Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/10247 E. 2023/3555 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10247
KARAR NO : 2023/3555
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3895 E., 2020/733 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 26.06.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin 19.03.2010 – 22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığını, gözaltına alındığı süreden itibaren akıl ve ruh sağlığını kaybettiğini, bu nedenle Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.09.2012 tarihli 2012/530 Esas 2012/982 Karar sayılı kararıyla vesayet altına alındığını, ancak müvekkilinin İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince 05.12.2012 tarihli kararı ile 5 yıl hapis cezası verilerek tutuklanmasına karar verilmesi üzerine 06.12.2012 tarihinde tekrar tutuklandığını, dosyanın temyizi incelemesi neticesinde bozulması üzerine yapılan yargılamada ara kararla 11.08.2014 tarihinde tahliye edildiğini, yargılama neticesinde ise beraatine karar verildiğini, müvekkilinin bu süre içerisinde 1 yıl 8 ay 8 gün tutuklu kaldığını belirterek haksız tutuklama tedbiri nedeniyle hem gözaltı ve tutukluluk süreleri içerisinde çalışamamasından kaynaklı kazanç kaybı hem de davacının haksız şekilde gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle akıl ve ruh sağlığının bozulması, kalan yaşamı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olması nedeniyle oluşan cismani zararı için 450.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın yakalama tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 08.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacılarıın kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiklerini, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, dava konusu tazminata faiz yürütülmesi isteminin hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2019/373 Esas 2019/479 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/3895 Esas 2020/733 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı hakkında haksız koruma tedbiri uygulanması nedeniyle akıl ve ruh sağlığının bozulduğunu, kalan yaşamı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olduğunu, bu nedenle oluşan cismani zararının da maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı … hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2010 tarih 2010/325 soruşturma, 2010/203 esas sayılı iddianamesi ile “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan dava açıldığı, sanık … üzerine atılı suçtan 19.03.2010 – 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 06.12.2012 tarihinde tutuklandığı, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2014 tarih 2014/46 esas sayılı yazısı gereğince tahliye edildiği, sanığın gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler nedeniyle mahsup talebinde bulunmadığı ve tazminata konu edinilmediği, davacının haksız gözaltı ve tutuklama ile karşı karşıya kaldığı anlaşılmakla davacının maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile gözaltında kaldığı süreler ile ilgili olarak,19.03.2010 tarihi ile 22.03.2010 tarihi arasındaki süre ile ilgili olarak 3 gün x 19,21 = 57,63 TL, davacının tutuklu kaldığı süreler ile ilgili olarak, 2012 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak 26 gün x 24,65 = 640,90 TL, 2013 yılı ilk 6 aylık süre ile ilgili olarak 6 ay x 773,01 = 4.638,06 TL, 2013 yılı ikinci 6 aylık süre ile ilgili olarak 6 ay x 803.68 = 4.822,08 TL, 2014 yılı ilk 6 aylık süre ile ilgili olarak 6 ay x 846,00 = 5.076,00 TL, 2014 yılı Temmuz ayı ile ilgili olarak 1 ay x 891,03 = 891,03 TL, 2014 yılı Ağustos ayı ile ilgili olarak 10 gün x 29,70 = 297,00 TL olmak üzere toplam 16.422,67 TL maddi tazminat ile davacının sosyal ve ekonomik durumu ile üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı sürede dikkate alınarak 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 56.422,67 TL tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihi ile 22.03.2010 tarihleri arasındaki 3 günlük süreye isabet eden 57.63 TL ile ilgili olarak gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren, bakiye maddi tazminat ile ilgili olarak 06.12.2012 tarihinden itibaren, manevi tazminat ile ilgili olarak ise gözaltı tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; maddi tazminat miktarı belirlenirken davacının geliri, gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edememesi nedeniyle gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği; davacının gözaltında kaldığı 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasında 57.63 TL, tutuklu kaldığı 06.12.2012 ila 11.08.2014 tarihleri arasında 16.370,12.TL olmak üzere toplam 16.427,75 TL maddi kaybının olmasına rağmen Mahkemece gözaltında ve tutuklu kalınan dönem için toplam 16.422,67 TL eksik maddi tazminata hükmedilmesinin ve manevi tazminatın, davacının iki ayrı dönemde gözaltında ve tutuklu kaldığı, manevi tazminat miktarının ve faiz başlangıç tarihlerinin her dönem için ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken dönemler itibariyle ayrı ayrı manevi tazminat takdir edilmemesi ve takdir edilen manevi tazminat için de gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren faize hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün (1) numaralı fıkrasında bulunan maddi tazminat miktarı olan “…16.422,67 TL…” ibaresi yerine “16.427,75.-TL”, (1) numaralı fıkrasındaki manevi tazminat ve faiz başlangıç tarihine ilişkin “…davacının sosyal ve ekonomik durumu ile üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı sürede dikkate alınarak 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 56.422,67 TL tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihi ile 22.03.2010 tarihleri arasındaki 3 günlük süreye isabet eden 57.63 TL ile ilgili olarak gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren, bakiye maddi tazminat ile ilgili olarak 06.12.2012 tarihinden itibaren, manevi tazminat ile ilgili olarak ise gözaltı tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, “ibaresinin yerine ” davacının sosyal ve ekonomik durumu ile üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı günler için 150,00 TL, 06.12.2012 ila 11.08.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı günler için 42.000,00 TL manevi tazminatın, 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hükmolunan maddi ve manevi tazminat ile ilgili olarak gözaltına alınma tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren, 06.12.2012 ila 11.08.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hükmolunan maddi ve manevi tazminat ile ilgili olarak tutuklama tarihi olan 06.12.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine” ibaresi gelmek suretiyle hükmün düzeltilmesine, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükme yönelik davalı ve davacı vekili istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/521 Esas 2019/114 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.03.2010-22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 06.12.2012 -11.08.2014 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 5 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 27.04.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Davacı hakkında haksız koruma tedbiri uygulanması nedeniyle akıl ve ruh sağlığının bozulduğunun, kalan yaşamı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olduğunun, bu nedenle oluşan cismani zararının da maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine yönelik temyiz incelemesinde; davacının 19.03.2010-22.03.2010 tarihleri arasındaki 3 gün gözaltında kaldığı, davacı hakkında tutuklama tedbiri uygulanmadan önce şizoaffektif bozukluk-psikotik bozukluk tanısı konulduğu ve Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.09.2012 tarihli 2012/530 Esas 2012/982 Karar sayılı ilamıyla davacının TMK’nın 405 inci maddesi gereğince kısıtlanarak vesayet altına alındığı, dosya kapsamında yer alan davacıya ait rapor ve belgeler, davacının annesine konulan şizofreni tanısına ilişkin rapor ve belgeler ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak; davacının gözaltına alınması ile akıl ve ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağı bulunduğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmakla; davacının ömür boyu çalışamamasından ve başkasının bakımına muhtaç olmasından kaynaklı cismani zararına ilişkin zararının maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda 19.03.2010 – 22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 06.12.2012 -11.08.2014 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 5 gün tutuklu kalan davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/3895 Esas 2020/733 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.