Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2012/17437 E. 2012/35680 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17437
KARAR NO : 2012/35680
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
TK.nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfının taşımasın için “senedi tanzim edenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşulolarak kabul edilmemiştir. TTK.nun 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 589. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez. Yine, TTK.nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 613. ve 614/1. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez.
Takip konusu bononun tanzim eden bölümünde borçlu… ismi yazılı olup, dört imza mevcuttur. Bu imzaların ise borçlu… ve …’ya ait olduğu ihtilafsızdır. Bu durumda … tarafından atılan imzalardan birisinin şahsen, diğerinin ise şirket adına atıldığının kabulü gerekeceğinden, bonoyu kefil olarak imzalayan … aval veren durumunda bulunmaktadır.
Aval ile kefaleti birbirinden ayırmak gereklidir. Kefalet, fer’i nitelikte olmasına karşın, aval bağımsız ve asli bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini defi veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Oysa kefil, asıl borçluya ait kişisel defilerden yararlanabilir. Kefaletin, mutlaka asıl borç senedi üzerinde gösterilmesine lüzum olmadığı halde, aval şerhinin mutlaka poliçe, bono veya alonj üzerine yazılması gerekir. Bono üzerine “kefil” ibaresi konsa dahi bu, aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlu su ile birlikte müteselsilen sorumlu olur(TTK.614). TTK.nun 636. maddesi hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan, bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur.
Yine Borçlar Kanunu’nun 487.maddesi gereğince, müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile borcun ifasını yükümlenen borçlulara karşı, alacaklı, asıl borçluya müracaat etmeden ve rehinleri nakte tahvil ettirmeden icra takibi yapabilir.
Bu durumda takip yapan alacaklı …, bononun hamili olup, bonoyu tanzim eden… ile aval veren … hakkında icra takibi yapabilir.
O halde mahkemece … yönünden dayanak senetlerde şirket kaşesi bulunmadığı gibi şirketi temsilen imzaladığına dair herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.