YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3661
KARAR NO : 2023/3588
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/1582 E., 2022/332 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün;
karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2012 tarihli ve 2011/26 Esas, 2012/771 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
2. Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2012 tarihli ve 2011/26 Esas, 2012/771 sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.012.2014 tarihli ve 2013/29045 Esas, 2014/26299 Karar sayılı kararı ile “… hükme esas alındığı belirtilen ön inceleme sırasında düzenlenen 28.08.2009 tarihli bilirkişi raporunda, otopsi raporu ile hastanın ölüm nedenin tespit edilmemesi nedeni ile sanıklara kusur verilmediğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 28.07.2009 tarihli raporunda ise; sanıklar … ve … yönünden inceleme yapılmadığı, sanık … yönünden ise sanığın hastane imkanları doğrultusunda genel beden travması açısından gerekli konsültasyonları ve tetkikleri istememesinin bir eksiklik olduğu, ancak hastanın travma sonrası ilk 4 saat içerisinde başvurmuş olduğu ve bu nedenle konsültasyonlar istense dahi hastada akut batın kliniğinin tam oturmamış olabileceği ve bu nedenle de hastanın Beyin Cerrahi Uzmanı olan bir yere sevk edilmesinin ölümün üzerine etkisinin olup olmadığının bilinemeyeceğinin belirtilmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından Adli Tıp Genel Kurulundan olayda sanıkların kusuru bulunup bulunmadığına ve ölüm ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/120 Esas, 2016/682 sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
4.Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/120 Esas, 2016/682 sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25.09.2018 tarihli ve 2016/9467 Esas, 2018/8628 Karar sayılı kararı ile “Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma ilamıyla…. maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından Adli Tıp Genel Kurulundan olayda sanıkların kusuru bulunup bulunmadığına ve ölüm ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği halde, mahkemece bozma sonra tanzimi istenen raporun yeniden Adli Tıp 1.İhtisas Dairesi tarafından düzenlendiği ve rapor içeriğinde sanık doktor Yüksel’in “… travma öyküsü olan travma sonrası kusma şikayeti başlayan ve aynı zamanda karnında sağ üst kadranda, kaburgaların bitiminde orta hatta yine 1-1,5 cm’lik yüzeyel bir sıyrığı olan hastanın ayakta direkt batın grafisini çektirip değerlendirmeden, uzman konsültasyonu istemeden şifai olarak Atatürk Devlet Hastanesi’ne gitmesini önererek hastayı taburcu etmiş olması nedeniyle kusurlu olduğu”, sanık …’un “travma sonrası kusma şikayetleri başlayan taşlayan ve aynı zamanda karnında sağ üst kadranda, kaburgaların bitiminde orta hatta yine 1-1,5 cm’lik yüzeyel bir sıyrığı olan hastanın ayakta direkt batın grafisini çektirip değerlendirmeden, batın USG tetkiki yaptırmadan kusma bulgusu açısından sadece kafa travması düşünerek, cerrahi uzman konsültasyonu istemeden, Tonsillit teşhisi ile ilgili ilaçlara ilişkin reçete düzenlenerek hastayı taburcu etmiş olması nedeniyle kusurlu olduğu”, sanık Genel Cerrahi Uzmanı Ziyaettin’in ise “hastanın dış muayenesinde; hastada bisikletle merdivenden düşme öyküsü bulunulmasına, karın bölgesinde sıyrığı bulunmasına VBC:14.0 tespit edilmesine, çocukta kusma semptomu olmasına ve Dr. …’nun kendisi tarafından da karın duvarı kontüzyonu düşünülmesine rağmen hastanın ayakta direkt batın grafisini çektirip değerlendirmeden, batın USG tetkiki yaptırmadan hastayı ameliyata alarak eksploratif laporatomi yapmadan sevk sırasında 70/50mmHg tansiyon değeri ile hastayı sevk etmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı ve kusurlu olduğu” ‘nun tespit edilmesine rağmen sanıkların eylemleri ile meydana gelen ölüm neticesi arasında kuşkuya yer bırakmayacak şekilde illiyet bağının kurulup kurulamayacağı hakkında görüş belirtilmediğinden dosyanın tüm sanıklar yönünden kül halinde yeniden Adli Tıp Genel Kurulu’na sevkinin sağlanarak her bir sanığın eylemi ile meydana gelen ölüm arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2018/1582 Esas, 2022/332 sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2022 tarih, 2022/61981 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanması edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … müdafinin, sanık … müdafinin ve sanık … müdafinin temyiz istemleri sanıkların kusurlu olmadıkları, eylemle ölüm arasında illiyet bağı olmadığına ve eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde “… Adli Tıp 3. Üst kurulunun 11/06/2020 / 74 karar numaralı raporunda “30.06.2009 tarihinde bisikleti ile merdivenden düşme öyküsü bulunan küçüğün bulantı, kusma ve ateş şikayetleri ile başvurduğu Sındırgı Devlet Hastanesi Acil servisinde Dr…. tarafından değerlendirilmesinde, erken dönemde akut batın tablosunun oturmamış olabileceği ve tanı konulamayabileceği tıbben bilinmekle birlikte, travma öyküsü olan, travma sonrası kusma şikayeti başlayan ve fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık saptanan küçüğün herhangi bir laboratuar ve radyolojik görüntüleme tetkiki yapılmadan veya uzman konsültasyonu istenmeden, sözel olarak üst merkeze yönlendirilerek taburcu edilmesi nedeniyle, Dr….’ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 1/8 oranında olduğu, küçüğün 01.07.2009 tarihinde Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesinde Dr…. tarafından değerlendirilmesinde, Sındırgı Devlet Hastanesinden bisikleti ile düşme sonrası bulantı, kusma, ateş şikayetleri ile kafa travması açısından yönlendirilen, fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık, laboratuar tetkikinde lökositoz saptanan küçüğün ayırıcı tanısında kafa travması düşünülerek iki yönlü kafa grafisi çekilmiş ve Beyin Cerrahisi icapçı uzman hekimine bilgi verilmiş olmakla birlikte, travma açısından sistematik değerlendirme yaklaşımı ile künt batın travmasına yönelik herhangi bir radyolojik görüntüleme tetkiki (ayakta direkt batın grafisi, ultrasonografi) yapılmadan, cerrahi konsültasyonu istenmeden veya müşahede altında tutulmadan, tonsillit teşhisi ile reçete düzenlenerek taburcu edilmiş olması nedeniyle, Dr….’in uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 2/8 oranında olduğu, Küçüğün 01.07.2009 tarihinde Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesine ilk başvurusunda, Dr…. tarafından kafa travmasına yönelik ilk değerlendirme yapıldıktan sonra telefon ile bilgi verilen Beyin Cerrahisi Uzmanı Dr….’in, her ne kadar kafa travması şüphesi ile başka bir merkezden yönlendirilen ve kendisine danışılan hastayı hastanede bizzat muayene ederek değerlendirmesinin daha uygun bir yaklaşım olacağı bilinmekle birlikte, hastaneye ayaktan başvuran, nörolojik bulgu tariflenmeyen ve kafa grafisinde osseöz patoloji izlenmeyen hastanın otopsi bulguları ve ölüm sebebi de göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu konsültasyona hastayı görmeden ve bizzat muayene etmeden cevap verilmesi şeklindeki yaklaşımın tıbbi hata olarak değerlendirilmediği, dolayısı ile Uzm.Dr….’e tıbben hata atfedilemeyeceği, Karın ağrısı ve kusma şikayetleri devam eden küçüğün 01.07.2009 tarihinde Sındırgı Devlet Hastanesine yeniden başvurusunda, Acil servis hekimi ve Çocuk Hastalıkları uzman hekiminin değerlendirmesi sonucu ayırıcı tanıda künt batın travması düşünülerek konsülte edilen Genel Cerrahi Uzmanı Dr….’nun, travma öyküsü bulunan, travma sonrası başlayan karın ağrısı ve kusma şikayetleri devam eden, fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık (karın duvarı kontüzyonu) ve hassasiyet saptanan, lökositoz ve tansiyon düşüklüğü tespit edilen küçüğün ayırıcı tanısında batın içi organ yaralanması düşünülmemesi, bu tanıya yönelik herhangi bir radyolojik görüntüleme tetkiki (ayakta direkt batın grafisi, ultrasonografi) yapılmaması ve kafa travması açısından tomografi çekilmesi önerilerek üst merkeze sevk edilmesi nedeniyle Genel Cerrahi Uzmanı Dr….’nun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 3/8 oranında olduğu oy çokluğu ile mütalaa olunur. ” şeklinde sanıklar Dr. …, Dr…. ve Dr….’nun mütevefaanın ölümüyle sonuçlanan olay ile eylemleri arasında illiyet bağının kurulmuş olduğu, Dr. … in ise meydana gelen ölüm olayında herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” denilmiştir.
2.Katılan … ” Davaya konu olan olayda ölen … benim oğlum olur. Olay tarihi olan 30/06/2009 günü akşam saat 21.00. Sularında oğlum Batuhan merdivenden bisikleti eve çıkarırken düşmüş ve eşim hastahaneye götürmüş. Ben o sırada köyde idim. Bana haber verdiler. Ben de akrabam olan Hüseyin Keskin’i arayarak oğlumu hastaneye götürmesini söyledim. Ben eve yaklaşık 20 dakikada geldim. Ben eve geldiğimde eşim ve oğlum hastaneye gidip eve dönmüşler. Eşimin bana anlattığına göre acildeki doktor oğlumun filmini dahi çektirmeden korkulacak bir durum bulunmadığını, Balıkesir’e dahi götürmelerine gerek olmadığını söylemiş. Bizim içimiz rahat olsun diyerek eşim ile birlikte Balıkesir Atatürk Devlet Hastahanesine götürdük. Hastahanenin acil kısmına vardığımızda gece saat 01,30. Suları idi. Burada kafasından röntgen çektiler ve kan aldılar. o anda Emar çekmediler. Müşahade altına dahi almadılar. Oğlum orada bulunduğumuz bir sırada kustu, kusmaması için emadur iğne yaptılar. Çekilen Röntgen ile kan tahlili de normal çıkınca hastahanede yatırmayıp çıkış verdiler. Ben bunun üzerine doktora oğlumu düşmeden dolayı hastaneye getirdik, bu kadar çabuk çıkış vermemelerini, biraz müşahade altında tutmalarını istedim. Görevli doktor ise bana düşmeden dolayı korkulacak bir husus bulunmadığını, içimin rahat olmasını söyledi. Soğuk algınlığı teşhisi ile birkaç ilaç yazdı. Bunun üzerine biz saat 03,00. Sularında hastaneden çıkıp Sındırgı’ya geri döndük. eve geldiğimiz de saat 04.00. Sularıydı. Nöbetçi eczane açık olmadığı için ilaçları alamadım. Sabah saat 8 de ilaçları aldım. Bu ilaçlar soğuk algınlığı teşhisine dair ilaçlardı. Gece boyunca oğlumun kusması devam etti. Oğlum kusması haricinde bilinci yerinde idi. Oğlum bu süre içinde hiç uyumadı. Saat 08.00. Da almış olduğum ilaçlar oğlumda herhangi bir olumlu etki oluşturmayınca ve oğlumun kusması geçmeyince saat 11. sıralarında Sındırgı Devlet hastanesine götürdük. Çocuk doktoru baktı. Görünürde bir şey olmadığı için istiyorsanız müşahade altına alalım dedi. Korkulacak herhangi bir durum yok dedi. Ancak bizim isteğimiz üzerine Cerrah çağırıldı. Bir saat kadar sonra cerrah geldi. Cerrat Ziyaettin bey karnına baktı, çocuğu Balıkesir’e gönderin dedi. Bunun üzerine ambulans ile Balıkesir’e sevk ettiler. Oğlum Ambulans ile giderken bizde arkada kendi aracımızla eşimle takip ettik. Ambulasta bulunan doktor baştan şoförün yanına bindi. Yolda ambulans Bigadiç ilçesini az geçince durdu. Doktor oğlumun ağızından köpük geldiğini bunları silmek için durduklarını söylediler. ancak Bigadiç ilçesi yakın olmasına rağmen Bigadiç’teki hastaneye dönmeyip ambulans ile Balıkesir iline devam ettiler. Yol boyunca oğluma müdahale etmişler. Ambulans Balıkesir Atatürk devlet hastanesinin aciline girdi. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen oğlum Batuhan’ı kurtaramadılar. Oğlumun öldüğünü söylediler. Ben bu olay sebebiyle ihmali bulunan tüm kişilerden şikayetçiyim. Bu kişilerin cezalandırılmalarını talep ediyorum. Doktorların müdahale etmeleri gerekipde etmemeleri nedeniyle hepsinden şikayetçiyim. Oğlum ambulans ile giderken yolda rahatsızlandığında Bigadiç ilçesi yakın iken Bigadiç’teki hastaneye yetiştirmedikleri için özellikle şikayetçiyim. Belki oğlum Bigadiç’e yetiştirilmiş olsa idi yaşıyor olabilirdi. Ayrıca adli tıptan gelen raporda Sındırgı hastahanede oğlumun karnı açılıp bağırsak zedelenmesi olan rahatsızlığı için ameliyat edilmiş olsa idi kurtulmuş olacağının yazılı olduğu,cerrahın Sındırgı’da ameliyat etmeyerek bu olayın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği yazılıdır. Ayrıca öğrendiğim bilgilere göre oğlumun bağırsaklarındaki yırtık oturduğunda kapanan ve uzandığında ise açılan bir yırtık imiş. Biz bunu bilmediğimiz için ve bize söylenilmediği için ben oğlumu kendi aracımla Balıkesir’e oturarak götürüp getirdim. ambulansta oğlumu yatırarak götürdükleri için ve ambulans sallandığı için oğlumun bağırsaklarındaki yırtığın açıldığını öğrendim… davaya katılmak istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Katılan …” Davaya konu olan olayda ölen … benim oğlum olur. Olay tarihinde oğlum Batuhan merdivenden bisikleti eve çıkarırken düşmüştü. Daha sonra hastahaneye götürdük. Sındırgı devlet hastanesinde gerekli muayeneyi yaptılar. Balıkesir’e isterseniz gidin diye söz söylediler. Çünkü herhangi bir kayda değer bulguya rastlamadıklarını söylediler. Ben oğlumu alarak eve getirdim. Daha sonra eşim Bahtiyar eve geldi. Bizim içimiz rahat olsun diyerek eşim ile birlikte Balıkesir Atatürk Devlet Hastahanesine gittik. Burada kafasından röntgen çektiler ve kan aldılar. Başkaca herhangi bir işlem yapmadılar. Emar çekmediler. Oğlum orada bir ara kusmuştu, kusmaması için emadur iğne yaptılar. Çekilen Röntgen ile kan tahlili de normal çıkınca hastahanede yatırmayıp çıkış verdiler. Hatta doktor eşim sorusu üzerine düşmeden dolayı korkulacak bir husus bulunmadığı, içinin rahat olmasını söyledi. Soğuk algınlığı teşhisi ile birkaç ilaç yazdılar. Bunun üzerine biz Sındırgı’ya geri döndük. Daha sonra çocuğun başında sürekli bekledim. Çocuğum sürekli olarak kusmaya devam etti. Çocuğum yürüyor, televizyon seyrediyordu.Sadece kusması vardı. Sabah saat 04.00.da Sındırgı’ya gelmiştik. oğlum bu süre zarfında hiç uyumadı.Oğlumun kusması geçmeyince saat 11. sıralarında Sındırgı Devlet hastanesine götürdük. Çocuk doktoru baktı. Görünürde bir şey olmadığı için istiyorsanız müşahade altında bırakalım dedi. korkulacak herhangi bir durum yok dedi. Bir saat kadar sonra cerrah geldi. Cerrat Ziyaettin bey karnına baktığında durumu fark etti. Bunun üzerine ambulans ile Balıkesir’e sevk etti. oğlum Ambulans ile giderken bizde arkada kendi aracımızla eşimle takip ettik. Ambulasta bulunan doktor baştan şoförün yanına bindi. Yolda ambulans iki kez durdu. Ağzından köpük geldiğini onları sildiklerini söylediler. Doktor ise bu arada oğlum rahatsızlanınca ön taraftan oğlumun yanına bindi. Balıkesir Atatürk devlet hastanesinin aciline girdiler. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen oğlum Batuhan’ı kurtaramadılar. Oğlumun öldüğünü söylediler. Ben bu olay sebebiyle ihmali bulunan tüm kişilerden şikayetçiyim. Bu kişilerin cezalandırılmalarını talep ediyorum. Özellikle şikayetçi olduğum kişi yoktur. Ancak tüm ihmali bulunan kişilerden şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Sanık … aşamalarda, hastayı ikinci kez Sındırgı Devlet Hastanesine başvurduğunda gördüğünü ameliyat için dahi geç kalınmış olduğunu, hastanenin teşekküllü bir hastane olmadığı için gelişebilecek her türlü olumsuz komplikasyonlara karşı daha teşekküllü bir sağlık merkezinde ameliyat yapılması daha uygun olacağından hastanın Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesine 112 acil servisi ile gönderildiğini, hasta ameliyat edilseydi dahi ölümün kesin olarak ameliyat masasında gerçekleşeceğini düşündüğü beyan ederek, suçlamaları reddetmiştir.
5.Sanık … aşamalarda, beyin cerrahı doktor … bey ile telefonda onu davet etmek için görüştüğünü kendisini telefonla davet ettiğini ancak gelmesine gerek olmadığını söylediğini, kendisinin talimatları doğrultasında hareket ettiğini, konsültasyon istememesi edeniyle kusur izafe eden raporunu kabul etmediğini, beyin cerrahını telefonla aramasının konsültasyon istediği anlamına geldiğini, başka bir uzman hekimi arayıp haber vermediği beyan ederek suçlamaları reddetmiştir.
6.Sanık … aşamalarda, çocuğun bisikletini çıkartmak isterken merdivenden düştüğünün söylendiğini, daha sonra ise çocuğun hareket halindeki bisikletten düştüğünü, genel beden travmasına maruz kaldığını öğrendiğini, hastanın ambulansta Balıkesir’e nakli sırasında şoförün yanında oturduğunu; ancak sağlık memurunun sürekli olarak hastanın yanında bulunup takip ettiğini, konuşmaları da kendisinin takip ettiğini, sağlık memuru nakil sırasında uyarınca hemen ambulansı durdurup hastanın yanına geçtiğini, daha sonra genel durum bozulunca ambulansı durdurup gerekli müdahaleyi de yaptığını beyan ederek suçlamaları reddetmiştir.
7.Bursa Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 02.11.2009 otopsi raporunda ölümün künt batın travmasına bağlı gelişen barsak perforasyonu, peritonit sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir.
8. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 28.07.2009 tarihli raporunda, sanık … yönünden ise sanığın hastane imkanları doğrultusunda genel beden travması açısından gerekli konsültasyonları ve tetkikleri istememesinin bir eksiklik olduğuna, ancak hastanın travma sonrası ilk dört saat içerisinde başvurmuş olduğu ve bu nedenle konsültasyonlar istense dahi hastada akut batın kliniğinin tam oturmamış olabileceği ve bu nedenle de hastanın Beyin Cerrahi Uzmanı olan bir yere sevk edilmesinin ölümün üzerine etkisinin olup olmadığının bilinemeyeceğine, sevk edildiği Balıkesir Devlet Hastanesinde hastayı gören hekimin çocuğun kliniği ve genel beden travması açısından ilgili hekimlerden konsültasyon istememiş olmasının eksiklik olduğuna, otopsi bulguları da dikkate alındığında ikinci kez başvurulan Sındırgı Devlet Hastanaesi’nda hasatanın kliniğinde akut batın tablosunun oturmuş olduğunun anlaşıldığı ve bu durumda hasataya gerekli tetkiklerin yapılıp acilan ameliyata alınmaması nedeniyle Genel Cerrahi hekiminin eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığına, bu dönemde ameliyata alınması halinde kurtulma ihtimalinin bulunduğuna yönelik görüş bildirilmiştir.
9. İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13/05/2015 tarihli raporunda ” ..Dr. …’ın travma öyküsü olan travma sonrası kusma şikayeti başlayan ve aynı zamanda karnında sağ üst kadranda, kaburgaların bitiminde orta hatta yine 1-1,5 cm’lik yüzeyel bir sıyrığı olan hastanın ayakta direkt batın grafisinı çektirip değerlendirmeden , uzman konsültasyonu istemeden şifai olarak Atatürk Devlet Hastanesi’ne gitmesini önererek hastayı taburcu etmiş olması nedeniyle Dr. …’ın kusurlu oldugu,..
Dr Timur “özgülen’in travma sonrası kusma şikayetleri başlayan taşlayan ve aynı zamanda karnında sağ üst kadranda, kaburgaların bitiminde orta hatta yine 1-1,5 cm’lik yüzeyel bir sıyrığı olan hastanın ayakta direkt batın grafisini çektirip değerlendirmeden , batın USG tetkiki yaptırmadan kusma bulgusu açısından sadece kafa travması düşünerek , cerrahi uzman konsültasyonu istemeden, Tonsillit teşhisi ile Augmentin BÎD 4dt) susp, Calpol 6 susp, Perebron sirop” reçetesi düzenlenerek hastayı taburcu etmiş olması nedeniyle Dr Timur flzgülen’in kusurlu olduğu,..
Genel Cerrahi Uzmanı Dr …’nun hastanın dış muayenesinde; hastada bisikletle merdivenden düşme öyküsü bulunulmasına, karın bölgesinde sıyrığı bulunmasına, VBC:14.0 tespit edilmesine, çocukta kusma semptomu olmasına ve Dr …’nun kendisi tarafından da karın duvarı kontüzyonu düşünülmesine rağmen hastanın ayakta direkt batın grafisini çektirip değerlendirmeden, batın USG tetkiki yaptırmadan hastayı ameliyata alarak eksploratif laporatomi yapmadan sevk sırasında 70/50mmHg tansiyon değeri ile hastayı sevk etmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, Dr. …’nun kusurlu olduğu,..” şeklinde tespit yapılmış olduğu görülmüştür.
10.İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından tanzim edilen 11.06.2020 tarihli rapor da ise; “… 30.06.2009 tarihinde bisikleti ile merdivenden düşme öyküsü bulunan küçüğün bulantı, kusma ve ateş şikayetleri ile başvurduğu Sındırgı Devlet Hastanesi Acil servisinde Dr…. tarafından değerlendirilmesinde, erken dönemde akut batın tablosunun oturmamış olabileceği ve tanı konulamayabileceği tıbben bilinmekle birlikte, travma öyküsü olan, travma sonrası kusma şikayeti başlayan ve fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık saptanan küçüğün herhangi bir laboratuar ve radyolojik görüntüleme tetkiki yapılmadan veya uzman konsültasyonu istenmeden, sözel olarak üst merkeze yönlendirilerek taburcu edilmesi nedeniyle, Dr….’ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 1/8 oranında olduğu,
Küçüğün 01.07.2009 tarihinde Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesinde Dr…. tarafından değerlendirilmesinde, Sındırgı Devlet Hastanesinden bisikleti ile düşme sonrası bulantı, kusma, ateş şikayetleri ile kafa travması açısından yönlendirilen, fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık, laboratuar tetkikinde lökositoz saptanan küçüğün ayırıcı tanısında kafa travması düşünülerek iki yönlü kafa grafisi çekilmiş ve Beyin Cerrahisi icapçı uzman hekimine bilgi verilmiş olmakla birlikte, travma açısından sistematik değerlendirme yaklaşımı ile künt batın travmasına yönelik herhangi bir radyolojik görüntüleme tetkiki (ayakta direkt batın grafisi, ultrasonografi) yapılmadan, cerrahi konsültasyonu istenmeden veya müşahede altında tutulmadan, tonsillit teşhisi ile reçete düzenlenerek taburcu edilmiş olması nedeniyle, Dr….’in uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 2/8 oranında olduğu,…
Karın ağrısı ve kusma şikayetleri devam eden küçüğün 01.07.2009 tarihinde Sındırgı Devlet Hastanesine yeniden başvurusunda, Acil servis hekimi ve Çocuk Hastalıkları uzman hekiminin değerlendirmesi sonucu ayırıcı tanıda künt batın travması düşünülerek konsülte edilen Genel Cerrahi Uzmanı Dr….’nun, travma öyküsü bulunan, travma sonrası başlayan karın ağrısı ve kusma şikayetleri devam eden, fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda sıyrık (karın duvarı kontüzyonu) ve hassasiyet saptanan, lökositoz ve tansiyon düşüklüğü tespit edilen küçüğün ayırıcı tanısında batın içi organ yaralanması düşünülmemesi, bu tanıya yönelik herhangi bir radyolojik görüntüleme tetkiki (ayakta direkt batın grafisi, ultrasonografi) yapılmaması ve kafa travması açısından tomografi çekilmesi önerilerek üst merkeze sevk edilmesi nedeniyle Genel Cerrahi Uzmanı Dr….’nun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu tıbbi hatanın meydana gelen sonuç üzerindeki etkisinin 3/8 oranında olduğu oy çokluğu ile mütalaa olunur. ” şeklinde görüş bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.24.05.2002 doğumlu …’in, 30.06.2009 günü akşam saatlerinde bisikletini merdivenlerden çıkardığı sırada, bisikleti ile birlikte merdivenden düştüğü, önceleri önemli bir sorunu yokken aradan bir süre geçtikten sonra ilk kez kustuğu, ateşinin de biraz yüksek olduğu fark edilince annesi tarafından geceleyin Sındırgı Devlet Hastanesi Acil Kliniğine götürüldüğü, Sındırgı Devlet Hastanesi Acil Kliniğinde sanık doktor … tarafından yapılan muayenede, ateşinin dışında önemli bir rahatsızlık tespit edilemediği, anamnezinde kafa travması, bulantı, kusma olması nedeniyle hastanın Balıkesir’e götürülerek beyin cerrahı tarafından görülmesinin tavsiye edildiği, Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesine götürülen ve acil klinikte görevli doktor … tarafından muayene edilen hastanın lokositinin 25.000 olduğu, kafa grafisinde patoloji görülmediği, acil servis doktorunun, beyin Cerrahi Uzmanı olan hakkındaki beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık … ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra “Tonsilit” tanısı ile reçete düzenlenerek hastayı evine gönderdiği, Sındırgı’daki evine döndükten sonra hastanın rahatsızlığının arttığı, gece sabaha kadar hiç uyumadığı ve sıkça kustuğu, 01.07.2009 günü sabahı tekrar Sındırgı Devlet Hastanesine götürülen hastanın burada Genel Cerrahi Uzmanı olan sanık … tarafından muayene edildikten sonra ambulansla tekrar Balıkesir’e sevk edildiği, Ambulans Balıkesir’e hareket ettikten yarım saat sonra hastanın önce çenesinin kasıldığı, 1-2 dakika sonra solunumun durduğu, görevli doktor ve sağlık memuru tarafından hemen entübe edildiği, kısa süre sonra nabzının da gittiği ve CPR uygulamasına başlandığı, yaklaşık 10-15 dakika sonra Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi aciline varıldığı, burada hastaya acilde görevli doktor olan ve hakkındaki beraat hükmü kesinleşen … tarafından müdahale edildiği, CPR uygulamasına devam edildiği halde sonuç alınamaması sonucu hastanın hayatını kaybettiği olayla ilgili olarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu verilen Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2018/1582 Esas, 2022/332 Karar sayılı kararında, dosya kapsamında toplanan deliller ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulunca tanzim edilen rapor doğrultusunda sanıkların eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığının tespit edildiği ve eylemleri ile netice arasında uygun illiyet bağı kurulmuş olduğu anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2018/1582 Esas, 2022/332 Karar sayılı kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.