Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/5458 E. 2023/633 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5458
KARAR NO : 2023/633
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7744 nolu soruşturma üzerinden tahkikat yürütülerek şüpheli … hakkında kamu davası açıldığı, söz konusu davanın görüldüğü … (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 2013/126-2014/421 sayılı kararı ile; sanık … hakkında taksirle yaralama suçundan 3.000,00 TL miktar itibariyle kesin olarak mahkûmiyet kararı verildiği, gerekçeli karar ile birlikte görülen dava kapsamında alınan 17.03.2014 tarihli bilirkişi raporuna istinaden, bina sorumlusu olduğu iddia edilen …’ın da meydana gelen olayda tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığından suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma kapsamında …’ın olayın gerçekleştiği tarihte bina sorumlusu olduğunun anlaşılması üzerine, bina sorumlusu olmadığı anlaşılan … hakkında Ek Takipsizlik kararı verildiği, sanık … hakkında ise kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2015/315 – 2016/201 sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının b ve e bentleri, 62 nci maddenin birinci fıkrası ile 51 inci madde uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

3. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2015/315 – 2016/201 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.12.2021 tarihli ve 2019/11973 Esas- 2021/8807 Karar sayılı kararı ile;
“…Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/44 E., 2022/264 K. Sayılı kararı ile basit yargılama usûlünün takdiren uygulanmamasına karar verilmekle, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddenin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının b ve e bentleri, 62 nci maddenin birinci fıkrası ile 51 inci madde uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.06.2022 havale tarihli ve 2022/78707 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi;
Kararın esas ve usul bakımından yasaya aykırı olduğuna,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Olay tarihinde katılanın … isimli … merkezine gittiği, burada 3.katta olan işini bitirdikten sonra tekrar aşağıya inmek için yanında tanık … ile birlikte asansörle aşağı inmek istediği, asansörün kapısını açtıktan sonra adımını attığı, ancak asansörün taban kısmının olmaması nedeniyle dengesini kaybederek aşağı düştüğü, bu düşme neticesinde hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, bina yöneticisinin sanık … olduğu, olay günü asansörün tamirini yapan kişinin de hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan temyiz dışı sanık … olduğu anlaşılmıştır.

2. … Devlet Hastanesine ait genel adli muayene raporlarına göre; katılanın hayati tehlike geçirecek, vücudunda birden fazla kemik kırığı oluşacak nitelikte yaralandığının bildirildiği görülmektedir.

3. … ‘nın 11.04.2013 tarihinde yapılan kat malikleri genel kurul toplantı tutanağında bina yöneticiliğine sanık …’ın seçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

4. Olay yeri basit krokisi, görgü ve tespit tutanağı, adli muayene raporları, tutanaklar ve olayın tanıkları N.B., V.S.’nin anlatımları dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Soruşturma aşamasında alınan 16.08.2013 tarihli bilirkişi raporunda, …’in asansörün kapılarının açılıp açılmadığını kontrol etmeden bakım işini yapmasından dolayı 4/8, kazalının kabini görmeden asansör boşluğuna adım atmasından dolayı 4/8 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği; 14.01.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda ise, bina sorumlusu …’ın tali, tamirci …’in asli, … asansör firmasının asli kusurlu olduğu, kazalının kusurunun olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

6. Mahkemece hükme esas alınan 17.03.2014 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, bina sorumlusu olan sanığın yeterli emniyet tedbiri olmayan asansörü çalıştırmaya devam ettirmiş olmasından dolayı kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.

7. Katılan … Balta’nın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 19.01.2016 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.

8. Sanık …’ın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği ve taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. Ayrıca, … (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 2013/126-2014/421 sayılı dava dosyasında hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan sanık …’in ifadesinde; “…ben asansör tamir işi ile uğraşmaktayım. 04/07/2013 günü sabah saat 10:00 sıralarında yanımda bulunan çırak ile … Caddesi üzerindeki … isimli … merkezine asansör arızası tamiri için gittik. Söz konusu yere gittiğimde asansör üçüncü katta kalmıştı. Asansörü kontrol ettiğimde asansörün pateninin kırık olduğunu anladım. Asansörü elektrik yardımıyla beşince kata çekerek ve asansörü off konumuna alarak asansörün bozuk parçasını almak üzere dükkana gitim. Bu sırada binanın üçüncü katındaki asansör kapısından bir şahsın kapıyı açarak asansör boşluğuna düştüğünü öğrendim. Ben bu kapının ne şekilde açıldığını bilmiyorum. Normalde kapalı olması söz konusu asansörü kurulduğu günden beri ben bakımın yapmaktayım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Benim herhangi bir kusurum yoktur…” şeklinde savunma yaptığı görülmektedir.

9. Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

10. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.

11. 5271 sayılı Kanun’un 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada maddi gerçeğin ortaya konulması gerekçe gösterilerek, sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmaması yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Oluş ve dosya kapsamına göre, olay tarihinde katılanın … isimli … merkezine gittiği, burada 3. katta olan işini bitirdikten sonra tekrar aşağıya inmek için yanında tanık … ile birlikte asansörle aşağı inmek istediği, asansörün kapısını açtıktan sonra adımını attığı, ancak asansörün taban kısmının olmaması nedeniyle dengesini kaybederek aşağı düştüğü, bu düşme neticesinde hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, mahkemece hükme esas alınan 17.03.2014 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, bina sorumlusu olan sanığın yeterli emniyet tedbiri olmayan asansörü çalıştırmaya devam ettirmiş olmasından dolayı, kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olaya ilişkin Mahkemece kabul edilen olay ve olgularda isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmiş olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

1. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden;
Olay tarihinde katılanın … isimli … merkezine gittiği, burada 3. katta olan işini bitirdikten sonra tekrar aşağıya inmek için yanında tanık … ile birlikte asansörle aşağı inmek istediği, asansörün kapısını açtıktan sonra adımını attığı, ancak asansörün taban kısmının olmaması nedeniyle dengesini kaybederek aşağı düştüğü, bu düşme neticesinde hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, mahkemece hükme esas alınan 17.03.2014 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, bina sorumlusu olan sanığın yeterli emniyet tedbiri olmayan asansörü çalıştırmaya devam ettirmiş olmasından dolayı, kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporlarındaki tespitlerden anlaşılmakla, sanık müdafiinin kararın esas ve usul bakımından yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2. Hakkında tayin edilen hapis cezası ertelenen sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirileceği ile sekizinci fıkrası gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde de cezanın infaz edilmiş sayılacağına ilişkin ihtarların yapılmaması ve mahkemece 1 yıl denetim süresi tayin edilmesi ile denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine karar verilmesi sırasında, dayanak maddelerinin hükümde gösterilmemesi sebebiyle hüküm hukuka aykırı bulunmuş olup, sanık müdafiinin temyiz sebebi yerinde görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

4. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/44 E., 2022/264 K. sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (2) numaralı bent dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/44 E., 2022/264 K. sayılı sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan altıncı paragrafın sonuna, “5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususlarının sanığa ihtarına” cümlesi ile aynı paragrafın başına, “TCK’nın 51/3 ve TCK’nın 51/6. maddeleri gereğince” ibarelerinin eklenmesi eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.03.2023 tarihinde karar verildi.