YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8921
KARAR NO : 2023/4070
KARAR TARİHİ : 17.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/22 E., 2020/87 K.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.09.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 17.07.2016-03.02.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 250.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 16.10.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca zararın koruma tedbirinden değil ihraçtan kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2018/286 Esas, 2019/95 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü karar verilmiştir.
4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/974 Esas, 2019/1166 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusu üzerine kararı “Davacının 17/07/2016-03/02/2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalmış olmasına göre gözaltında ve tutuklulukta geçirilen sürenin başka bir suç nedeni ile mahsup edilip edilmediğinin ilgili infaz kurumundan sorulması gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma yapılmaması,davacının 17/07/2016-20/07/2016 tarihleri arasında gözaltına alındığı ancak denetime olanak verecek şekilde gözaltına alma tutanağının dosyaya alınmaması, davacının, HSK’nın 24.08.2016 tarihli kararı ile ihraç edildiği belirtildiği halde denetime olanak verecek şekilde ihraç kararın temin edilip dosyaya konulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1-Davacının,17.07.2016-20.07.2016 tarihleri arasında gözaltına alındığı ve 20.07.2016 tarihinde tutuklandığı 24.08.2016 tarihinde ihraç edildiği, daha sonra hakkında KYOK kararı verildiği, gözaltına alındığı ve tutuklandığı tarihten ihraç edildiği tarihe kadar geeçen süre içinde maaşının 2/3 kısmının ödendiği gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreye ilişkin maaş ve sair haklarını idari yoldan talep edebileceğinden davacıya bu döneme ilişkin maddi tazminat verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Hükmün 1-C maddesinde Maddi tazminat faiz başlagıcının tutuklama tarihi olan 20.07.2016 olduğu belirtilmiş ise de ,faiz başlangıç tarihinin ihraç tarihi olan 24.08.2016 tarihinden başlatılacağının gözetilmemesi ,
3-Hükmün 2.maddesinde Manevi tazminat faiz başlagıcının tutuklama tarihi olan 20.07.2016 olduğu belirtilmiş ise de ,faiz başlangıç tarihinin gözaltı tarihi olan 17.07.2016 tarihinden başlatılacağının gözetilmemesi” sebepleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2019 tarihli ve 2019/218 Esas, 2019/215 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü karar verilmiştir.
6. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2020/22 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2021 tarih, 2020/24470 sayılı tebliğnamesi ile davalının temyiz isteminin miktar bakımından kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle reddine, davacının temyiz istemi bakımından ise; temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı hakkında hükmedilen maddi ve manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.
2.Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna ve eksik araştırmaya karar verildiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde “… Bölge Adliye Mahkemesi Bozma ilamı doğrultusunda dosya kapsamındaki eksiklikler giderildikten sonra yapılan yargılama sonucunda; … Davacı 24/08/2016 tarihinde görevinde ihraç edilmiş olup 16/07/2016-20/07/2016 tarihleri arasında maaşını 2/3 oranında, 20/07/2016-24/08/2018 tarihleri arasında maaşını 1/2 oranında almıştır.Dosya kapsamında davacının gözaltında geçen 17/07/2016-20/07/2016 tarihleri arasında ve tutuklandığı tarihten ihraç olduğu tarihe kadar (20/07/2016-24/08/2016) maaşının eksik ödendiğinin sabit olduğu, ancak ihraç olduğu tarihe kadarki gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreye ilişkin maaş ve sair haklarını idari yoldan talep edebileceği gözetilerek bu döneme ilişkin maddi tazminata hükmedilmesine yer olmadığı; davacının ihraç edildikten sonraki tutuklukta geçen sürelere ilişkin belgelenebilir geliri de bulunmadığından bu döneme ilişkin olarak … asgari ücret üzerinden hesaplanacak maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır; … manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, davacının mesleği, üzerine atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, gözaltı, tutuklama adli kontrol kararı ve uygulanma süresi, faize hükmedilmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddeleri gereğince davacı …’nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 17.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 694 sayılı K.H.K. ile yapılan değişiklikten sonraki CMK’nın 142/9. maddesine göre vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işlerden az olamayacağından A.A.Ü.T.’e göre hesaplanan (19.009,00 X %12) 2.282,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderinin sarfediliş biçimine göre taktiren maliye hazinesi üzerinde bırakılmasına, davanın niteliği gereği harç alınmasına yer olmadığına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi tazminat miktarı 7.048,55 TL, manevi tazminat miktarının 22.000,00 TL ve vekalet ücretinin ise; 3.485,83 TL şeklinde değiştirilmesi suretiyle istinaf talebinin düzeltilerek esastan reddine yönelik karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 7.008,65 TL maddi, 12.000,00 TL manevi tazminatın, Bölge Adliye Mahkemesince 7.048,55 TL maddi, 22.000,00 TL manevi tazminat şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle toplam 29.048,55 TL tazminat miktarının 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5081 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 17.07.2016-03.02.2017 tarihleri arasında 201 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 28.06.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
1.UYAP’tan yapılan kontrolde halen kamuda aktif çalışan olarak görünen ve ihraçtan sonra görevine iade edildiği anlaşılan davacının maaşının geriye dönük olarak idare tarafından ödeneceği dolayısıyla maddi zararı bulunmadığı ve maddi tazminat talebinin reddi gerektiği anlaşılmış ise de; bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz sebebi de bu itibarla yerinde görülmemiştir.
2.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2020/22 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2020/22 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.