Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/806 E. 2020/6498 K. 30.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/806
KARAR NO : 2020/6498
KARAR TARİHİ : 30.11.2020

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca her bir sanığın ayrı ayrı mahkumiyetine

Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanıklar … ve … müdafii, sanık … ve mağdurlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan yaşı küçük mağdurlar zorunlu müdafinin CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilerek ve mağdurlara 30.01.2020 tarihinde atanan zorunlu müdafinin 11.02.2020 tarihinde yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
“… mağdur, şikayetçi ve suçtan zarar görenin yargılama aşamasında öncelikle duruşmadan haberdar edilmesi gerekmektedir. CMK’nın 234. maddesinde düzenlenen bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırıdır. Kanun koyucu 234. maddesine aykırı davranılması durumunda anılan hukuka aykırılığın telafisine imkan sağlayacak şekilde bir düzenlemeye yer vermiş ve “katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara” kanun yoluna başvurma hakkı tanımıştır. Bu hakkın kullanılabilmesi içinde yargılama sonucunda verilen kararın CMK’nın 35. maddesi uyarınca mağdur, şikayetçi veya suçtan zarar görene tebliği gerekmektedir. Gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle suçtan zarar gören geç de olsa davadan haberdar olmuş ve kararı temyiz etme imkanı bulmuş olacaktır. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren mağdur, şikayetçi veya suçtan zarar görenin hükmü temyiz edip, etmeme iradesine göre temyizin kapsamı belirlenecektir.
Duruşmadan haberdar olmayan mağdura, şikayetçiye veya suçtan zarar görene gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden sonra, hükmün temyiz edilmesi durumunda CMK’nın 260. maddesi uyarınca “katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören” sıfatı ile temyizi incelenecektir. Tebliğe rağmen hükmün temyiz edilmemesi durumunda ise Özel Dairece diğer temyizler kapsamında dosya incelenecek ancak, CMK’nın 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilemeyecektir.’’ şeklindeki 05.02.2013 tarih 2012/5-1276, 2013/43 sayılı Ceza Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere; suçtan doğrudan zarar sıfatıyla, kendilerine zorunlu vekil ataması yapılan mağdurların vekilleri aracılığıyla hükmü temyiz ederek katılma iradelerini ortaya koymuş oldukları anlaşılmakla, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verildiğinden bu hususta bozma içeren görüşe iştirak edilmemiştir.
Olay günü Ankara Altındağ Ziraat Mahallesindeki elektrik hatlarının yer altına alınması işini Başkent Elektrik A.Ş’den ihale ile alarak müteahhit olarak üstlenen … Enerji Mak. San. Tic. A.Ş’nin aldığı işi yaptırdığı, taşeron … Elektrik Ltd. Şti’nin işçi olarak çalıştırdığı …’nın emniyet kemersiz ve bağlama ipsiz elektrik direğine çıkarak çalışmaya başlayacağı sırada elektrik akımına kapılması sonucu direkten düşerek öldüğü olayda; taşeron firma olarak çalışan …. Elektrik Ltd. Şti’nin sahibi ve yetkilisi …’ın işin yetkili teknik eleman denetimi, gözetimi ve sorumluluğunda gerekli emniyet tedbirleri alınarak, sağlık güvenlik planı, risk değerlendirilmesi yapılmamış, iş güvenliğinin çalışanların inisiyatifine terk edilmiş olması, AG-YG(OG) nakli hatlarının geçtiği müşterek direkte enerji olup olmadığının kontrolü yapılıp gerekli tedbirler alınmadan direğe çıkılarak hattın kesilmesine çalışılması, işçisinin iş güvenliği ve iş sağlığı konusunda gereği gibi eğitmemiş olduğundan asli kusurlu; olay günü aynı şirketin ekip şefi olarak çalışan …’ın elektrik teknikeri, saha sorumlusu veya şirketin yetkililerine haber vermeden, ayrıca EKAT(elektrik kuvvetli akım tesisi) belgesi olmadan, kendi başına panodan hattın enerjisini keserek, dikkatsiz ve tedbirsiz davranmış olmasından ötürü kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu; … Enerji Makine San. ve Tic. A.Ş’nin şantiye şefi olan …’ın yapılan çalışmada gerekli emniyet tedbirlerinin alınmasını sağlamamış, sağlık güvenlik planı hazırlamamış, risk değerlendirilmesi yapılmamış, iş güvenliğini işçilerin inisiyatifine terk etmiş olması, taşeron şirketin işçisini, mesleki yönden ve iş sağlığı ve güvenliği yönünden eğitip eğitmediğine dair belgesinin olup olmadığını konrol etmeden, çalışmasına göz yummuş olmasından dolayı tali kusurlu; … şirketinin elektrik teknikeri ve saha sorumlusu …’un ise; elektrik panosunu kilitli bulundurmaması, yetkisiz kişilerin elektrik panosunu açıp elektriği kesme veya verme işlemi yapmalarını engellememiş olmasından dolayı tali kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
Dosya içeriğine göre; hükme esas alınan yukarıda da belirtilen 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporu gözetilerek, asli kusurlı olduğu kabul edilen sanıklar … ve … hakkında taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan faillerin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu oldukları tespit edilen sanıklar hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenip, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar … ve … hakkında eksik cezaya hükmolunması;
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin ve sanıklar … ve … müdafinin ve sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak, CMK’nın 307/5. maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle, BOZULMASINA, 30.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.