Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/13742 E. 2014/18955 K. 30.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13742
KARAR NO : 2014/18955
KARAR TARİHİ : 30.06.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/12/2013
NUMARASI : 2013/307-2013/572

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi . .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı H.. Ö.. tarafından takip borçlusu Y.. A.. aleyhine bonoya dayalı kambiyo takibi başlatılmıştır. Borçlu Yurdanur yönünden takip kesinleşmiş, takip dosyasında hacizler yapılmış ve bu esnada senet bedeli ferileriyle birlikte borçlu tarafından icra müdürlüğüne ödenmiştir.
Takibin kesinleşmesinden sonra takip borçlu tarafından menfi tespit davası açılmıştır. Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.12.2011 tarih ve 2010/837 – 2011/986 sayılı kararı ile; “taraflar arasında dava konusu 28/10/2008 tarihli protokol başlıklı belgeden ve alacaklısı davalı borçlusu davacı olan 28/10/2008 tanzim 05/01/2009 vadeli 20.000,00 USD’lik meblağı senetten dolayı davacının (Y.. A..) davalıya (H.. Ö..) borçlu olmadığının tespitine” karar verilmiş ve anılan karar 11.02.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Borçlu Yurdanur vekilinin talebi üzerine icra müdürlüğünce; “Takip borçlusu vekillerinin ibraz ettikleri Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinden sadredilen 2010/837 – 2011/986 esas karar sayılı ilamı, menfi tespit davasının kabulüne, borçlunun borçlunun borçu olmadığının tespitine, davalının (alacaklı) inkar tazminatına yönelik olduğu, bu hal üzere, icra müdürlüğünce yapılacak işlem İİK 72 madde kapsamında takibin durdurulması ve tatbik edilmiş hacizlerin fekki suretiyle takibin işlemden kaldırılmasından ibarettir. Zira menfi tespit ilamının münderecatı eda hükmünü kapsamamaktadır. Bu nedenle takip aşamasında mahkemece tedbir kararı verilmemiş bulunulduğundan ödenmiş paraların İİK 72/6 madde kapsamında değerlendirme yapılarak istirdadı söz konusu olamayacağından menfi tespit kararının infazının mümkün olmayacağı, İİK 72/7 hükmü de nazara alınarak (1) ve (3) nolu taleplerinde, tazminatın bu türden masraf ve zararlar için hükmedildiği gözetilerek her talebinde reddine” karar verilmiş, söz konusu bu işlem borçlu vekili tarafından şikayete konu edilmiştir.
İİK’nun 72/5.maddesinde; “Dava, borçlu lehine hükme bağlanmışsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre; menfi tespit davasının kabulü kararının kesinleşmesi üzerine, davanın kabulü kararının içeriğine göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan, icra dairesi tarafından icra kısmen veya tamamen eski hale
iade edilir. Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanmadan önce, borçlunun malları haczedilmiş ise, menfi tespit kararının kabulü üzerine haczedilen mallar satılamaz ve davanın kabulü kararının kesinleşmesi üzerine bu haciz kalkar (Prof. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı s:383).
Somut olayda, takibe konu senetten dolayı borçlunun alacaklıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve söz konusu karar kesinleşmekle haciz kendiliğinden kalkacağından aracın borçluya teslimine karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece, şikayetin kabulü ile belirtilen noktada icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesi gerekirken eksik ve yanılgılı değerlendirme ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.