayınpederinden miras kaldığını belirtmiş ise de 9 yıldır kendisinin işlettiğini belirtmesi, savunmasında kendi döneminde tesise eklemeler yaptığı yönündeki ikrarı, dosya kapsamında bulunan 01.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda mutfak olarak kullanılan sabit nitelikte olan yapının 6-8 yıllık, mutfak binasının bitişiğinde çelik konstrüksiyon imalat yapılmış üzeri sac kaplı bina niteliği taşımayan yapının 5-7 yıllık, ağaçların yaş aralığının 4 ila 25 yıl arasında değiştiğinin belirtildiği dikkate alındığında sanığın 3. derece doğal sit alanında bulunan taşınmaza izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu konusunda tereddüt bulunmadığı, ayrıca her ne kadar dosya içerisinde bölgenin III. derece doğal sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde ilan edildiğine yönelik bilgi ve belge mevcut değilse de, suça konu taşınmazın tamamının 397 nolu orman parseli içinde kaldığı dikkate alınarak hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen eylemler bakımından sit ilanının yapılmış olup olmamasının önem arz etmediği, böylelikle sanığın 3. derece doğal sit alanında yer alan taşınmaza çeşitli meyve ve narenciye ağaçları dikip kapalı tesis inşa etme şeklindeki eylemlerinin 2863 sayıl Kanunun 65/1. maddesinde düzenlenen izinsiz fiziki ve inşai müdahale niteliğinde olduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 52/4 maddesinin belirtilmemesi,
2- Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenirken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 51/3 maddesinin belirtilmemesi,
3-Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 51/7. maddesinin belirtilmemesi,
4- Hakkında tayin edilen hapis cezası ertelenen sanığın, denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 51/8. maddesinin belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden (A) hüküm fıkrasının 6 nolu bendinin başına, “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi, 8 nolu bendin denetim süresi belirlenmesine ilişkin 2. paragrafının başına “TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca”, aynı bendin 3. paragrafının başına “ TCK’nın 51/6. maddesi uyarınca” ibarelerinin eklenmesi, yine 8 nolu bendin son paragrafının hükümden çıkarılarak yerine “TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ve aynı kanunun 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının sanığa ihtarına” cümlelerinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 01.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.