YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3780
KARAR NO : 2017/7682
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, 22/12/2011 tarihli karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 65/b 5237 sayılı TCK’nın 62/1, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın, 02/02/2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, daha sonra sanığın, 24/11/2012 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Çorlu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2014 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin 20/01/2015 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Yargılamanın hiçbir aşamasında, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığına dava ihbar edilmediğinden, 22/12/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleştiğinin ve beş yıllık denetim süresinin başlaması ile 5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğunun kabul olunamayacağı, sanığın, üzerine atılı suçu sanık … ve yaş küçüklüğü nedeniyle hakkındaki evrak soruşturma aşamasında tefrik edilen suça sürüklenen çocuk … ile birlikte işlediğinin iddia olunduğu, Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/12/2007 tarihli ve 2006/298 Esas, 2007/623 Karar sayılı ilamı ile, suça sürüklenen çocuk …’nün mahkumiyetine hükmedildiği, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-d maddesinde yer alan, “sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkumiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımı kesilir” düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda, suça sürüklenen çocuk … hakkındaki 05/12/2007 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanık yönünden de zamanaşımını kesen en son işlem olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 22/12/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usulünce kesinleşmediğinden, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına dair 28/09/2015 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 05/12/2007 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/2-d ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.