Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/5611 E. 2023/3426 K. 27.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5611
KARAR NO : 2023/3426
KARAR TARİHİ : 27.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/621 E., 2023/729 K.
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/171 Esas, 2015/369 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/171 Esas, 2015/369 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2020/10149 Esas, 2022/9006 Karar sayılı kararı ile;

“… Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; ”…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2023 tarihli, 2023/63 Esas 2023/25 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında durma kararı verilerek dosyanın Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Ödemiş Seri Muhakeme Usulü Soruşturma Bürosu’nın 30.05.2023 tarih ve 2023/1393 soruşturma sayılı yazısı ile; “Şüphelinin üzerine atılı suçun seri muhakeme usulü kapsamına giren suçlardan olması sebebi ile şüpheliye gerekli bilgilendirmenin yapıldığı ve ilgili usulün teklif edildiği, ancak dosya kapsamındaki 22/05/2023 tarihli tutanaktan görüleceği üzere hakkında seri muhakeme usulü işlemlerinin uygulaması teklifini açıkça reddettiği ve bu sebeple soruşturmaya genel usullere göre devam olunduğu ancak kovuşturmanın daha önceden yapıldığı anlaşıldığından” gerekçeleri ile sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği bildirilmiş ve 2023/621 Esas sayılı dosya ile yargılamaya devam edilmiştir.

4.Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2023/621 Esas, 2023/729 Karar sayılı kararı ile; dosyanın geldiği aşama ve basit yargılama usulünün takdire bağlı olması hususları birlikte gözetilerek basit yargılama usulü uygulanmayarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunmuş ve sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.08.2023 tarihli ve 2023/90464 sayılı, “Bozma” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararı temyiz etme iradesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2023/621 Esas, 2023/729 Karar sayılı kararı ile;
“… İddia, sanık savunması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay günü sanık …’ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile arkasında yolcu olarak mağdur …’in de olduğu halde Birgi Mahallesinden Ödemiş İlçesine doğru seyir halinde bulundukları sırada sanığın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, söz konusu kazadan sonra yapılan ölçümde sanığın 1,66 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanığın alkol etkisi altındayken emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde … kullanmak suretiyle üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, suçun seri muhakeme usulüne tabi gelmesi ancak sanığın kendisine yapılan teklifi reddetmesi nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleştiğinden tespit edilen alkol miktarı itibariyle ölçülülük ve oranlılık ilkesi gereğince alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına…” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Olay günü sanık …’ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile arkasında yolcu olarak mağdur …’in de olduğu halde Birgi Mahallesinden Ödemiş ilçesine doğru seyir halinde bulundukları sırada sanığın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, söz konusu kazadan sonra yapılan ölçümde sanığın 1,66 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

3.Kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, sanığa ait adli muayene raporu ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.

4. Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiğini bildirmiş olup,

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli tarihli bozma ilâmı öncesi alınan savunmasında;
“Ben bu konu hakkında daha önce beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim, olay tarihinde benim sevk ve idaremde olan ve arkamda arkadaşım … de olduğu halde seyir halindeyken bir anda motorsikletin hakimiyetini kaybettiğimden yola savrulduk ve kaza oldu, ben yola çıkmadan önce Birgi’deki gazinoda bir kaç tane bira içmiştim, alkollü bir şekilde kazaya sebebiyet verdiğim için pişmanım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve bozma ilamına karşı sanığın savunmasının alındığı belirlenmiştir.

6. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, mahkemece “dosyanın geldiği aşama ve basit yargılama usulünün takdire bağlı olması hususları birlikte gözetilerek” gerekçeleri ile basit yargılama usulü uygulanmayarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.

7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

A. Tebliğname Görüşü Yönünden;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2014 tarihli ve 2014/595 Esas, 2014/461 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34 ncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35 nci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 ncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 ncü maddesinde belirtilen esas ve usulü göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirme yapılması gerekmekle birlikte; sanığın UYAP üzerinden temin edilen adli sicil kaydındaki Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/531 Esas, 2014/26 Karar sayılı, 04.09.2014 kesinleşme tarihli, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin ilamın da tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla; mahkemece tekerrüre esas alınan ilam açısından lehe kanunun belirlenmesi yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılması sonuca etkili görülmediğinden, tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden;
1.Sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2014 tarihli ve 2014/595 Esas, 2014/461 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34 ncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35 nci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 ncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 ncü maddesinde belirtilen esas ve usulü göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirme yapılması gerekmekle birlikte; sanığın UYAP üzerinden temin edilen adli sicil kaydındaki Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/531 Esas, 2014/26 Karar sayılı, 04.09.2014 kesinleşme tarihli, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin ilamın da tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, sanığın Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/531 Esas, 2014/26 Karar sayılı 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle hüküm hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-1) numaralı bentte açıklanan nedenle, Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2023/621 Esas, 2023/729 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan yedinci paragrafın hükümden çıkarılarak yerine, “Sanığın, Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/531 Esas, 2014/26 Karar sayılı, 04.09.2014 kesinleşme tarihli, TCK’nın 86/2 maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin ilamı ile mükerrir olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.09.2023 tarihinde karar verildi.