YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5758
KARAR NO : 2022/106
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Görevi kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin tayin olunan cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması sebebiyle, 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin ceza miktarına ve bir gün karşılığı takdir edilen para miktarına, sanık müdafinin yasa yoluna ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
… Devlet Hastanesinde pratisyen hekimlik yapmakta olan sanığa, 20 günlük bebek hastanın ağladığı, huzursuzluğunun olduğu ve anneyi emmede problemi olması sebebiyle katılanlar tarafından başvurulduğu, bebeğin yapılan muayenesinde kabızlık teşhisi ile gaz giderici ilaç yazılarak taburcu edildiği, reçete edilen ilaç kullanılmışsa da şikayetlerin arttığı, solunumun azaldığı gerekçesiyle yeniden aynı hastaneye başvurulduğu, bu kez Acil Polikliniğinde nöbetçi doktor Emrah’ın hastayı muayenesinde hastanın solunumun olmaması sebebiyle entübe edilmesi ve resusitasyon yapılmasına karşın hastanın ölmesiyle sonuçlanan olayda;
… Adli Tıp Kurumunun 19/06/2013 tarihli otopsi raporunda bebeğin ölümünün kendisinde mevcut akciğer enfeksiyonu taze lobüler pnömoniden kaynaklandığını bildirildiği,
… Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi 29/01/2014 tarihli raporunda “çocuğun ölümünün zehirlenme ya da yaralanma ve travmaya bağlı olmadığı, ölümünün akciğer enfeksiyonu taze lobüler pnömoni sonucu meydana gelmiş olduğu, otopside akciğer enfeksiyonu tespit edildiği dikkate alındığında sanığın, çocuk hastalıkları uzmanı konsultasyonu istememesi ve hastayı yatırarak tedaviyi yaptırmaması nedeniyle kusurlu olduğu, ancak bebeğin yaşı ve klinik durumu itibariyle zamanında tanı konularak uygun tedavi başlanılmış olması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı” belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın davranışları ile meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının kesin olarak belirlenemediği, bu nedenle sanığın meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacağı, bununla birlikte sanığın, solunum yetmezliği ve kabızlık etkisine maruz kalmış öleni stabilizasyonu sağlanıncaya kadar çocuk hastalıkları uzmanı konsultasyonu istemesi ve hastayı yatırarak tedavi yaptırması gerekirken, taburcu ederek evine göndermesi suretiyle görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterdiği, bu haliyle eyleminin TCK’nın 257/2. maddesinde düzenlenen ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçuna vücud verdiği anlaşılmıştır.
1-)Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilirken TCK’nın 52/3 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 223/6.maddesine aykırı davranılması,
2-)Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve cezanın hapse çevrileceğinin ihtarı yerine infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesinde yazılı biçimde ihtarat yapılması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün 5.fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Sanığın ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3 maddesi gereğince 75 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine,TCK’nın 52/2 maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin ve hükmün 6.fıkrasında yer alan ”tahsiline” ibaresinden sonraki kısmın hükümden çıkartılarak yerine ”Sanık hakkında hükmedilen taksitli adli para cezasında, taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsiline karar verileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtarına” ibaresinin eklenmesi ile sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.