Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9674 E. 2023/3586 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9674
KARAR NO : 2023/3586
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/54 E., 2020/287 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle onama

Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/54 Esas, 2020/287 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 22.01.2020 tarihli ve 2019/13688 Esas, 2020/810 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile eklenen, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle;

Sanık hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Dairemizin bozma kararı üzerine mahkemece keşif icra edilerek yeni delil toplandığı ve bozmadan önce verilen kararda yer verilmeyen yeni gerekçeler gösterildiği, olayın oluş şeklinin dahi farklı kabul edildiği, bu itibarla mahkemenin verdiği kararın direnme kararı olmayıp bozmaya uyularak verilen yeni bir karar olduğu anlaşılarak yapılan incelemede:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli, 2018/568 Esas, 2019/60 karar sayılı kararıyla sanığın taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2019/1150 Esas, 2019/1763 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/13688 Esas, 2020/810 Karar sayılı kararı ile sanığın, meşru savunma kapsamında hareket ettiğinin kabulü ile 5237 sayılı Kanunun 25 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci maddesinin (d) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli, 2020/54 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında aksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2022 tarih, 2021/28501 sayılı tebliğnamesi ile temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi; silahın asla sanığın hakimiyetine geçmediğine, sanığın meşru müdafa sınırları içerisinde kendisini korumak maksadıyla hareket ettiğine, bu anda sanığın silahın yönünü değiştirmeye çalışırken maktulün hayati bölgesine isabet ederek ölümüne yol açacağını hesap edilmesi ve ön görmesinin mümkün olmadığına dolayısıyla verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ve 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin uygulanmamasına karar verilmesinin de yerinde olmadığına ilişkindir.

2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; bozma kararında belirtildiği şekilde karar verilmesi gerekriken direnme kararı verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerkçesinde “….Maktul …’ın 03.04.1948 doğumlu olup olay tarihinde 71 yaş içerisinde olduğu, sanığın ise 28 yaşında olduğu, sanık ile maktulün bir birlerini tanımadıkları, sanığın babasına ait tarla ile maktule ait tarlanın birbirine komşu olduğu, ancak aralarından Osmaniye-Adana il sınırının geçtiği, ayrıca iki tarla arasında sanığın tarlasının bulunduğu tarafta yer seviyesinde geçen su arkı ile bunun yan tarafında sınır boyunca uzanan yerden yaklaşık 2 metre yükseklikte beton su kanalı bulunduğu, 04/05/2018 tarihinde saat 18:30 sıralarında henüz hava aydınlık iken, maktul ve torunu tanık …’in birlikte kendi tarlalarına gittikleri, burada maktul …’ın tarlasına su kaçması sebebi ile kendi kendine bağırmaya başladığı, sanığın babası olan …’i kastederek tarlaya su kaçmasının verdiği sinirle küfür ettiği, bu esnada sanık ve babası tanık …’in olay yerinde bulunmadığı, sanık olay tarihinde tarlalarda mısır ekili olduğu ve mısırlarının boylarının kenar kısımlarda 1,5 metre iç kısımlarda ise 2 metre boyunda olduğu, maktul …’in bağırması esnasında sanık …’in, maktulün en az 33 metre uzağında kendilerine ait mısır tarlasının iç kısımlarında elinde bulunan kürekle çalıştığı, sanık …’in babası tanık …’in ise maktulün bulunduğu yere en az 100 metre uzaklıkta kendisine ait mısır tarlasının iç kısımlarında bulunduğu, maktulün kızgınlıkla bağırıp küfrederken ne sanık …’i ne de sanığın babası …’i görmediği, sanığın bağırdığını ve küfrettiğini duyan ve küfürde kendi babasının isminin geçtiğini anlayan sanık …’in bulunduğu yerden karşılık vererek maktulü uyardığı, kendisine karşılık verdiği, tanık …’in babası olduğunu söylediği, bunun üzerine maktulün de sanığa bağırdığı, sanığın maktulün sözlerinin verdiği kızgınlıkla elinde bulunan kürekle maktül …’in bulunduğu yere doğru yürüdüğü, bu sırada tarafların karşılıklı olarak bir birlerine bağırdıkları, sanık …’in elinde kürekle kendisine doğru yaklaştığını gören maktulün sanığın kendisine zarar verebileceğini düşünerek korku ve paniğe kapıldığı, bu sırada sanığı korkutmak ve üzerine gelmesini engellemek amacıyla yanında taşıdığı belinde bulunan Adli Emanetin 2018/1352 sırasında kayıtlı ruhsatsız 9×19 mm çapında fişek istimal eden Belçika yapısı Browning marka yarı otomatik tabancayı çıkartarak havaya doğru bir el ateş ettiği, bu ilk atış esnasında taraflar arasındaki mesafenin 15 metre civarında (sanık yer göstermesine göre 18 metre) olduğu, sanık …’in maktule doğru elinde bulunan kürekle ilerlemeye devam ettiği, maktulün bir kez daha sanığın kendisine doğru gelmesini engellemek için aralarında bulunan su arkını hedef alarak yere doğru ateş ettiği, bu sırada sanıkla maktül arasındaki mesafenin 10 metre civarında (sanık yer göstermesine göre 11 metre) olduğu, sanığın maktule doğru yürümeye devam ettiği, sanığın su arkını aşarak 1 metre uzağında bulunan yaklaşık yerden 2 metre yükseklikteki beton su kanalının üzerine çıktığı ve elinde bulunan küreği su kanalının kenarına atarak elinde silah bulunan maktulün üzerine atlayarak elinde bulunan silahı almaya çalıştığı, tarafların boğuşması esnasında maktulün elinde bulunan silahı sanık … almaya çalışırken silahın bir kez daha yere doğru ateş aldığı ve sanığın ayağından yaralandığı, sanığın, silah maktulün elinde bulunmaya devam ettiği sırada maktulün elini kıvırarak maktulün göğsü tarafına çevirdiği esnada silahın patlamasıyla maktulün Adana Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 08/06/2018 tarihli otopsi raporuna göre ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ harabiyeti ve kanaması sonucu ölümüne sebebiyet verdiği olay sonucunda; maktulün sırt üstü mısır tarlasına düştüğü, sanığın da onunla birlikte yüzüstü maktülün üzerine düştüğü şeklinde olayın geliştiği kabul edilmiştir…. sanığın maktülle arasında bulunan en az 30 metre mesafeyi elinde bulunan kürekle su kaçağını kapatmak için değil maktulün bağırmasına ve küfür etmesine duyduğu kızgınlıkla sanığa müdahale etmek için katettiği, beton su kanalının üzerine çıkarak elinde bulunan küreği hemen yan taraf atıp doğrudan maktulün üzerine atladığı ve silahı elinden almaya çalıştığı kanaatine varılmıştır.

Olayda toplam 4 kez ateş edildiği kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık … olayda silahın 6 kez patladığını iddia etmiş ise de, gerek patlama sesini uzaktan duyan tanık beyanları ile tanık …’in beyanı ve gerekse olay yerinden ele geçirilen kovanlar dikkate alındığında olayın oluş şeklinde belirttiğimiz üzere olay yerinde silahla en fazla toplam 4 kez ateş edildiği, ilkinin sanıkla maktül arasındaki mesafenin 15 metre olduğu sırada maktül … tarafından havaya ateş edildiği, ikincisinin sanıkla maktül arasındaki mesafenin 10 metre olduğu sırada maktül … tarafından su arkına doğru ateş edildiği, son ikisinin ise sanık …’in beton su kanalının üstünden maktulün üzerine atladığı esnada tarafların boğuşması sırasında gerçekleştiği, üçüncü patlamada sanığın ayağından yaralandığı, dördüncü patlamada ise maktulün göğsünden yaralanarak hayatını kaybettiği kabul edilmiştir….Açıklanan tüm bu nedenlerle, her ne kadar sanık hakkında mahkememize kasten öldürme suçundan dava açılmış ise de, soruşturma ve kovuşturma aşamasında toplanan tüm delillerden sanığın eyleminin taksirle Ölüme Sebebiyet Verme suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, suçun işleniş şekli, işlenmesindeki özellikler, suçun işlendiği yer ve zaman ve sanığın ölüm ile sonuçlanan olaydaki kusurunun ağırlığı dikkate alınarak sanığın eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi gereğince sanığın takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ölenin, üzerine gelen sanığı korkutmak amacıyla önce havaya iki kez, sonra sanığın ayağına ateş ettiği halde, sanığın ölenin üzerine doğru gidip silahı gez kısmından kavrayarak silahı ölene doğru çevirmesi ve ölenin üzerine atlayarak, ölenin elinin tetikte olduğunu bildiği ve ölene doğru çevirdiği silahın ölenin üzerine doğru atladığında ölenin parmağının tetiğe temas edeceğini ve silahın patlayacağını ve karşısındakini öldüreceğini öngördüğü halde eylemine devam ettiği için, eylemin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından TCK’nın 22/3 maddesi gereğince sanığa verilen cezanın yarı oranında arttırılmıştır. Sanığın kişiliği, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62. maddesi uygulanmamıştır.

Yargıtay 12.Ceza Dairesi’nin 22.01.2020 tarih, 2019/13688 esas, 2020/810 karar sayılı ilamı ile “kendisine karşı gerçekleşmekte olan bir saldırı bulunan sanığın son atışta sol bacağından vurulduğu da göz önüne alındığında aralarındaki mesafe oldukça kapandıktan sonra gerçekleşen son atışın ardından kendisine yönelik gerçekleşmekte olan saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile hareket edip, maktülün üzerine atlayarak ve silahı almak amaçlı gez kısmından tuttuğu sırada birlikte üst üste düştükleri ve bu sırada yönü değişen silahın düşmenin etkisiyle maktülün göğsüne yaslanarak patlamasıyla maktülün vurularak öldüğünün anlaşılması karşısında, sanığın meşru savunma kapsamında hareket ettiğinin kabulü” şeklinde gerekçe ile sanığın TCK’nın 25/1. ve CMK’nın 223/2-d maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkememizin 07.02.2019 tarih, 2018/568 esas, 2019/60 karar sayılı kararı bozulması sonrasında;

Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla mahkememiz tarafından tarafların katılımıyla bilirkişi eşliğinde olay yerinde 23.10.2020 tarihinde keşif yapılmış, sanık ve tanık anlatımları doğrultusunda olay öncesinde tarafların bulundukları konum, hareket yönleri ile olay anındaki hareket şekilleri göstertilerek fotoğraflanmış, beyanlara göre mesafelerin ölçümü yapılmış ve buna ilişkin kroki eşliğinde 10.11.2020 tarihli Bilirkişi raporu düzenlettirilmiştir.

Keşifte alınan sanık beyanı ve yer göstermesine göre; Olay öncesinde sanık …’in maktulün en az 33 metre uzağında kendilerine ait mısır tarlasının iç kısımlarında elinde bulunan kürekle çalıştığı(Bilirkişi raporu sayfa 5), bulunduğu yerde mısırların boyunun 2 metre olduğu, o esnada sanığı görmediği, maktulünde sanığı ilk anda görmediği, maktulün kızgınlıkla bağırıp küfrederken ne sanık …’i ne de sanığın babası …’i görmediği, sanığın bağırdığını ve küfrettiğini duyan ve küfüründe kendi babasının isminin geçtiğini anlayan sanık …’in bulunduğu yerden karşılık vererek maktulü uyardığı, kendisine karşılık verdiği, …’in babası olduğunu söylediği, bunun üzerine maktulün de sanığa bağırdığı, sanığın, maktulün sözlerinin verdiği kızgınlıkla elinde bulunan kürekle maktül …’in bulunduğu yere doğru yürüdüğü, kendisine doğru kürek elinde gelen sanığı gören maktulün tabancayı çıkartarak sanık beyanına göre 21 metre mesafeden ilk atışı yaptığı, sonrasında yürümeye devam ettiği, ikinci atışı aralarındaki mesafe 18metre iken yaptığı, sanığın elinde bulunan kürekle maktule doğru tekrar yürümeye devam ettiği bu kez aralarında 11metre varken bir kez daha su arkına ateş ettiği, bu atışların hiç birinde sanığın hedef alınmadığının sanık savunması ile sabit olduğu, yine sanık savunmasına göre elinde bulunan küreğin sanıkla boğuşması esnasında da elinde olduğu, sanığın, maktule doğru kendi beyanına göre 33 metre ilerlemesine rağmen, maktulün yerinde sabit kaldığı anlaşılmıştır.

Meşru savunma TCK’nın 25/1 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez” şeklinde düzenlenmiştir. Meşru müdafada sınırın aşılması ise TCK’nın 27. maddesinde düzenlenmiştir” 27/(1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda; maktül tarafından sanığa yöneltilen bir saldırı olmadığı, maktulün sanığı tanımadığı, tarlasındaki su kaçağına öfkelenerek sanığın babası …’e küfür ettiği esnada sanığı görmediği, sanığın sözlü olarak karşılık vermesi üzerine olayın başladığı, tartışma üzerine olay tarihinde 28 yaşında genç bir kişi olan sanığın elinde kürekle maktule doğru gelmesi üzerine olay tarihinde 71 yaşında olan maktulün korku ve panikle de duymuş olabileceği göz önünde bulundurularak tamamen sanığın kendisinin bulunduğu yere gelmemesi için havaya ve yere sanığı hedef almadan iki kez ateş etmesine rağmen sanığın maktule doğru 33 metre mesafe katederek beton su kanalının üstüne elinde bulunan kürekle çıktığı, maktulün bu ana kadar hiç bir şekilde sanığı hedef almadığı, mahkememizin kabulüne göre de son iki patlamanın tarafların boğuşması sırasında gerçekleştiği, ilkinde sanığın yaralandığı, ikincisinde ise maktulün yaralandığı, bu haliyle sanığın “gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde” def etmek amacıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, yine olayda “mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan” meşru savunmada sınırı aştığı kabul edilmemiş, olay yerinde yapılan keşif ve gözlemler ile sanık ve tanıkların anlatımı ve yer göstermeleri de dikkate alınarak olayda TCK’nın 25/1veya 27/2 belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varılarak, oluşa uygun olmadığı düşünülen Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 22.01.2020 tarih, 2019/13688 esas, 2020/810 karar sayılı Bozma ilamına uyulmamış, mahkememizin önceki kararında direnilmiştir.” denilmiştir.

2.Kolluk tarafından tanzim edilen olay tarihli tutanakta, olayda kullanılan 30349 seri numaralı BROWNINGS marka 9 mm’lik ruhsatsız silahın, mahalle muhtarı tarafından kendilerine teslim edildiği, silahın tutukluk yapmış vaziyette, namlu yatağında bir adet kovanın olduğu, silah üzerinde bir adet şarjör takılı olduğu kayıtlıdır.

3.Tanık İsa olaydan sonra kolluk tarafından alınan ifadesinde, saat 16.30 sıralarında tarlasında sulama yaptığı sırada 3-4 el aralıklarla silah sesi duyduğunu, bir kişinin “sık lan kafama sık” dediğini, şahısları uzaktan net olmayan şekilde gördüğünü, 2-3 el silah sesi daha duyduğunu ve bağrışmalar geldiğini, yanına gelen arkadaşı …’ye olanları anlattığını, birlikte olay yerine gittiklerinde bir şahsın ayağından vurulmuş olduğunu gördüğünü beyan etmiştir.

4.Tanık … kolluk tarafından alınan ifadesinde, arkadaşı İsa’nın yanına gittiğinde kendisine 4-5 el silah sesi duyduğunu söylediğini, birlikte olay yerine gittiklerinde sanığın bacağından yaralı olduğunu gördüğünü beyan etmiştir.

5.Maktülün torunu olan tanık 2002 doğumlu … kolluk ifadesinde, dedesiyle saat 18.00 sıralarında tarlaya gittiklerinde tarlanın kenarındaki sulama kanalından su aktığını gördüklerini, kanalın diğer tarafındaki tarladaki iki kişiden yaşlı olanla dedesinin konuşmaya başladığını, dedesinin kürek istemesi üzerine araca gidip geldiğini, akan suyu kapatamadıklarını, dedesinin daha önce konuştuğu Sami adli kişiye bağırdığını, onun yerine oğlu olan sanığın geldiğini, dedesiyle sanık arasında küfürleşme olduğunu, dedesinin tabancayla havaya doğru bir el ateş ettiğini, tartışmanın devam ettiğini, dedesinin bir el daha havaya ateş ettiğini, sanığın sulama teknesine çıkarak dedesinin tarlasına doğru yürümeye başladığını, bu sırada dedesinin bir el daha ateş ettiğini, sanığın yaralanıp yaralanmadığını bilmediğini, kendisinin de dedesine doğru yürümeye başladığını bu sırada sanıkla dedesi arasında itişme olduğunu ve tarlaya doğru düştüklerini, düştükleri esnada bir el silah sesi geldiğini, kimin ateş ettiğini geride olduğu için görmediğini beyan etmiş, yargılama sırasında ise olayı “.. dedemle gezerken tarlanın içerisine su kaçtığını gördük, suyun geldiği yere doğru gittik orada … diye birini gördük, dedem onunla konuştu, normal bir şekilde konuştu, bir gerginlik olmadı, dedem benden kürek getirmemi istedi,bende arabadan kürek alıp geldim, küreği getirdiğinde … oradaydı, başka kimseyi görmedim, dedemle birlikte suyun kaçtığı yeri kapatıyorduk, ben kürekle kaçağı kapatmaya başladım, su çok aktığı için kapanmıyordu, ben suyun aktığı kanalın içerisine girdim, çadıra bastırdım, suyun yolunu kestim, dedem kaçağı kapatmaya devam ediyordu, daha sonra … denilen kişi sen yaşlı halinle burayı nasıl kapatacaksın o kadar kaçaktan bir şey olmaz dedi, dedemden taş istedim, ayağımla bastığım yere taşı koydum, dedemin yanına geçip kaçağı kapatmaya çalıştım, burayı kısmen kapattıktan sonra diğer kaçak olan yerlere doğru gittik, orası kapanacak gibi değildi, dedem bana küreği verdi, ilk kapattığımız yere doğru dönmeye başladı, ben kapatmaya devam ederken dedem …’in avradına söverek ileri doğru gitti, …’e bağırdı, bu arada kimse yoktu, sonra oğlu geldi, dedemin on beş yirmi metre ilerisine geldi, sanık dedeme ne küfrediyorsun, düzgün konuşsan kapatırız dedi, dedem de bunu duyunca silahını çıkarıp kendi önüne doğru ateş etti, bu arada sanık ile dedem arasında on beş metre kadar mesafe vardı, sanık dedeme doğru gelmeye başladı, sanık dedemin yanına geldi, benim psikolojim bozuk gel kafama sık dedi, tekrar aralarında tartışma oldu, sanık dedeme sen benim kim olduğumu biliyor musun dedi, dedem de kimsin dedi, sanık da ben … beyin oğluyum dedi, dedem elini sanığın omzuna koyarak kusura bakma ben seni suriyeli sandım dedi, sanık teknenin üzerine çıkarak dedemin olduğu tarafa doğru hareket etti, dedem de bunun üzerine havaya doğru ateş etti, daha sonra sanık dedemin üzerine doğru gidince dedem sanığın ayağına doğru sıktı, ben vurulup vurulmadığını görmedim, sonra dedemle birlikte sanık tarların üzerine doğru düştü, düşme anından sonrasını ben görmedim görüş açımdan çıktılar, ben sanığı dedemin üzerine atlarken gördüm, sanık teknenin üzerine çıktığı için dedemle bir hayli yüksekteydi, oradan dedemin üzerine doğru atladı ve birlikte tarlaya düştüler, düşer düşmez de patlama sesi geldi.” şeklinde anlatmıştır.

6.Sanığın babası … kolluk ifadesinde, oğlu olan sanıkla tarlasını suladıkları sırada saat 18.00 sıralarında maktulün geldiğini, kanaldaki su sızıntılarını göstererek buraları düzgün kapatmamışlar diyerek çocuklarına söylendiğini ve sızıntıları kapatmaya başladığını, tarlanın diğer tarafına gittiğinde sanığın olayın olduğu yerde kanalın başında bulunduğunu, bir el tüfek sesi duyduğunu, aldırış etmediğini, daha sonra maktulün elinde silahla ateş ederek kanal boyunca geldiğini gördüğünü, aralarında 150-200 metre mesafe olduğunu, oğlunun “yapma amca, boşver sıkma ne yapacan” şeklinde sözler söylediğini, maktulün de “işte ayağından vurdum” dediğini, koşarak olay yerine geldiğinde oğlunun yerde yaralı yattığını, maktulün de baygın yattığını gördüğünü beyan etmiştir.

7.Sanık, müdafii eşliğinde alınan kolluk ifadesinde, babasıyla tarla sulamakta iken saat 19.00 sıralarında maktulün geldiğini babasıyla selamlaştıklarını, babasının tarlanın diğer ucuna gittiğini, kendisinin de orta kısımda elinde kürekle sulama yaparken maktulün el kaldırarak babasına ve kendisine ana avrat küfür etmeye başladığını, maktulün yanına doğru yaklaştığında bir el ateş ettiğini, biraz daha yaklaşınca bir el daha ateş ettiğini, kanala doğru biraz daha yaklaşarak küfür ettiğin kişi benim babam diye söylediğini, ama maktulün halen küfür etmekte olduğunu, onun da kendisine doğru gelmekte olduğunu, kanalın üzerinden maktulün tarlasına atladığını, maktulün bir el daha ateş ettiğini, sol ayağından vurulduğunu anlamadığını, tabancanın kendisine doğru doğrultulmuş olması nedeniyle tabancayı indirmek amacıyla elini attığı sırada tabancanın ateş aldığını, maktulün torununun olduğu yöne doğru merminin gittiğini, kimsenin yaralanmadığını, kendisinin tabancayı tutarken maktulün de kendisinin sağ bileğinden tuttuğunu, maktulün dengesini kaybedip mısır tarlasına doğru düştüğünü, kendisinin de onunla beraber düştüğünü, maktulün üzerine düştüğünü, tabancanın ateş aldığını ve maktulün göğsünden vurulduğunu, kanayan yere tampon yaptığını, sol bacağında yanma hissetmesi üzerine çizmeyi çıkarttığında kan gördüğünü, kendini korumak için hareket ettiğini o nedenle maktüle doğru gittiğini beyan etmiş, Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde olayı “…ben tarlanın orta kısmında çalışıyordum, şahıs birden bizim olduğumuz tarafa doğru bağırmaya başladı, babama bana ana avrat sövüyordu, bunun üzerine bende ona doğru yürümeye başladım, bir el ateş etti, bu sırada küfür etmeye devam ediyordu, ben kendisine “ne oldu emmi sorun ne” diye sormaya üzerine doğru gittim, bir el daha ateş etti, bende kanalın diğer tarafa doğru geçtim “hani göster neresi kapatayım” dediğim sırada bir el daha ateş etti, bu ateş bu sefer ayağıma geldiğini sonradan anladığım mermi bana isabet etmiş, sonra şahıs ile yüz yüze karşılaştık, silahı sağ eliyle tutuyordu, diğer eliyle de benim sağ bileğimi tutuyordu, bende sol elimle silahı gez kısmından namluyu yere doğrultmak amacıyla tuttum, o sırada silah bir daha ateş aldı, ama kimseye isabet etmedi, kanaldan tarafa isabet etti, ben silahı hiç kavramadım, silah ölen şahsın hep elindeydi, o sırada boğuşma sırasında ayağı kaydı sırt üstü tarlaya doğru yere düştü, düşerken sağ bileğimden tuttuğu ve bende silahı sol elimle tuttuğum için bende ölen şahsın üzerine düştüm, düşer düşmez silah patladı, göğsünden kan çıkmaya başladı, ben hemen elimle tampon yaptım..” şeklinde, sorgusunda ise; “.. biz sabah babam ile birlikte Burhanlı’da bulunan tarlamızı sulamaya gitmiştik, akşam üzeri bizim köyden olmayan fakat bizim yanındaki tarlanın sahibi olan ismini bilmediğim bir yaşlı adam geldi, yanında torunu vardı, kendi tarlasına bakıyordu, babam ile bir süre sohbet ettiler, babam tarlanın diğer ucuna gitti bende tarlanın ortasında idim. Birden yaşlı adam bağırmaya ve sövmeye başladı, babama ana avrat küfür ettiğini duydum, bende adamın olduğu tarafa yöneldim ne oldu derken bakmak isterken yaşlı adamın elinde silah gördüm, hem küfür ediyordu hemde ayağımın önüne doğru silah sıkıyordu. Bir yandan da tarlasından su kaçtığı için gel bunu kapat diye bana söyleniyordu. Biraz daha yaklaştığımda bir daha ayağıma sıktı benim yaşlı adamın elinde silah olması ve sıkmasına rağmen yaklaşmamın sebebi bana dönüp gel burayı kapat demesidir. Bende yanına doğru gittim, babamın olduğu yer oldukça uzak olduğu için silah sesini ve bağırışmaları duyması zordu, bende o arada ateş eden şahsa neresi göster düzelteyim dedim. O arada tekrar küfür ederek ateş etti, son kurşun sol ayağıma değdi, o arada ben ateş etmesin diye şahsın elindeki silahı sol elim ile silahı tuttum şahısta sağ eli ile silahı tutmuştu. O ana kadar şahıs ayağıma doğru 3 el ateş etmişti. Namlu aşağıya doğru eğilince bir daha silah ateş aldı, 4. Mermi bu şekilde kanala doğru gitti, o sırada şahıs yerler sulamadan dolayı çamur olduğundan kayarak düştü. Ben o ara şahsın sağ elini bana ateş etmesin diye sol elim ile tutmuşken üstüne düştüm silah o anda tekrar ateş aldı. Böyle mücadele ederken sağ elimi de yaşlı adam müdahale etmemem için sol eli ile tutmuştu. Bende üstüne düşünce ateş aldı. Düşerken şahıs ateş etmesin diye bende elimi kapatmaya çalışırken silahın şahsa doğru döndüğünü gördüm ve onda silah ateş aldı. Ben silahı o anda kavramamıştım. Ben sadece şahsın elinden tutmuştum silah elime gelmedi geldi ise sadece üstümdeki gez kısmına gelmiştir. Düşünce şahsın göğüs kısmından kan geldi, yaralanınca şahıs sadece ah dedi. Kanı görünce bende elim ile tampon yaptım. O arada şahsın torunu yanımıza doğru geldi bende bacağımdan yaralandığım için çocuğa sende dedene tampon yap , nabzını kontrol et dedim. O sırada babam da geldi şahsın akrabalarını arayarak vurulduğunu söyleyerek yardım istedi. Daha sonra akrabaları geldi şahsı götürdüler babamda onlar ile birlikte şahsı arabaya koyduktan sonra yanıma geldi. Abim de o ara gelince babam, abim beni hastaneye götürdüler. Ben şahsa hiçbir şekilde küfür etmedim, …’ ın beyanını kabul etmiyorum ben şahsa küfür etmedim sadece o bana küfür etti.” şeklinde anlatmış, sorulan sorular üzerine tanık …’ın belirttiği “kafama sık” şeklindeki konuşmayı kendisine doğru ateş edip bacağı vurulduktan sonra “böyle küfür edeceğine bari kafama sık” şeklinde yaptığını, kendisine ateş etmesine rağmen kaçmamasının sebebinin de maktülün kendisine doğru silah tutması ve küfür ederken “gel burayı düzelt” demesi sebebiyle olduğunu, tarla içinde kaçacak yer olmadığını, maktüle yaklaşma sebebinin saldırmak değil onu sakinleştirmek amacıyla olduğunu anlatmıştır.

8.Olay yeri görgü tespit tutanağına göre olay yerinde 90 cm aralıklarla 2 adet 9mm çapında boş kovan bulunduğu tespit edilmiştir.

9.16.05.2018 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar raporunda sanığın pantalonunda yapılan incelemede atışın uzak atış olduğu, maktulün gömlek ve atletinde yapılan incelemede ise atışın bitişik atış olduğu, 21.05.2018 tarihli raporda da incelemeye gönderilen olayda kullanılan silah ile kovanların incelemesinde söz konusu silahtan atıldığı tespit edilmiştir.

10.Adana Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 08.06.2018 tarihli raporda, 5. Kot üzerinde ateşli silah giriş deliğine rastlandığı, merminin kalpten geçerek sol 12. Kotu kırıp sırt sol alt yanda arka aksiler hat üzerinden çıktığı, ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ harabiyeti ve kanaması sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir.

11.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından olayda kullanılan silah üzerinde parmak izi araştırması yapılması istemesi üzerine yapılan incelemede siha üzerinde mukayeseye elverişli parmak izi bulunamadığı tespit edilmiştir.

12.Bozma sonrası ilk derece mahkemesince olay yerinde icra edilen keşif sırasında sanık, kendisinin mısır tarlasında maktülün ise kanalın diğer tarafında olduğunu, babasına küfrettiğini, kendisini görünce kendisine de küfür ettiğini, küfür ettiğin babam diye söyleyince maktulün önüne doğru ateş ettiğini, kendisine gel gel dediğini, 5-6 metre yürüdükten sonra bir kez daha ateş ettiğini, tekrar yürüdüğünü, yine ateş ettiğini, kendisinin su arkının üzerinden atlayarak beton su kanalı üzerine çıktığını ve maktülün tarafına geçtiğini, elindeki kürekle gel gidip kapatalım diye söylediğini, maktulün küfür ederek ayağına doğru ateş ettiğini, bu esnada bir acı hissetmediğini ama yaralandığını değerlendirdiğini, sol eliyle maktulün silah bulunan elini tutmaya çalıştığı sırada maktülün de sol eli ile kendisinin sağ elini tuttuğunu ve torunun olduğu tarafa mermi gittiğini, bu vaziyette iken dengelerini kaybedip düştüklerini, kendisinin sol omzunun, maktülün de sağ omzu üzerinde olduklarını ve yanyana düştüklerini, düşer düşmez silahın patladığını, silahın maktülün elinde olduğunu, düşünce acı hissettiğini ve yaralandığını anladığını, elindeki küreğin maktulle yere düşme anında elinden düştüğünü ifade etmiş, tanık … ise; daha önceki ifadelerine ek olarak 4 el ateş edildiğini, sanığın elindeki küreği dedesine doğru yürürken kanalın içine attığını beyan etmiştir.Sanık ve tanıklar yer gösterme işlemi yapmıştır.

13.Keşifte sanığın yer göstermesine göre ilk anda aralarında 33 metre mesafe bulunduğu, ilk ateş anında 21 metre, ikinci ateş anında 18 metre, üçüncü ateş etme anında 11 metre mesafe olduğu, daha sonra sanığın su kanalı üzerine çıkarak aralarındaki mesafenin 3 metreye düştüğü, dördüncü ateş anında yani kendisinin vurulduğu anda aralarındaki mesafenin 2 metre olduğu, anlaşılmış, bundan sonra sanığın boğuşma sırasındaki konumlarını ve düşme anını gösterdiği ve bu pozisyonların fotoğraflanarak dosya içerisine alınmış olduğu görülmüştür.

14.Keşif sırasında tanık …’ın da yer göstermede bulunduğu onun anlatımına göre ise; sanıkla maktulün karşı karşıya geldiği anda sanığın su kanalı üzerinde maktülün ise tarlada olduğu buradan sanığın maktulün elindeki silahı almaya çalıştığı anlaşılmıştır.

15.Yine keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunda yer göster işlemlerine göre maktül ile sanığın arasında mesafelerin tamamının maktulün silahının etkili menzilinde olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın babası ile maktülün tarla komşusu oldukları, olay günü kontrol etmek amaçlı saat 18:00 sıralarında kendi mısır ekili tarlasına yanında bulunan 2002 doğumlu torunu … ile birlikte gelen maktülün sanığın babası ile selamlaştıkları ve sanığın babasının tarlanın diğer tarafına doğru geçtiği sırada, sanığın babasının tarlasından kendi tarlasına su sızdığını gören maktülün, bu açıklıkları kapatmaya çalıştığı ancak kapatamadığı, buna duyduğu öfke ile ana avrad sinkaflı küfür ederek sanığın babasına seslenerek su sızan yerleri kapatmasını istediği, bunu duyan sanığın maktülün olduğu tarafa doğru ilerlediği, sanığın üzerine doğru geldiğini gören maktülün ruhsatsız olan 9×19 mm çapında fişek istimal eden Browning marka yarı otomatik tabanca ile havaya doğru bir el ateş ettiği, sanığın yaklaşmaya devam etmesi üzerine bir el daha havaya ateş ettiği, sanığın ise maktüle “gel kafama sık” diyerek ilerlemeye devam ettiği, bu sırada aralarındaki mesafenin hayli kapandığı, maktülün bu defa sanığı hedef alarak bir el daha ateş ettiği ve sanığı sol diz altı kısmından vurduğu; ancak olayın sıcaklığı ile vurulduğunu anlamayan sanığın, silahı almak amaçlı maktülün üzerine doğru hamle yaptığı sol eliyle silahın gez kısmından tuttuğu silahı aşağı doğru çevirdiği, boğuşma devam ederken dengesi bozulan maktül ile sanığın omuzları üzerine karşılılı şekilde düştükleri sırada maktülün göğüs orta bölümüne yaslanan silahın ateş almasıyla vurulduğu, sanığın maktülün yarasına bası uygulayarak kanamayı durdurmaya çalıştığı, bu arada kendi bacağında da yanma hissetmesiyle yakında bulunan ve yanlarına gelen maktülün torununa yaraya tampon yapmasını söyleyerek kendi yarasıyla meşgul olduğu, olay yerine gelen her iki taraf yakınlarınca hastaneye kaldırıldıkları olayda;

Her ne kadar mahkemece sanığın, maktülün silahının gez kısmına müdahale sırasında bacağından vurulduğu kabul edilerek kendisine yöneltilmiş bir saldırı olmadığı kabul edilmiş ise de; sanık ve tanık …’in aşamalardaki tutarlı anlatımlarınında da bahsedildiği üzere maktülün havaya iki el ateş ettikten sonra keşif sırasında tespit edildiği üzere aralarındaki mesafe 2-3 metreye düştüğünde silahı sanığa doğru doğrultarak kısa mesafeden ateş ettiğinin ve sanığın bu sırada vurulduğunun sabit olduğu, maktülün ateşi sonucu sanığın vurulduğu da gözetildiğinde maktülün hedef gözeterek ateş ettiğinin ve sanığın vücut bütünlüğüne yönelik bir saldırının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği; dolayısıyla sanığa doğru maktül tarafından yöneltilmiş bir saldırının varlığında tereddüt bulunmadığı anlaşılmakla, bu atışın ardından silaha doğru yakın mesafeden hamle yapan sanığın hareketinin kendisini savunmaya yönelik olduğu, bu aşamada sanıktan silahın çevrilen yönü dolayısıyla patlayıp maktülün vurulabileceğini ön görerek hareket etmesinin beklenmeyeceği gibi sanığın saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile hareket ettiği ve eyleminin meşru savunma kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanığın 5237 sayılı Kanunun 25 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci maddesinin (d) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın boğuşma anında vurulduğunun kabulü ile sanığa yönelen bir saldırı olmadığından bahisle, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, açıklanan nedenlerle sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiince ve o yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli, 2020/54 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.