YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3812
KARAR NO : 2023/3692
KARAR TARİHİ : 05.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/340 E., 2015/246 K.
SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, mühür bozma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan hükmü, katılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundadn kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2014/340 Esas, 2015/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mühür bozma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.06.2021 tarihli ve 2021/21883 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği,
Katılan kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine, kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması talebine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü:
1.”İddia, sanık savunması, müdahil idare vekili beyanı, keşif, mahalli bilirkişi, teknik bilirkişi raporları, suça konu yerin sit alanı sınırları içerisinde olduğunu gösterir kroki, kaymakamlığın ilan tutanağı ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; Sanığın Çaykara ilçesi Uzungöl Beldesinde bulunan 1998 yılında Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 3332 sayılı kararı ile sit alanı olarak ilan edilen yere 2014 yılı içerisinde inşaat yaptığı, bu suretle doğal yapıyı bozduğu,davaya konu alanın imar planı bulunmadığı, sanığın Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun bölgenin yapılaşma şartlarını belirlediği kararlara aykırı hareket ettiği sanığın bu eyleminin bir hakka da dayanmadığı, anlaşılmakla sanığın cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Madde 65 –(Değişik madde: 08/10/2013-6498 S.K./3. md) “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.” hükmü getirildiği, suçun alt ve üst sınırlarında değişikliğe gidilmediği ancak maliklere tebliğ ve resmi gazetede ilan zorunluluğu getirildiği görülmüştür. Sanık her ne kadar mecburen kendilerine kalacak yer yapmak zorunda kaldığını, söz konusu yerin tamamının 30 m2 ve ahşaptan olduğunu, bunun doğal sit alanına herhangi bir zararının olmadığını, savunmuş ise de, sanığın suça konu arazinin olduğu bölgede yaşadığı, usulünce belediye hoparlöründen ilan yapılmış olduğu ve bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere sit alanının bozduğunun tespit edildiğinden sanığın savunmasına itibar edilmemiştir. Buna göre somut davada sanığa verilen ceza mıktarı gözönüne alındığında ve kamunun uğradığı zararı gidermeyişi, keşif tarihi itibariyle müdahalesine son vermeyişi ve suça konu yerin eski haline getirilmeyişi nazara alınarak sanık hakkında yukarıda kurulan hükme ilişkin olarak TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlar ile 51. maddesindeki erteleme hükmü ile CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına yer olmadığına, dair karar vermek gerekmiştir. Sanığın mühürden sonra inşaata devam ettiği bilirkişi raporuna göre sabit olduğundan, sanık mühür bozma suçu yönünden de cezalandırılmıştır. Mühür bozma suçu yönünden, sanığın sabıkasız oluşu, bir daha suç işlemeyeceğine yönelik mahkememizde olumlu kanaat oluşması sebebiyle ve mühür bozma suçlarında sanığın somut olarak gidermesi gerekli maddi bir zararın bulunmadığı Yargıtay’ın yerleşik içtihatları (Yargıtay 12. CD. 2011/10124 E. 2012/21203 Karar sayılı 09/10/2012 tarihli kararı) ile de kabul gördüğü üzere, yasal diğer tüm şartların oluşması sebebiyle sanık hakkında 5271 sayılı CMK m.231/5’te düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması hükmünün uygulanması yoluna gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” denilmektedir.
2.Sanık savunmasında; “Biz köylüyüz. Yazında köyümüze gideriz, gittiğimizde kalacak bir yere ihtiyacımız var nüfusta her geçen yıl çoğalıyor, mecburen kendimize kalacak yer yapmak zorunda kaldık. Söz konusu yerin tamamı 30 metrekaredir ve ahşaptır. Bunun doğal sit alanınada herhangi bir zararı yoktur. Bu nedenle atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” demiştir.
3. Mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan fen bilirkişi raporu ile dava konusu yerin I. ve III. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. İnşaat bilirkişi raporu ile, dava konusu yapının kalıcı nitelikte olduğu, sit alanını doğal yapısına zarar verildiği, ilk yapı tatil zaptından sonra ikinci yapı tatil zaptına kadar eyleme devam edildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçu Açısından Verilen Karara Yönelik Temyiz İsteği Açısından
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; mühür bozma suçu yönünden katılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Sanık Hakkında 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından
1.Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğinden; temyiz talebinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu açıkça anlaşıldığından, temyiz dilekçesinin içeriğine göre, vekalet ücretine ilişkin olarak hasren inceleme yapılmıştır.
2. Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılan Vekilinin Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçu Açısından Verilen Karara Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle mühür bozma suçu yönünden katılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Sanık Hakkında 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı bentte açıklanan nedenle Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2014/340 Esas, 2015/246 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına son bent olarak “Katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.500,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.