YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9846
KARAR NO : 2007/12483
KARAR TARİHİ : 19.06.2007
MAHKEMESİ : İstanbul 2. İcra Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Borca İtiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine adı geçenin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, Ümraniye İcra Dairelerinin yetkili olduğunu belirterek İstanbul İcra Dairesinin yetkisine, imzaya ve faize itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece öncelikle borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazı hakkında bir karar verilmesi, yetki itirazının yerinde görülmemesi halinde diğer itiraz nedenleri değerlendirilmesi gerekirken, yetki itirazı konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yargılamanın sürdürülerek, sonuçlandırılması ve yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; HUMK.nun olaya uygulanması gerekli 309/4.maddesinde (imza incelemesinin bilirkişi tarafından yapılmasına karar verilmesi halinde) borçlunun uygulamaya elverişli imzasının bulunamadığı hallerde adı geçene hakim huzurunda yazı yazdırılacağı ve imza attırılacağı ifade edildikten sonra, inkar edene yazdırılacak ibarelerin bilirkişi tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. (Prof Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 2. cilt sf. 2092)
Somut olayda Mahkemece borçlu vekiline müvekkiline ait imzaların bulunduğu resmi yerleri bildirip buralardaki belge asıllarının celbi konusunda masraf verip müzekkere yazdırması için kesin süre verildiği ve kesin süreye riayet edilmediği nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Senette ki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir.( HGK. nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 esas, 2006/231 sayılı kararı) Bu nedenle yukarıda açıklanan şekilde borçluya kesin süre verilmek suretiyle sonuca gidilemez. O halde Mahkemece borçlunun imzaya itirazı yöntemince incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, İİK.nun 170/3. maddesine göre; İcra Mahkemesi, 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı (İnceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir.) İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip (İİK.170/2. fıkrasına göre) durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilir ve itiraz reddedilir. Mahkemece herhangi bir imza incelemesi yapılmaksızın kesin süreye riayetsizlik nedeniyle imzaya itirazın reddine karar verildiğinden borçlunun inkar tazminatıyla sorumlu tutulması ve borçlunun faize itirazı konusunda inceleme yapılmaması ve olumlu olumsuz bir karar verilmemesi yasaya uygun bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.