Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/1397 E. 2023/3579 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1397
KARAR NO : 2023/3579
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1451 E., 2021/19 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.02.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 23.02.2016 tutuklandığını, 14.05.2019 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini ve kararın 29.11.2019 tarihinde kesinleştiğini beyan ederek, tutuklanmadan önce müteahhit olan davacının maddi kayıpları ve manevi zararı için 250.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL maddi olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 17.03.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın görev, yetki ve süre yönünden reddi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, mükerrer dava yönünden araştırılma yapılması gerektiğini, faiz talep edilemeyeceğini ve tazminat koşulları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2020 tarihli ve 2020/125 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.01.2021 tarihli ve 2020/1451 Esas, 2021/19 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın tazminat miktarının değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gerekçesiyle temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğuna, hükmolunan maddi ve manevi tazminatın yüksek olduğuna, faize ilişkin uygulamanın hatalı olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Davacı vekilinin temyiz istemi; eksik maddi ve manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacının Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/338 esas sayılı dosyasında 23/02/2016 tarihinde tutuklandığı, 14/05/2019 tarihinde tahliye edildiği ve bahse konu dosyada 21/11/2019tarihinde sanık hakkında beraat kararı verildiği, kararın 29/11/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının tutuklulukta geçirdiği sürenin başka bir suçtan mahsup edildiğine dair bir bilgiye ulaşılamadığı ve davacının mükerrer nitelikte açmış olduğu başkaca tazminat davasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Diyarbakır Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 16/03/2020 tarihli cevabi yazısı içeriğinden ve UYAP kayıtlarından davacının Çınar Sulh Ceza Hakimliği’nin 23/02/2016 tarih 2016/5 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresi ile tutuklandığının ve Diyarbakır 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/338 Esas sayılı tahliye müzekkeresi ile 14/05/2019 tarihinde tahliye edildiğinin, tutuklama müzekkeresinin 23/02/2016-14/05/2019 tarihleri arasında infaz gördüğünün bildirildiği anlaşılmıştır.

Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu limited şirketine ait evraklar Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığından temin edilmiş olup, şirketin bir sermaye şirketi olduğu, ortaklardan bağımsız olarak kazançlarına devam edebileceği, davacının yoksun kaldığı ticari kazançların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu olamayacağı, Diyarbakır SGK il Müdürlüğü cevabi yazısı içeriği ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak maddi tazminat hesabında asgari ücret üzerinden belirlenecek bir miktarın maddi tazminat olarak belirlenmesi gerektiği kanaatine varıldığından, davacının hürriyetinden yoksun kaldığı tarihteki asgari ücret temel alınarak mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalardan asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada belirtilen 59.134,04 TL maddi tazminata hükmedilmiştir

Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, yakalanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta/gözaltında geçen süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nefaset kurallarına uygun makul bir miktarın tayin ve tespiti gerekmekte olup zenginleşme yasağı da dikkate alınarak 70.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 58.361,49 TL’ye indirilmesi ve manevi tazminat miktarının 90.000,00 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/338 Esas ve 2019/605 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 23.02.2016 tarihinde tutuklandığı, 14.05.2019 tarihinde tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat kararının 29.11.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.

A. Tebliğname Yönünden
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamede tazminat miktarının değiştirilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin ve 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki diğer koşulların da davacı bakımından oluşmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2. Davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunduğu ve asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplaması yapıldığı anlaşılmakla, davalı vekilin fazla maddi ve manevi tazminata hükmedildiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

4. Haksız fiil niteliğinde kabul edilen bu tür işlemlerin tâbi bulunduğu tazminat hukukunun genel prensipleri ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, hükmedilen tazminat miktarına tutuklama tarihinden yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

5. UYAP üzerinden tazminata esas ceza dava dosyasında yapılan incelemede Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 09.05.2019 tarihli tutuklama müzekkeresinin iadesine ilişkin yazısında davacının tutuklama müzekkeresinin 23.02.2016 – 01.04.2019 tarihleri arasında arada infaz gördüğü belirtilmekle beraber yazının sonunda “Tutuklama Kararı Hiç İnfaz Görmemiştir” şeklinde ibare bulunduğu, cezaevi bilgileri sorgulandığında davacının durumunun hükümlü olarak görüldüğü ve tazminat davasına bakan İlk Derece Mahkemesince de tutuklama müzekkeresinin 23.02.2016 – 14.05.2019 tarihleri arasında infaz edildiğinin kabul edildiği anlaşılmakla, davacı hakkındaki tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan ayrıntılı bir şekilde sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi sonrası bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Kabule göre;
1. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.01.2021 tarihli ve 2020/1451 Esas, 2021/19 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.