Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/3840 E. 2023/3670 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3840
KARAR NO : 2023/3670
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/3228 Değişik iş sayılı karar
SUÇ : Taksirle öldürme
KARAR : İtirazın reddine ilişkin mercii kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.08.2020 tarihli ve 2019/1374 sayılı soruşturma numaralı kararı ile şüpheli hakkında taksirle öldürme suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara müşteki vekili tarafından yapılan itiraz üzerine Burdur Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/3228 Değişik iş sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.03.2023 tarihli ve 94660652-105-15-20698-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35865 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35865 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Somut olayda, şüphelinin sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken sollama yapmak amacı ile sol şeride geçtiği esnada karşı yönden gelmekte olan maktulün sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, olay sonrasında adli kollukça tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen 24/07/2020 tarihli rapora göre maktülün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nu 30/1.a maddesinde belirtilen “servis freni lastikleri, dış ışık donanımından yakını ve uzağı gösteren ışıklar ile park, fren ve dönüş ışıkları noksan, bozuk veya teknik şartlara aykırı olan araçları kullanmak” kuralını ihlal etmek suretiyle asli kusurlu, şüphelinin ise kusursuz olduğu nazara alınarak şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; çarpışma noktası ile maktülün bulunduğu yer arasında 39 metre mesafe bulunması, şüphelinin, aracını maktülün motosikletini altına alarak yaklaşık 90 metre sonra sürüklenerek durabilmesi, otopsi raporunda “ ..kişinin ölümünün, trafik kazası ile gerçekleşmesi mümkün genel beden ve kafa travmasına bağlı, çok sayıda kemik kırıkları ile birlikte gelişen iç organ ve büyük damar yaralanması, kafa içi ve iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu” hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin hızının mahal şartları üzerinde olduğu, bu durumda şüphelinin kusurunun niteliğinin değişebileceğinin anlaşıldığı ve kusur konusunda kuşkuya düşüldüğü, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve olay nedeniyle kusuru belirlemek amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ya da teknik üniversite öğretim görevlilerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü uzman bilirkişilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alındıktan sonra sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun takdir ve tayin edilmesi gerektiği düşünüldüğünden, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1.Kaza Tespit Tutanağı ve ekinde yer alan krokinin incelenmesi neticesinde, şüpheli …’un sevk ve idaresindeki otomobil ile (üç arkadaşı ile birlikte) olay tarihi olan 08.09.2019 tarihinde, saat 21:05 sıralarında, aydınlatma olmayan, hız limitinin 90 km/s olduğu meskun mahal dışında ve 11 metre genişliğindeki iki yönlü yolda seyir halinde iken, şüphelinin sollama yasağının olmadığı (kesik kesik çizgi) yolda, önündeki aracı solladığı ve karşı yönden gelen ölen idaresindeki motosiklete, motosikletin şeridinde çarptığı, çarptıktan 39 metre sonra durduğu, otomobile ait 3.2 metre fren izinin bulunduğu anlaşılmıştır.

2.Karşı yönden gelen ölen idaresindeki motosikletin, olay yeri inceleme ekibi tarafından yapılan incelenmesinde, kaza sonrası far kısmının faal olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, ölenin üzerindeki giysinin reflektör özelliği olmadığı, motosikletin PTS kayıtlarının incelenmesinde 20;59 da geçiş görüntüsünün alındığı, motosikletin ışığının yanmadığı tespit edilmiştir.

3.Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesinin mahkeme hâkimi tarafından yapılabileceği, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkını haiz bulunduğu, bilirkişi tarafından kusurluluk konusunda yapılan değerlendirmenin hâkimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle şüphelinin kusur durumunun mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, Burdur Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/3228 değişik iş sayılı kararı itirazın reddine ilişkin kararı, hukuka aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Burdur Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/3228 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.