Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7546 E. 2023/676 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7546
KARAR NO : 2023/676
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.10.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil haksız çıkar sağlamak amacyla suç örgütü kurmak ve örgütlü olarak ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 10.06.2008 tarihinde gözaltına alınmış, 11.06.2008 tarihinde tutuklanmış, 10.11.2008 tarihinde tahliye edilmiş, yapılan yargılama sonunda atılı suçlardan müvekkilin beraatine karar verilmiştir. Müvekkilin haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığı 153 gün için 25.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 09.11.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Öncelikle, süresinde açılmayan davanın usulden reddi gerekir. Aksi halde davacının haksız yere tutuklanmadığı, tutuklamanın hukuka uygun olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddi gerekir. Eğer tazminata hükmedilecek olursa davacının talep ettiği fahiş miktarların altında belirlenecek bir miktara hükmedilmesi gerekir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/222 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, 15.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/222 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.01.2021 tarihli ve 2019/2160 Esas, 2021/576 Karar sayılı ilâmı ile; tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/132 Esas – 2015/103 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat kararı verilmiş ise de, beraat kararının içeriğinde davacı hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan cezalandırılması istemiyle de dava açıldığının ve aynı mahkemenin 14.07.2009 tarih, 2008/138 Esas, 2009/177 sayılı kararı ile beraat kararı verildiğinin belirtildiği dikkate alınarak, gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin olarak davacı hakkında düzenlenen tüm tutanak, müzekkere ve belgeler ile iddianame ve ceza yargılaması sürecinde verilen kararların Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti temin edilip dosya içine alınarak, davacının hangi suç ya da suçlardan tutuklandığı, hangi suç ya da suçlardan cezalandırılması istemiyle dava açıldığı, hangi tarihte ne karar verildiği, verilen kararların kesinleşip kesinleşmediği, hangi tarihte kesinleştiği, ceza soruşturması ve yargılaması sırasında davacı hakkında tefrik kararı verilip verilmediği tespit edilerek, 5271 sayılı Kanun’da öngörülen tazminat şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacı hakkında düzenlenen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği, kabul ve uygulamaya göre de; tutuklandığı tarihte ortağı olduğu şirketin zararı ile davacının şahsi zararı birbirinden bağımsız olarak değerlendirilerek davacının tazmin edilebilir gerçek maddi zararının ortaya çıkartılması gerektiği dikkate alınarak, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

6. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2021/167 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.318,13 TL maddi, 3.500,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.10.2021 tarihli ve 2021/108396 sayılı, ret, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen tazminat miktarlarının çok düşük olduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Davacının örgüt üyeliği ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından 10.06.2008 tarihinde gözaltına alındığı, 12.06.2008 tarihinde tutuklandığı, 10.11.2008 tarihinde tahliye olduğu, tutukluluğunu 12.06.2008 – 10.11.2008 tarihleri arasında infaz ettiği, yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/138 E., 2009/177 K. sayılı kararı ile davacı hakkında örgüt üyeliği suçundan beraat kararı verildiği, yine … Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli, 2014/132 E., 2015/103 K. sayılı kararı ile davacı hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat kararı verildiği ve bu kararın davacı yönünden 16.09.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Tutuklandığı tarihte ortağı olduğu şirketin zararı ile davacının şahsi zararı birbirinden bağımsız olarak değerlendirilerek ve davacının tazmin edilebilir gerçek maddi zararının ortaya çıkartılması gerektiği dikkate alınarak, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak net asgari ücret üzerinden hesaplanan 2.318,13 TL maddi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Uğranılan manevi zararın tümüyle giderilmesinin olanaksız olduğu, bununla birlikte tayin edilecek manevi tazminatın kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesinde sıkıntılarının azaltılmasında etken olduğu ve bu nedenle tazminata hükmedilirken kişinin gözaltında kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, gözaltının şahsın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler nazara alınarak, zenginleşme sonucu doğurmayacak bir miktar olmasına da özen gösterilerek, 3.500,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Davacının tazminata esas dosyası incelendiğinde, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından 10.06.2008 – 10.11.2008 tarihleri arasında 153 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/138 E., 2009/177 K. sayılı kararı ile her iki suçtan da beraatine karar verildiği, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat kararının 22.07.2009 tarihinde kesinleştiği, ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 13.06.2013 tarihli, 2012/4465 E., 2013/6551 K. sayılı kararı ile bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/132 E., 2015/103 K. sayılı kararı ile yeniden beraat kararı verildiği ve bu kararın 16.09.2015 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 4.270,00 TL olması, davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının ise toplam 5.818,13 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede temyiz isteğinin reddini talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı anlaşılmıştır.

Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2021/167 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.