Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/5170 E. 2023/655 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5170
KARAR NO : 2023/655
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 18.03.2020 tarihli ve 2018/2448 Esas, 2020/418 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici birinci maddesinin birinci fıkrası ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; … 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu … ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Maddenin ikinci fıkrasında; Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri ile 5271 sayılı Kanun’da düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler bu maddenin kapsamı dışında tutulmuştur. 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile 7226 sayılı Kanun’un geçici birinci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır… Şeklindeki düzenleme gereğince 23.03.2020 tarihinde tebliğ edilen hükme ilişkin 15.06.2020 tarihinde yapılan temyiz isteminin 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığının düzenlendiği, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 26.02.2020 tarihli ve 2018/2448 Esas, 2020/418 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün kaldırılıp sanık hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilip 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gözetilerek sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine karar verilmiş ise de sanık hakkında verilen sonuç cezanın artırılmış olması nedeniyle sanık müdafinin temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair 18.03.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2017 tarihli ve 2016/343 Esas, 2017/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrasıda düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna ilişkin eylemin aynı Kanunun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

2…. 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2017 tarihli ve 2017/87 Esas, 2017/83 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilerek görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3…. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.04.2017 tarihli ve 2017/543 Esas, 2017/510 Karar sayılı kararı ile … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

4…. 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2017 tarihli ve 2017/129 Esas, 2017/372 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e) bentleri, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5…. Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 26.02.2020 tarihli ve 2018/2448 Esas, 2020/418 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme sadece sanık müdafince istinaf talebinde bulunulması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gözetilerek sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine, karar verilmiştir.

6…. Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.03.2020 tarihli ve 2018/2448 Esas, 2020/418 Karar sayılı ek kararı ile sanık müdafiinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir.

7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.09.2020 tarihli ve 2020/53409 sayılı, sanık müdafinin temyiz isteminin reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, cezanın artırılması nedeniyle hükmün temyize tabi olduğuna, atılı suçun sübut bulmadığına, sübut bulduğunun kabul edilmesi halinde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılanın 19.02.2014 günü saat 16:00 sıralarında 0850 … .. .. nolu numaradan arandığı ve arayan kişinin Türkiye Genel … Hizmetleri Servisinden aradığını ve isminin … olduğunu söyleyip katılanın 2012 yılı Aralık ayında Bireysel Yaşam … Hizmetlerinden … T. isimli şahıs ile görüştüğünü, 2.250,00 TL’ye Genel … Sigortası aldığını ancak 2013 yılı Aralık ayında ödenmesi gereken bu bedeli ödemediğini ve ödemesinin gerektiğini, ödeme yapmazsa icra takibi başlatacağını ve icra takibine başlandığında faizi ile birlikte 4.000,00 TL civarında ödeme yapmak zorunda olacağını söylediği, katılanın da telefondaki kişiye böyle bir sigorta yaptırmadığını söylediği, bunun üzerine katılanın adını soyadını ve kredi kartının ilk 4 rakamını ve son 4 rakamını söylediği, bu bilgilerin katılana ait olup olmadığını sorduğu, katılanın da bu bilgileri nereden ele geçirdiğini sorduğu, şahsın bu bilgileri … T. isimli şahsa katılanın verdiğini ve bu bilgileri o kişiden aldıklarını söylediği, katılanın telefondaki şahsa böyle bir sigorta yaptırmadığını tekrarladığı, şahsın icra takibi başlatacağını ısrarla söylediği, katılanın ise sahsın soy ismi öğrenmeye çalıştığı ancak karşı tarafın ısrarla ödemeyi gerçekleştirmeye çalıştığı, katılanın da icra takibini başlatmalarını söyleyerek telefonu kapattığı şeklinde şikayette bulunması üzerine soruşturmanın başladığı ve söz konusu telefon numarası abonelik sözleşmesinden katılanı arayan numaranın sanığın yetkili olduğu şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilerek sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Mahkemece, sanığın yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı numaradan arayan kişinin kendisini Türkiye Genel … Hizmetleri servisinden arayan görevli olarak tanıttığı, katılanın yaptırdığı … sigortasına ilişkin bedeli ödemediğinden bahisle katılan ait kredi kartı bilgilerini elde etmeye çalışması şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 245 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmedilmiştir.

3.Sanık yakalamalı olarak alınan 19.12.2017 tarihli savunmasında özetle “… Ben müşteki …’i tanımam, ben internete …’a, bilişim sistemlerine girmeyi bilmem, …. isimli şahıs benim eşimin amcasının oğludur, cezaevinden çıktıktan sonra ben işe dönememiştim, …. bana gel sende bir şirket aç sana yardımcı olurum dedi, bende … Teknoloji isimli şirket …’e aitti, benim adıma da Odessa Teknoloji isimli bir şirket açtı, 5-6 ay sonra beni Kuştepe Karakolundan çağırdılar, bu ve buna benzer suçlardan dolandırıcılık yaptığım belirtilerek ifademi aldılar, ben suçlamaları kabul etmiyorum, asla böyle bir suç işlemedim, …. şuan … Ceza Evinde tutukludur, kendisi Hacker dır,” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Mahkemece sanığın savunmasında geçen …. isimli kişinin hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu tespit edilmiş ve tanık olarak dinlendiği 17.10.2018 tarihli duruşmada özetle; “Sanık … amcamın kızının eşidir, kendisinin tablet ve telefon satışı üzerine firması vardı, orada 20 ye yakın kişi çalışıyordu ve … yerini sanık … kendisi tek başına çalıştırıyordu, sanık … kendi yaptığı işle ilgili problem çıktığında benim 2013 yılında kapatmış olduğum … Teknoloji isimli firmanın ismini kullanıyordu, sanık …’ın yaptığı usulsüz işlemlerde benim adımı vermesi nedeniyle bir çok dosyada yargılandım, bazılarında beraat ettim. Sanık …’ın hesabını kullanmam gibi bir durum söz konusu değildir. Sanık …’un savunması okunarak tanıktan soruldu: …’ın beyanları doğru değildir, aramızda husumet vardır, şirket sahibi bellidir, çekim yapılan yer bellidir, … Teknoloji şahıs firmasıydı ağustos 2011 tarihinde açtım, Eylül 2013 tarihinde de bu şirketi kapattım, ben bu şirketi kapattıktan sonra sanık …, … Dağıtım ve Pazarlama Şirketi adı altında bir çağrı merkezi açmış, o şirketle benim bir ilgim yoktur, … Teknolojiye ilişkin bir şikayet yoktur, ancak …, … ismini kullanarak … Dağıtım ve Pazarlama Şirketini açtığı ve dava konusu eylemlere benzer işlemler yaptığı için benim hakkımda da suçlamalar oldu yargılandım…” şeklinde beyanda bulunarak sanık savunmasına itirazda bulunmuştur.

5.Katılan 05.10.2016 tarihli duruşmada özetle; “…ben avukatlık yapmaktayım, olay günü beni iddianamede belirtilen numaradan aradılar, arayan erkek bir şahıs idi, bana sigorta yaptırmış olduğundan bahisle kredi kartımın ilk 4 ve son 4 rakamını söyledi, daha sonra sigorta borcum olduğundan bahisle ödemem gerektiği aksi taktirde icra takibine geçeceklerini belirtti, ben de icra takibine geçin ki sizin kim olduğunuzu öğreneyim dedim, bu sefer bana masrafınız çok olur şeklinde beyanlarda bulundu, ikna etmeye çalıştı, kredi kartımın üzerindeki tüm numaraları almaya çalıştı, ancak ben vermedim, daha sonra telefonu kapattı, akabinde kredi kartımı iptal ettirip karakola gidip şikayetçi oldum, sanıktan şikayetçiyim davaya katılma talebim vardır…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın yetkili olduğu şirket adına kayıtlı numaradan katılanı arayan şahsın katılanın adının soyadını, kredi kartının ilk dört rakamını ve son dört rakamını katılana söyleyerek diğer rakamları öğrenmeye çalışması şeklinde gerçekleşen olayda, katılana ait olan ad, soyad ve kredi kartının ilk ve son dört rakamlarından oluşan kişisel verilerin sanık tarafından katılanın rızası dışında ele geçirilmiş olduğu kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ek savunma hakkı tanınarak mahkûmiyete hükmedilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.İlk Derece Mahkemesince banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan verilen 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün kaldırılıp sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilip 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gözetilerek sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine karar verilmiş ise de sanık hakkında verilen sonuç cezanın artırılmış olması nedeniyle sanık müdafinin temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair ek karar isabetli olmadığından ek kararın onanmasını isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

2.Sanığın yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı numaradan kendisini Türkiye Genel … Hizmetleri Servisinden aradığını ve isminin … olduğunu söyleyip katılanın 2012 yılı Aralık ayında Bireysel Yaşam … Hizmetlerinden 2.250,00 TL’ye Genel … Sigortası aldığını ancak 2013 yılı Aralık ayında ödenmesi gereken bu bedeli ödemediğini ve ödemesinin gerektiğini, ödeme yapmazsa icra takibi başlatacağını ve icra takibine başlandığında faizi ile birlikte 4.000,00 TL civarında ödeme yapmak zorunda olacağını söylediği, katılanın telefondaki kişiye böyle bir sigorta yaptırmadığını söylemesi üzerine katılanın adını soyadını ve kredi kartının ilk 4 rakamını ve son 4 rakamını söyleyip diğer rakamları öğrenmeye çalışılmasına konu olayda, katılanın ad ve soyadı ile katılana ait olan kredi kartının ilk ve son dört rakamlarının katılanın rızası dışında ele geçirilmesinin 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında kaldığına ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Katılanın sanığın yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı numaradan arandığına yönelik şikayeti üzerine başlayan soruşturma ve kovuşturma sırasında suç tarihinde söz konusunu numaraya ait arama kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan usulüne uygun olarak talep edilerek sanığa ait numaradan katılanın aranıp aranmadığın kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

4.5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkin temel ceza miktarının suç tarihi itibarıyla bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği ve sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın alt sınırdan belirlendiği belirtilmiş olmasına temel cezanın iki yıl hapis cezası olarak belirlenmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

5.İlk Derece Mahkemesince banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan verilen 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezasına ilişkin hükme yönelik yalnız sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olması nedeniyle sonuç ceza miktarlarının sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilip, 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle infazın 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası üzerinden yapılacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç cezanın1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası olarak tayin edilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3-4-5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 26.02.2020 tarihli ve 2018/2448 Esas, 2020/418 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.