Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/4104 E. 2017/7885 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4104
KARAR NO : 2017/7885
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : TCK’nın 257/2, 62, 53/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Görevi kötüye kullanma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin sanığa az ceza verildiğine, sanık müdafiinin ise beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığa verilen hapis cezası ertelendiği halde sanık hakkında denetim süresi belirlenmemesi suretiyle TCK’nın 51/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2-TCK’nın 53/4. maddesine göre kısa süreli hapis cezası ertelenmiş kişiler hakkında TCK’nın 53/.1 madde ve fıkrasının uygulanmayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının hak yoksunluğuna ilişkin 3. paragrafının hükümden çıkarılması, hükmün 6. paragrafında yer alan “TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca” ibaresinden sonra gelmek üzere “1 yıl” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.10.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık müdafinin 07.11.2016 tarihli oturumda; sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmesine rağmen, bu talebin TCK’nın 50. maddesindeki seçenek tedbirleri de kapsamasına karşın yerel mahkemece kurulan hükümde TCK’nın 50. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.03.2016 tarihli ve 2014/4-749 Esas, 2016/158 Karar; 25.11.2014 tarihli ve 321-521; 14.12.2010 tarihli ve 205-258 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere;
Her biri ayrı bir kişiselleştirme kurumu olan takdiri indirim, erteleme ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hükümlerinin şartları kanunda birbirinden farklı biçimde düzenlenmiştir. Ancak yargılamaya yapan hakimin söz konusu kişiselleştirme nedenlerini ayrı ayrı değerlendirilerek uygulama veye uygulamama nedenlerini Yargıtay denetimine elverişle olacak şekilde göstermesi gerekmektedir.
Nitekim 5271 sayılı CMK’nın, “hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususları” düzenleyen, 230. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde “Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir” denildikten sonra, (d) bendinde “Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” denilmek suretiyle, ileri sürülen istemler doğrultusunda, 5237 sayılı TCK’nın 50, 51 ve 62. maddesinin, cezanın belirlenmesi sırasında mutlaka tartışılması gereken bir unsur olduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; sanık müdafinin 07.11.2016 tarihli oturumda; sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmesine rağmen, bu talebin TCK’nın 50. maddesindeki seçenek tedbirleri de kapsamasına karşın kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına veya TCK’nın 50. maddesinde belirtilen diğer seçenek tedbirleri çevrilip çevrilmeyeceği yönünde bir açıklamaya yer verilmeyerek, hükmün bu yönüyle gerekçesiz bırakılması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, düzeltilerek onanmasına şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.