YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3748
KARAR NO : 2017/8187
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 19/11/2015
Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi yollamasıyla 179/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına dair İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2015 tarihli ve 2015/417 esas, 2015/695 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/04/2017 tarihli ve 2017/3084 esas, 2017/4906 karar sayılı ilâmıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu hükmün kanun yararına bozulmasına karar verildiği gözetilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01/03/2016 tarihli ve 2015/4097 esas, 2016/3289 sayılı kararında “…..Türk Ceza Kanunu’nun “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması halinde Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu- tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği…..” şeklinde belirtildiği üzere, sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi halinde alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan ”hüküm verilmesine yer olmadığına” kararı verilmesi gerektiği, somut olayda sanık hakkında aynı tarihte meydana gelen olay sebebi ile hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 07/12/2015 tarihli ve 2015/110108 soruşturma, 2015/51504 esas numaralı iddianamesi ile taksirle yaralama suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2017 tarihli ve 2015/617 esas, 2017/128 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, aynı eylem nedeniyle bir de trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın aleyhine olacak şekilde ikinci kez cezalandırılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK’nın 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25/07/2017 gün ve 94660652-105-34-6460-2017-kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/08/2017 gün ve 2017/47295 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309.maddesinde “….temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hüküm…” hakkında kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …’un TCK’nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 500.00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklamasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2015 tarihli ve 2015/417 esas, 2015/695 sayılı kararının kesinleştiği, CMK’nın 231/10. ve 11. fıkraları uyarınca koşulların gerçekleşmesi halinde davanın düşmesine ya da hükmün açıklanmasına karar verilebileceği, bu kararlara karşı ise kanun yollarına başvurmanın ancak bu aşamada mümkün olabileceği nazara alındığında anılan İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2015 tarihli ve 2015/417 esas, 2015/695 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı anlaşılmakla,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmediğinden, İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2015 tarihli ve 2015/417 esas, 2015/695 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2017 oybirliğiyle karar verildi.