Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/8442 E. 2023/3267 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8442
KARAR NO : 2023/3267
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/66 E., 2019/946 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 06.10.2009 tarihinde gözaltına alındığını, 07.10.2009 tarihinde tutuklandığını, yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 25.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı tarihten tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 18.07.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/360 Esas 2017/587 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 tarihli ve 2018/66 Esas 2019/946 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.11.2021 tarihli, hükmün davalı yönünden kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin ise esastan reddi ile hükmün görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat isteme koşullarının oluşmadığından davanın reddi gerektiğine, faize hükmedilmesinin hatalı olduğuna ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; Söke 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.10.2009 tarih ve 2009/63 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası kapsamında 04.02.2010 tarihinde tahliyesine karar verildiği, sonrasında Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.08.2012 tarihli yakalama emrine istinaden hükmen tutuklandığı, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 13.03.2013 tarih 2012/15547-2013/2617 E.K sayılı ilamı ile tahliyesine karar verildiği, davacının Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2013 tarih ve 2013/46-2013/38 E.K sayılı kararı ile beraatine karar verildiği,beraat kararının temyizde reddedilerek 19.04.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının bu suçtan 12 ay 10 gün tutuklu kaldığı, davacının yasal olarak tazminat isteme hakkı olmakla birlikte, dosyaya belge ibraz etmek suretiyle tutuklanmadan evvel düzenli bir geliri olduğuna ve gelirden mahrum kaldığına dair delili ve ispatının bulunmaması nedeniyle maddi tazminat hesabının günlük net asgari ücret miktarı üzerinden bilirkişice belirlenen 8.754,97 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, talep tarihi olan 06.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; geliri ile gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ve somut bir delil ibraz edemeyen davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre; davacı …’ın ilk kez gözaltına alınıp tutuklandığı 06.10.2009 ila 04.02.2010 dönemi için “2.238,23 TL”, ikinci kez tutuklandığı ve tutuklu kaldığı 03.08.2012 ila 13.03.2013 dönemi için “5.553,05 TL” olmak üzere toplam “7.791,28 TL” maddi tazminata hükmedilmesi ve ilk kez gözaltına alınıp tutuklandığı dönem için hesaplanan maddi tazminat yönünden faiz başlangıcının 06.10.2009, ikinci kez tutuklanıp tutuklu kaldığı dönem için hesaplanan maddi tazminat yönünden faiz başlangıcının ise 03.08.2012 olarak kabul edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak toplam olarak “8.754,97 TL” olarak fazla maddi tazminata hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı şekilde belirlenmesi ve davacı lehine tayin olunan maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden belirlenen 2.135,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maddi tazminat miktarı konusundaki hataya bağlı olarak yazılı şekilde 2.250,60 TL olarak fazla nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasının; ”1.” bendinde yazılı “8754,97 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “2.238,23 TL” yönünden 06/10/2009 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, “5.553,05 TL” yönnüden 03.08.2012 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 7.791,28 TL” ibaresinin eklenmesi, vekalet ücreti taktirine ilişkin 5. bendinde yazılı “2250,60 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “2.135,00 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/46 Esas 2013/38 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 06.10.2009-04.02.2010 tarihleri arasında 3 ay 26 gün gözaltı/tutuklu kaldığı,03.08.2012- 13.03.2013 tarihleri arasında 7 ay 10 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.04.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 18.754,97 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen toplam tazminat miktarının 17.791,28 TL olarak düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının tutuklama müzekkeresinin kesintiye uğradığı anlaşıldığından tazminata esas ceza dava dosyasında tutukluluğunun infaz gördüğü 06.10.2009-04.02.2010 tarihleri için ayrı, 03.08.2012- 13.03.2013 tarihleri için ayrı manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 tarihli ve 2018/66 Esas 2019/946 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 tarihli ve 2018/66 Esas 2019/946 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.