Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/10129 E. 2023/3573 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10129
KARAR NO : 2023/3573
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/3297 E., 2018/3020 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 26.04.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle;davacının Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/3030 Soruşturma sayılı dosyasından kasten öldürme, silahla birden fazla kişi ile birlikte konutta yağma suçlarından Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesi’nin 23.07.2008 tarih ve 2008/60 Sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını, 03.03.2015 tarihinde tahliye edildiğini, Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2015 tarih ve 2015/112 Esas 2015/182 Karar sayılı ilamı ile beraatine karar verildiğini, kararın 15.02.2017 tarihinde kesinleştiğini, davacının haksız olarak 6 yıl 7 ay 8 gün tutuklu kaldığını belirterek, 1.000.000 TL maddi ve 1.500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 23.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 29.06.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, tazminat şartları sağlanmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen 49.561,52 TL zararın fazla olduğunu, gelir belgelenmeden raporun hazırlandığını ve davarının reddine karar verilmesi talep ettiklerini beyan etmiştir.

3. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2017 tarihli ve 2017/105 Esas, 2017/180 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.12.2018 tarihli ve 2017/3297 Esas, 2018/3020 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davanın reddi gerektiğine, maddi zararın ispatlanmadığına, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğuna ve davacı lehine hatalı vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Salihli Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı vekilleri Av…. ve Av. …’ın sunduğu 26.04.2017 havale tarihli dilekçe ile müvekkilleri olan davacı …’ın haksız tutuklanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiği görülmekle, tazminat talebine dayanak olan Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2015 tarih ve 2015/112 esas 2015/182 sayılı kararının incelenmesinde, tazminat talebinin kanunda belirtilen süreler içerisinde yapıldığı ve Mahkememizin yetkili olduğu, Davacının 23.07.2008 tarihinde tutuklandığı, kasten öldürme ve yağma suçlarını işlediği iddiasıyla Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/60 sorgu numaralı kararıyla 23.07.2008 tarihinde tutuklandığı, Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 2014/4661 esas sayılı müzekkeresi ile 03/03/2015 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yapılan gelir araştırmasında, davacının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılması sonucu tanzim edilen tutanakta, tutuklanma tarihinden önce herhangi bir işinin olmadığı, öğrenci olduğu, davacının tutukluluktan önceki gelir durumuna ilişkin dosyada başka bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Balıkesir L Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 03.03.2015 tarihli yazıda, …’ın 23/07/20208-15/09/2014 tarihleri ve 24/12/2014-08/01/2015 tarihleri arasında tutuklama müzekkeresini infaz ettiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda; davacının tutuklu kaldığı sürenin 2261 gün olduğu, tutuklandığı ve tahliye edildiği günlerde çalışarak gelir elde etmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek gelir kaybının 2263 gün üzerinden hesaplandığı, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 2263 günlük süre içinde 49.561,52 TL gelir kaybının olduğu tespit edilmiştir.

Davacının 23/07/2008-15/09/2014 ve 24/12/2014-08/01/2015 tarihleri arasında olmak üzere tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, tutukluluk süresinin 2261 gün olduğu, bilirkişi tarafından 2263 gün üzerinden asgari ücrete göre yapılan hesaplama sonucunda davacının tutuklandığı 23/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 49.561,52 TL maddi tazminatın ve hükmedilen maddi tazminatın miktarı da dikkate alınarak takdiren 55.000,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesine karar verilmiştir.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince vekalet ücretinin 11.114,92 TL olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/112 Esas – 2015/182 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 23.07.2008 – 15.09.2014 tarihleri arasında 2245 gün ve 24.12.2014 – 08.01.2015 tarihleri arasında 15 gün olmak üzere toplam 2260 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.02.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
1. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
1. Davacının tazminata esas ceza dosyasındaki tutukluluğuna ilişkin infazının 15.09.2014 tarihinde durduğu, 24.12.2014 tarihinde yeniden infazına başlandığı ve 08.01.2015 tarihinde ise yeniden infazın durduğu görülmekle, davacı hakkında 23.07.2008 – 15.09.2014 tarihleri arasındaki 2245 gün ve 24.12.2014 – 08.01.2015 tarihleri arasındaki 15 gün için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminata hükmedilerek, faizin infaz başlangıç tarihlerine göre ayrı ayrı işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davanın süresinde açıldığı, mükerrer dava bulunmadığı, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin davacının zararını ispatlamadığına ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

4. Davalı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmesi hususu bozma nedeni yapılmış olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile yapılan değişiklik öncesi haliyle 5271 Sayılı Kanunun 142 nci maddesinin onuncu fıkrasında düzenlemeye göre tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbi avukatlık ücreti ödeneceğinden ve Bölge Adliye Mahkemesince hesaplanan avukatlık ücretinde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin vekalet ücretinin maktu yerine nisbi hesaplandığına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.2) ve (B.1) paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.12.2018 tarihli ve 2017/3297 Esas, 2018/3020 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.