Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/7440 E. 2019/3111 K. 06.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/7440
KARAR NO : 2019/3111
KARAR TARİHİ : 06.03.2019

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/2-b-d-e, 62, 52, 52/4. maddeleri gereğince
mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/10/2018 tarih 2018/4-394 esas ve 2018/478 sayılı kararında da değinildiği üzere daha önce tarafların veya taraflardan birinin kabul etmemeleri nedeniyle sonuçsuz kalan uzlaştırmanın maddi ceza hukuku boyutunu ilgilendirmeyen, münhasıran uzlaştırma yöntemine yönelik olması nedeniyle usule ilişkin olduğu konusunda kuşku bulunmayan değişikliğin, derhal uygulama ilkesinin “zorunlu bir gereği olarak daha önce usulüne uygun olarak yerine getirilmiş olan uzlaştırma girişimine ilişkin işlemlerin yenilenmesini gerektirmediğinin ve suç tarihinde uzlaştırma girişiminde bulunulduğunun, taraflar arasında uzlaşma sağlanmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki 6763 sayılı Kanun’un ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi gereği yeniden uzlaştırma işlemlerinin yapılması amacıyla bozma talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirdiğine, kusur durumuna, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin, katılan vekilinin bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olduğu 05.12.2014 tarihli raporla anlaşılmakla; yaralamanın niteliği göz önünde bulundurulduğunda dayanak kanun maddesinin hükmün 2. paragrafında “TCK’nın 89/2-b-d maddesi” olarak gösterilmesi gerekirken “TCK’nın 89/2-b-d-e. maddesi” olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 2. paragrafındaki “kazanın ilk anında katılanda hayati tehlike ve vücudunda kemik kırığı, sonrasında da yüzde sabit iz niteliğinde yaralama söz konusu olduğunda TCK’nın 89/2-b-d-e “ibarelerinin çıkarılarak, yerine “vücudundan kemik kırığı oluşacak şekilde ve yüzde sabit iz niteliğinde yaralama söz konusu olduğundan TCK 89/2-b-d ” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.