Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/4600 E. 2017/8686 K. 09.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4600
KARAR NO : 2017/8686
KARAR TARİHİ : 09.11.2017

Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3, 31/3, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hüküm, suç sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 100. maddesiyle CMK’nın 324/4. maddesinde eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” şeklindeki cümle ile yargılama giderlerinin tahsili bakımından 6183 sayılı Kanunun 106. maddesine atıfta bulunulduğu, anılan maddede “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” düzenlemesine yer verildiği, incelemeye konu dosyada, hüküm tarihi itibariyle yargılama giderlerini 18 TL olarak hesaplamış ise de, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan harcamaların tamamının yargılama giderleri kapsamında olması, dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi için yapılan giderin henüz hesaplanmamış olması ve bu giderin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan bakiyenin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde hazine üzerinde bırakılabilmesi, bu hususun infaz aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olması nedeniyle, yargılama giderinin suça sürüklenen çocuğa yükletilmesi bozma konusu yapılmamış olup, tebliğnamede bu yönden bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin eksik inceleme yapıldığına, suça sürüklenen çocuğun eylemin sonuçlarını algılayabilecek durumda olmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesi delaletiyle 179/2. maddesinde iki yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü, aynı Kanunun 49/1. maddesi gereğince süreli hapis cezasının alt sınırının bir ay olduğu gözetilmeden, 79 promil alkollü olduğu tespit edilen suça süreklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesi uyarınca hüküm kurulurken takdiren alt sınırdan altı ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,
2-Alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullandığı tespit edilen sanık hakkında temel ceza tayin edilirken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK’nın 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 179/2. maddesi” yerine, “TCK’nın 179/3. maddesi” şeklinde gösterilmesi,
3-Sanığa verilen hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında TCK’nın 50/3. maddesi yerine 50/1-a. maddesinin gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.