YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9024
KARAR NO : 2023/3502
KARAR TARİHİ : 28.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/55 E., 2022/196 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/537 Esas, 2014/657 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52 nci maddenin ikinci maddesi uyarınca 4.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddenin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 7 ay süreyle geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/537 Esas, 2014/657 Karar sayılı kararı sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 02.12.2019 Tarih 2018/2341 Esas 2019/11239 Karar sayılı kararı ile “… TCK’nın 89/4. maddesinde doğrudan ya da seçimlik olarak adli para cezası öngörülmemiş olmasına rağmen sanık hakkında doğrudan adli para cezası tayin etmek suretiyle TCK’nın 2 ve 61/10. maddelerine aykırı davranılması,kısa kararda sanığın taksirle yaralama suçundan neticeten 4000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, kısa kararda ve gerekçeli kararda “Verilen cezanın mahiyeti ve yasal engel nedeniyle TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,” şeklinde açıklamalarda bulunulup kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması, TCK’nın 61/1. maddesinin (b) bendinde yer alan ”suçun işlenmesinde kullanılan araçlar” ve (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” ile (f) bendindeki”kastın yoğunluğu” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi” gerekçeleri nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine verilen ve temyiz incelemesine konu olan Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2020/55 Esas, 2022/196 Karar sayılı karar ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddenin dördüncü fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddenin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddenin altıncı fıkrası uyarınca 4.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.10.2022 tarihli ve 2022/126424 sayılı, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin kusura ilişkin alınan raporların doğru olmadığı, maddi gerçek ve oluşa uygun olmadığı, çelişkilerin bulunduğu, sanık hakkında verilen cezada teşdid uygulanmasının hatalı olduğu ve fazla ceza verildiği, taksirli suçun gerekçesinde suçun işleniş şekli olarak gerekçenin gösterilmesinin hatalı olduğu, sanığın poliçesi kapsamında katılanların zararlarının giderilmiş olduğu halde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin hatalı olduğu, sanığın işlediği tek bir suç olmasına rağmen katılan vekillerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü 09.06.2013 tarihinde açık havada, yerleşim yerinde, 7 m genişliğinde, iki yönlü, eğimsiz, düz, kuru yüzeyli asfalt kaplama yolda, gündüz saat:14.00 sıralarında sanığın yönetimindeki … plaka sayılı otomobil ile şehir merkezi yönünden deniz yönüne seyri sırasında olay yerine gelip, sola dönüş yapmak istediğinde, karşı yönden gelip düz seyretmekte olan sürücü belgesiz katılan yönetimindeki … plaka sayılı motosiklete kendi aracının sağ yan kısmından çarpması sonucu, yaralanmalı maddi hasarlı kaza meydana gelmiştir.
2. Kaza neticesinde motosiklet sürücü katılanlardan birinin hayati tehlike geçirecek ve sol el bileğinin kırıldığı, diğer katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralandığına ilişkin raporların dosya arasında olduğu görülmüştür.
3. Dosya kapsamında kaza tespit tutanağı, alınan bilirkişi raporu ve adli tıp kurumu raporlarında sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sola dönüş kurallarına riayet etmemek kuralından dönüşe başlamadan sağdan gelen taşıtlara ilk geçiş hakkını vermemek kuralına uymadığından asli kusurlu, katılan motosiklet sürücünün 2918 KTK 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, tali kusurlu bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2020/55 Esas, 2022/196 Karar sayılı kararında, katılanların kendilerini farklı avukatlar ve ayrı vekaletnameler ile temsil ettirmeleri karşısında katılanlara ayrı ayrı 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılanlara verilmesine ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Dosya kapsamında kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve adli tıp raporlarının aynı doğrultuda olduğu, sanık savunmaları ve katılan beyanlarının ile oluşa göre meydana gelen kaza da sanığın asli kusurlu olduğu bu durumun olay ve olgular kısmında yer alan bilirkişi raporlarında da belirtildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2020/55 Esas, 2022/196 Karar sayılı kararında, hükmün 10 uncu fıkrasında sanık hakkında “sürücü belgesinin TCK 53/6. maddesi gereğince 7 ay süreyle geri alınmasına” karar verildiği, hükmün 9 uncu fıkrasında “53/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiği, hükmün 9 uncu fıkrasının devamında sehven yazıldığı anlaşılan “53/6” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartmasıyla yetinilmiştir.
4. Şikayeti devam eden katılanların zararının giderildiğine ilişkin bir bilgi ve belgeye dosyada rastlanılmadığı anlaşılmakla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan mağdurun uğradığı zararının aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi koşulunun yerine getirilmediğinden, yerel mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2020/55 Esas, 2022/196 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; mahkemenin takdiri de göz önüne alınarak hükmün 9 uncu fıkrasında sehven yazıldığı anlaşılan “53/6” ibaresinin çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.09.2023 tarihinde karar verildi.