YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/979
KARAR NO : 2023/4500
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/492 E., 2022/325 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çubuk (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 27.12.2013 tarihli 2013/555 Esas, 2013/832 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Çubuk (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 27.12.2013 tarihli 2013/555 Esas, 2013/832 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 06.04.2016 tarihli ve 2015/25668 Esas, 2016/6909 Karar sayılı kararı ile;
”Katılanın aşamalarda değişmeyen anlatımı ve sanığın tevil yollu savunması ve dosya kapsamına göre, sanığın ısrarla katılan ile konuşmak isteyip ona not kağıdı verdiğinin anlaşılması karşısında, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.06.2016 tarihli ve 2016/679 Esas, 2016/941 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
4. Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli 2021/492 Esas, 2022/325 Karar sayılı kararı ile; Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.06.2016 tarihli ve 2016/679 Esas, 2016/941 Karar sayılı hükmünün sanığın 5 yıllık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle açıklanmasına, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01.11.2022 tarihli ve 2012/111606 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılanın sanık tarafından takip edilmek ve konuşmak istemesi suretiyle rahatsız edildiği, katılana başka birine iletilmek üzere not kağıdı verildiği, sanığın bu eylemlerini belli aralıklarla tekrarlayarak katılanın huzur ve sükununu bozduğu, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Mahkemece; Katılanın aşamalarda değişmeyen anlatımı ve sanığın tevil yollu savunması ve dosya kapsamına göre, sanığın ısrarla katılan ile konuşmak isteyip ona not kağıdı verdiğinin anlaşılması karşısında, suçtan kurtulmaya yönelik sanık savunmasına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı kişilerin huzur ve sükunun bozmak suçunu işlediği tüm dosya kapsamı ile sabit görüldüğünden sanığın 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Sanık aşamalardaki beyanlarında, “Ben hazırlıkta verdiğim ifademi aynen tekrar ederim. Ben mağduru önceden tanırım. Olay tarihi olan 16 Temmuz da işime gitmek için otobüse bindiğimde kendisi de bir müddet sonra aynı otobüse bindi. Eşimden dolayı bir arkadaşının eşime bir takım sözler söylemiş olması nedeniyle telefon numaramı bir kağıda yazarak eşime neden böyle yaptığını sormak üzere bu arkadaşına numaramı iletmesini istedim. Oda kağıdı elimden alarak yere attı. Bende yerdeki kağıdı aldım. Bunun dışında kendisiyle başka hiç bir irtibatım olmamıştır. Kendini hiç bir şekilde rahatsız etmedim. Bir keresinde de kuyumcudan altın almak üzere kuyumcu dükkanına gittiğimde kendisini yolun karşı tarafında gördüm. Benim bulunduğum tarafa doğru geçtiğini görünce yanıma geldiğini düşündüm. Fakat bir markete girdi. Bunun dışında kendisiyle hiç bir yerde ve hiç bir zaman karşılaşmadım. Hiç bir şekilde de rahatsız etmedim. Hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmak isterim. Bu nedenle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Katılan aşamalardaki beyanlarında, “Ben sanığı daha önceden tanımıyordum. Aynı kurumda kaldığımız arkadaşlarım Zekiye ve Aydilek vasıtasıyla tanıdım. Sanık olay tarihinde Çubuk’a gelmek üzere otobüse bindiğimde bana bir kız arkadaşıma iletilmek üzere bir not kağıdı verdi. Ben de bu kağıdı almadım. Kendisini görmemiş gibi yaptım. Bundan öncede bir iki kez aynı şekilde bu arkadaşıma iletilmek üzere benden not göndermeye çalıştı. Fakat ben almadım. Sanık bu suretle beni rahatsız etmiştir. Kendisinden şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller karşısında sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
A.2.Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tiplerine uyduğu, anlaşılmakla, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanığın kastı, suçu işleme şekli, suçu işlediği yer ve zaman, suç sonrası oluşan zarar göz önüne alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli 2021/492 Esas, 2022/325 Karar sayılı kararında, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.