Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/2619 E. 2021/8936 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2619
KARAR NO : 2021/8936
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle yaralama

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkeme tarafından verilen karar “istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasından sonra yeniden kurulan mahkumiyet hükmüne” ilişkin karar, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2017 tarihli ve 2015/2-1233 Esas,2017/459 kararı ile: ”1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 305/1. maddesine göre ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümler temyiz kanun yoluna tâbidir. İnceleme tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde de hükümler; “beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi” olarak sayılmıştır.
Hüküm niteliğinde bulunmamakla birlikte bazı kararların da kanun yolu bakımından temyizinin mümkün olduğu kabul edilmiştir. Örneğin; adlî yargı dışında bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları, geri verme talebi ile ilgili kararlar hüküm niteliğinde olmamakla birlikte temyizi kabildir.
Hükümlerin temyiz edilebilmeleri kural, temyiz edilememeleri ise istisnadır. Anılan istisna, hukuk devletinde kabulü mümkün ve meşru bir amaçla, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama hürriyeti” ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin altıncı maddesinde hüküm altına alınan mahkemelere erişim hakkının özüne zarar vermeyecek şekilde ve orantılı olmalı, ayrıca kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmalıdır.
1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin birinci fıkrasında, ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra bu kuralın istisnaları maddenin ikinci fıkrasında,
“1- İki milyar (iki bin) liraya kadar para cezalarına dair olan hükümler,
2- Yukarı sınırı on milyar (on bin) lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,
3- Bu kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Temyiz olunamaz” şeklinde düzenlenmiştir.
İki milyar (iki bin) liraya kadar (bu miktar dâhil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine dair 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 gün ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin, 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 23. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; “Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz” şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen; “Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 TL’den fazla adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hale gelmiştir.
1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir. Bu nedenle, gerek bir mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır.”
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde;… Asliye Ceza Mahkemesi 20/02/2018 tarihli ve 2016/1 esas, 2018/241 sayılı karar ile sanık hakkında bilinçli taksirle yaralama suçundan: TCK’nın 89/4, 22/3, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 10.760 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, … Bölge Adli Mahkemesi 1.Ceza Dairesi 11/07/2018 tarihli ve 2018/1501 esas, 2018/1964 sayılı karar ile… Asliye Ceza Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında bilinçli taksirle yaralama suçundan: TCK’nın 89/4, 22/3, 62, 53/6. maddeleri gereğince 1 yıl 5 ay 23 gün hapis ve 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verildiği, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edildiği,
Tebliğnamede;5271 sayılı CMK’nın 286/2-b maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge mahkemesi kararlarının temyizi kabil olmadığından, müşteki vekilinin ve sanık müdafinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298.maddesi gereğince reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de; sanık hakkında … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesi istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararını kaldırdıktan sonra ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan ceza miktarını arttırmadığı ancak güvenlik tedbiri olan TCK’nın 53/6.maddesini uygulandığından bahisle temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Katılan vekili tarafından hükmün duruşma talepli olarak temyiz edildiği görülmüş ise de, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması ve duruşma talebinin uygun bulunmaması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 5271 sayılı CMK’nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin suç vasfına ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık müdafinin ise ceza miktarına, erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içeriğine göre; 23/11/2015 günü saat 19.55 sıralarında sanığın 1.73 promil alkollü vaziyette otomobili ile meskun mahal içi, aydınlatmanın mevcut olduğu, 50 km/hız sınırının bulunduğu, yol yapım çalışması nedeniyle bir geliş bir gidiş olmak üzere iki yönlü yolda seyir halindeyken, yolun bitimine geldiğinde sağa mecburi yön işaretlerine uymayıp karşı yönden gelen araçların şeridine girerek önce trafik levhasına çarptığı, akabinde karşı yönde sağ şeritte seyir halinde olan katılan … …’ın idaresindeki minibüse çarpması şeklinde meydana gelen ve sanığın tam kusurlu olarak iki kişinin basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde, bir kişininde basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek, vücudunda 4.derecede kırık oluşacak ve organlarından veya duyularından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği olayda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarih ve 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup,katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK’nın 303/1. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususun aynı madde uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ikinci paragrafındaki ”sanığın amaç ve saiki ”ibaresinin çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK, … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesi’nin 11/07/2018 tarihli ve 2018/1501Esas, 2018/1964 sayılı kararına karşı yapılan temyiz isteminin isteme uygun olarak 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE; 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi ile değişik 304/1. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için … Asliye Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE; 15/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.