YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4949
KARAR NO : 2023/3845
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/1091 E., 2016/213 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 17.Asliye Ceza Mahkemesinin, 22/03/2016 tarihli ve 2012/1091 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altınca fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin bir yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26/09/2020 tarihli ve 2016/250650 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Süre tutum dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunan sanık müdafinin temyiz sebebi; Kararın hukuka aykırı olduğundan ibarettir .
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü;
Sanığın Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde olay tarihinde sevk ve idaresinde bulunan … ile seyir halindeyken karşıdan karşıya yaya olarak geçmek isteyen maktüle tedbirsiz ve dikkatsizlik sonucu çarptığı ve maktülün hastanede öldüğü belirtilmiştir.
2.Sanık sürücü aşamalardaki savunmalarında, olay tarihinde Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde evine doğru giderken ışıkları geçtiğini, sağ tarafta ticari taksi durduğunu, sol tarafta kaldırımda ise 3 kişinin durduğunu, havanın hafif yağmurlu olduğunu, bu şahıslardan birisinin karşıya geçmek istediğini bir kişinin de onun kolundan çektiğini sonrasında kolunu bırakması ile şahsın arabanın önüne düştüğünü olayın bu şekilde meydana geldiğin, kazada kusurunun bulunmadığını beyan etmiştir.
3.Katılanlar kovuşturma aşamasında dinlendikleri celse sanıktan şikayetçi olduklarını ve katılma taleplerinin bulunduğunu beyan etmekle haklarında katılma kararı verilmiştir.
4.Tanık sıfatı ile soruşturma aşamasında dinlenen …, ölene yoldan taksi çevirdiğini, taksinin bulundukları kaldırımın karşı tarafında yolun sağına yanaştığını ve ölenin taksiye binmek üzere karşıya geçmek amacıyla kaplama üzerinde bulunduğu sırada sanığın sevk ve idaresindeki … ile ölene yavaşça çarptığını akabinde sanığın aracı ile öleni hastaneye götürdüklerini beyan etmiştir.
5.Kovuşturma aşamasında, yapılan keşif üzerine düzenlenen 25/02/2016 tarihli tek bilirkişi raporunda, 2918 Karayolu Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 52/1-b maddesinde düzenlenen “Sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar” kuralını ihlal etmekle ve trafik akışının iki şerit içerisinde tek yön olarak sağlandığı yol üzerinde yolun sağ şeridi içerisinde ticari taksinin durakladığını ve yolun solunda bulunan yayanın bu taksiye binmek üzere eğilimde bulunduğunu görmesine karşın aracının ışıklı sistemiyle uyarılarda bulunmuş ise de aracının sesli işaretini kullanmaması nedeniyle yayaya etkili olarak uyarıda bulunmaması ve havanın yağmurlu, yol zeminin ıslak olmasını yeterince dikkate almaması nedenleriyle objektif olarak öngörülebilir ve önlenebilir olan bu olayda sanık sürücünün ölen yaya … ile aynı derecede kusurlu olduğu, yayanın ise 2918 sayılı Kanun’un 68/1-b ile c maddesi ve aynı Kanuna ait yönetmeliğin 138/1-b maddesinde belirtilen karşıdan karşıya geçişlerde uygulanacak güvenli geçiş kurallarına uymadığı, yolun karşısına geçmek istediği noktanın 100 metre mesafe içerisinde kavşak noktası bulunması nedeniyle (30 metre mesafede 1316 numaralı trafik lambasıyla kontrol edilen kavşak ve yaya geçidi noktası bulunmakta) karşıdan karşıya geçmek için bu kavşak noktasını kullanması ve bu kavşak noktasında bulunan trafik lambalarına uyarak karşıdan karşıya geçişini sağlaması gerekmekte iken başka bir noktadan geçiş sağladığı esnada müteyakkız davranarak yolu tam olarak ve hiçbir şüpheye yer vermeden kontrol ederek, güvenli geçiş hususlarını dikkate alarak kaplama üzerine inip geçişine başlaması, yol içerisindeki taşıt trafiğini kontrol edip kendisine çarpan sanığın aracının geldiği istikameti ve diğer istikametten gelebilecek muhtemel bir tehlikeyi yani her iki yönü kontrol edip kendisi için tehlike oluşturacak bir durumun ve … trafiğinin olmadığını görerek ve geçişini tehlikeye düşürecek yaklaşan araçlara ilk geçiş hakkını vererek karşıdan karşıya geçişine başlaması gerekirken, bu hususlara dikkat etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğinden objektif olarak öngörülebilir ve önlenebilir olan bu olayda sanık sürücü … ile aynı derecede kusurlu olduğu görüş ve kanaati belirtilmiştir.
6.Ölen şahsın kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 11/06/2014 tarihli otopsi ve illiyet bağına ilişkin raporunda, “kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı femur kırığı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği” ile “kişinin 01/04/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanma ile 27/04/2012 tarihinde meydana gelen ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu” görüş ve kanaati belirtilmiştir.
7.Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Olay günü, sanık sürücü … sevk ve idaresindeki otomobili ile meskun mahal içerisinde, tek yönlü, iki şeritli, aydınlatmanın bulunduğu, 6.70 metre genişliğindeki cadde üzerinde yağmurlu havada gece vakti seyri esnasında istikametine göre yolun sol tarafından sağına doğru taksiye binmek üzere geçmeye çalışan yaya …’a aracının ön tarafı ile çarpması sonucu sanığın tali kusuru ile yayanın ölümüne sebebiyet verdiği olayda,
A.Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında 5237 sayılı Kanun’un 50/4. maddesinin gösterilmemesi,
B.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Hususları kanuna aykırı olup, söz konusu aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
C.Sanık müdafiinin, kararın hukuka aykırı olduğuna yönelik temyiz sebebi yönünden,
Olay ve olgular kısmında yer verilen Adli Tıp Kurumu İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun ölüm nedeni ve illiyet bağına ilişkin 11/06/2014 tarihli raporu ile kusur tespitine yönelik 25/02/2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, tali kusurlu olduğu tespit edilen sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun ‘un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altınca fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin bir yıl süre ile geri alınmasına ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün A ve B numaralı maddelerinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 17.Asliye Ceza Mahkemesinin, 22/03/2016 tarihli ve 2012/1091 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararına yönelik olarak hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (3) numaralı paragrafı hükümden çıkartılarak yerine “Sanığın kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3. maddesi gereğince 605 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20,00 TL olarak hesabıyla 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.