YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/493
KARAR NO : 2023/3397
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/269 E., 2022/377 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, gerekçeli karar ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 12.11.2022 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 15.11.2022 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.05.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/375 Esas sayılı dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklandığını, 07.11.2013 tarihinde tutuksuz yargılanmasına karar verildiğini ve tahliye edildiğini, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/375 Esas, 2014/141 Karar ve 08.04.2014 tarihli ilamı ile beraatine hükmedildiğini, bu kararın 26.02.2015 tarihinde kesinleştiğini ve bu şekilde haksız tutuklama sebebiyle 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren en yüksek kredi faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 12.06.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle süre, görev, yetki, mükerrer dava ve mahsup yönünden araştırıma yapılması gerektiğini, davacının maddi zararını belgelendirmediğini, talep edilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.02.2022 tarihli ve 2020/11780 Esas,2022/1472 Karar sayılı kararı ile davacı lehine fazla maddi ve eksik manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma kararı üzerine Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/269 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararıyla bozma ilamı gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.01.2023 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin reddini, davacı vekilinin temyiz istemi bakımından ise davacı lehine eksik tazminata hükmolunduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz isteği; avukatlık ücretinin tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz isteği; davanın reddi gerektiğine, davanın süresinde açılmadığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı … hakkında 29.01.2012 tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçu iddiası ile sanık sıfatı ile hakkında Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/375 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, davacının bu dava sırasında 11.09.2013 tarihine tutuklandığı ve 07.11.2013 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 08.04.2014 tarihli 2014/141 Karar sayılı kararı ile sanık (davacı) …’ün üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay 10.CD.nin 26.02.2015 tarihli 201477921 Esas ve 2015/20838 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
…
Tazminat davasına konu Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/375 Esas ve 2014/141 Karar sayılı davasına ait beraat kararı ve tutanak örnekleri dosyaya celp edilmiş, davacının bu davada 11.09.2013-07.11.2013 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve sonuçta beraatine karar veridiği ve kararın yargıtay tarafından onanarak 26.02.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının iddia konusu maddi tazminat talebi konusunda belge ibraz edememesi nedeniyle yerleşik Yargıtay kararları gereğince net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 11.09.2013–07.11.2013 tarihleri arasında 57 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.02.2015 tarihinde kesinleştiği, mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporu Yargıtay ilamı gereği hatalı olduğundan rapora itibar edilmediği, maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden 1.500,20 TL olarak hesaplandığı, maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 11/09/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine,
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, 57 günlük tutukluluk süresinin üzerinde yarattığı acı ve elemin etkisi, sosyal ilişkileri ve içtimai durumu ve hakkaniyet kuralları göz önüne alınarak 3.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 11/09/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/375 Esas–2014/141 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 11.09.2013–07.11.2013 tarihleri arasında 57 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.02.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve tazminat talep edilebilmesi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Davalı vekilinin, gerekçeli karar ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 12.11.2022 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 15.11.2022 tarihinde kendisine tebliği üzerine 15.11.2022 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, davalı vekilinin hükmü katılma yolu ile temyiz ettiği kabul edilmekle, tebliğnamedeki temyiz kesinlik sınırı ve hükmedilen tazminat miktarı nedeniyle hükmün davalı bakımından kesin olduğundan bahisle ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
3. Davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından, tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmış ve davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davanın süresinde açıldığı, mükerrer dava bulunmadığı, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmış ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin maddi ve manevi tazminatın fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/269 Esas, 2022/377 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.